CHP “yaladı mı, yalamadı mı” bugün belli olacak

Haberin Devamı

OKURLA SOHBETLER

Sevgili okurlar, Yüksek Askeri Şûra’nın da bitmesiyle aslında ekim ayