CHP yelkenini dolduran rüzgârın asıl amacı ne?

Haberin Devamı

Tam 32 yıl sonra işçinin, emekçinin, aydının, sanatçının, halkın 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmasını 2 Mayıs günü “Dün bir kırılma noktasıydı” başlıklı yazıyla değerlendirmiştim. O gün 8 yıla yaklaşan AKP iktidarına karşı ilk kez halkın bütün kesimlerinin katıldığı bir gösteri yapıldı. Hangi partiden olursa olsun yüz binlerce kişi bu iktidarın artık gitmesi gerektiğini haykırdı.

Çünkü o gün siyasetlerin çok üstündeydi, halkın dilek ve özlemleri dile getirilmişti. Bu da AKP iktidarını tehdit eden “ilk kırılma noktasıydı” bana göre.

Bu açıdan bakınca CHP’de yaşananları da bu paralelde değerlendirmek gerek. Kimse CHP’de olanları parti içi hesaplaşma, Baykal’ın satılması, büyük patronların bir oyunu, tamamen dış güçlerin yarattığı bir komplo olarak nitelemesin. Elbette bu faktörler de mutlaka hesaba katılmalıdır ama buradaki asıl güç halkın artık üzerindeki ölü toprağını atmaya karar vermesidir.

CHP’deki yeni durum, AKP iktidarından memnun olmayan, bu iktidarın Türkiye’yi tehlikeli bir uçuruma doğru götürdüğüne inanan milyonların, görünmeyen gücünün baskısıyla yaşanmaktadır.

Alelacele yapılan ilk anketler bile CHP’deki bir yönetim değişikliğinin partiye güç ve oy kazandıracağını gösteriyor. CHP’nin yelkenlerini doldurmaya başlayan bu rüzgâr sadece soldan, CHP’lilerden, küskünlerden gelmiyor. Halkın her kesiminden ve görüşünden bu yelkenlere üfleyenler var.

Çünkü ezilen, işsiz kalan, itilip kakılan, yandaş olmadığı için işleri bozulan, yaratılan korku ortamından şiddetli rahatsız olan, Türkiye, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığının neredeyse resmi ideoloji haline getirilmesinden, laikliğin, çağdaşlığın alay konusu yapılmasından, milliyetçi duyguların hakarete uğramasından rahatsızlık duyan milyonlar “Evet, bu iktidardan kurtulalım da, kime gideceğiz” telaşı ve endişesi içindeydi.

Gidilecek yerlerden biri CHP’ydi ama bu partinin yönetimi de milyonların içine pek sinmiyordu. Sonuçta bu güç CHP’yi en derin yerinden vurdu, bir kaset bahanesi bu talebin patlamasına neden oldu.

Kılıçdaroğlu yeni ekibiyle birlikte bu gerçeği mutlaka iyi anlamalı ve yönetmelidir. CHP yelkenlerini dolduran rüzgârın birinci amacı iktidarı ilk seçimde indirmektir. Hesaplar buna göre yapılmalıdır. Ana politikalar, parti içi güç savaşları, yeni liderlik alanları ondan sonra düşünülmelidir.

***


Sana ne be kardeşim?

İktidar, CHP’de yaşanan olayları, bizzat Başbakan’ın ağzından belden aşağı çekmeye çalışıyor ve diğer gelişmeleri sessizce izliyor. Buna karşın yandaşlar ve özellikle maskeli faşistler çılgın gibi.

Hepsi maaşallah bir inciler döktürüyorlar ki, insana parmak ısırttırıyorlar.

Hepsi Kılıçdaroğlu’nun hangi politikaları izleyeceğini “şiddetle” merak ediyor. Her cümlelerinde “Kılıçdaroğlu ne yapacağını açıklasın, halka umut verecek mi görelim” vurgusu yapıyorlar.

Sonra da hükmü veriyorlar: “Kılıçdaroğlu’dan bir şey olmaz.”

Eee olmasın, size ne? Niye bu kadar üzülüyorsunuz ki? Fena mı, Kılıçdaroğlu’ndan bir şey olmayacaksa CHP’nin oyları artmayacaksa daha iyi ya işte. Şuursuzca savunduğunuz AKP iktidarına da bir şey olmaz o zaman.

***


Sert sessiz

Kılıçdaroğlu’na “Gandi Kemal” yakıştırması galiba “fiziğinden” ötürü yapılıyor. Sessiz sakin görünümü ve Gandi’ye benzeyen yüzü bu lakabın kendisine yapıştırılmasına neden oldu.

Kemal Kılıçdaroğlu ile kısa süreli birkaç konuşmam oldu geçmişte. Bu birkaç görüşmede çok sakin görünümünün arkasında ilkeli ve kararlı bir karakter olduğu izlenimini edinmiştim.

Ancak diyorum ki bu sessiz, sakin ve uysal mizaç kimseyi aldatmamalı.

İki nokta dikkatimi çekiyor: Birincisi Kılıçdaroğlu uzun yıllar SSK Genel Müdürü oldu. Burası çok çetrefilli bir devlet kurumu, sevk ve idaresi çok zordur. Atılan her imza başa dert açabilir.

Ancak bu zor görev sırasında Kılıçdaroğlu hakkında tek bir şaibe bile duyulmadı. SSK’nın Kılıçdaroğlu döneminde başarılı olduğu da kayıtlarda.

Bir bürokrat bir dönemi hem başarılı hem de şaibesiz olarak atlatıyorsa demek ki sakin görünümünün altında son derece sert yöntemler kullanarak yönetmiştir o kurumu.

İkinci dikkatimi çeken nokta ise aile içinden aldığım bir izlenim. Kılıçdaroğlu’nun müzisyen bir oğlu varmış, yeni öğrendim. Baterist olan Kerem Kılıçdaroğlu’nun bir rock grubu varmış. Ve adı da “Sert sessiz.”

Kişiler isim koyarken çevrelerinden de etkilenir büyük oranda. Ve Kerem grubuna “Sert sessiz” adını veriyor. Babadan esinlenmiş olabilir mi?

Diyeceğim şu ki kimileri eğer “Kemal Bey halim selim adam, sessiz ve sakin, istediğimizi yaptırırız” diye düşünüyorsa fena halde hayal kırıklığı yaşayabilir.

***


Beşiktaşlıların üzülmesine gerek yok

Önce dünkü yazımdaki bir maddi hatayı hemen düzelteyim. Bursaspor Başkanı ile yemek yiyen kişi Beşiktaş’ın eski futbol şubesi sorumlusu. Hata benim, mevcut futbol sorumlusunun telaşlanmasına gerek yok.

Gelelim konuya. Dünkü yazım bir kişinin istediği an nasıl spekülasyon yapabileceğini göstermek için yazılmıştır.

Bu yazı Fenerbahçe’nin attığı bir golü “Kaleciler şike yaptı” iddiasıyla ciddi ciddi yazanlara “Peki ben de böyle yazarsam ne olacak?” hatırlatmasıdır. Başka bir amacı yoktur.

Anladığım kadarıyla bazı Beşiktaşlılar alınmışlar, üzülmüşler. Hiç gerek yok, yazıyı bir daha okumaları yeterlidir. Ama gerçekten üzülenlerden de özür dilerim.

Fenerbahçeliler de (ben dahil) şu gerçeği beynine sokmalıdır. Şampiyonluğu son maça taşıyan, Trabzon’u yenemeyen biziz. Fenerbahçe Trabzon’u yenseydi, Bursa Beşiktaş’a 10 tane atsaydı da fark etmeyecekti. Kimse bahane aramasın.

Fenerbahçe Başkanı dün tatlı sert yine polemik yaratacak sözler söyledi. Bence buna da gerek yok. Konuyu istediğiniz kadar uzatırsınız ama gerçeği değiştiremezsiniz.

Bursa şampiyon olmuştur ve kutlamaktan başka yapılacak bir şey de yoktur.

Beni asıl üzen, diğer tüm takımların Fenerbahçe’nin şampiyon olamamasına sevinmeleri. Hedef Fenerbahçe’yi “Fenerbahçeli olmayanların düşmanı” konumundan çıkartmaktır. Fenerbahçe bu düşmanlığı hak etmiyor.

***


CHP’li bir grup statükonun devamı için çırpınıyor. Bu enerji, “Politbüro” yerine seçim bürolarında harcansaydı, CHP çoktan iktidar olmuştu. (Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR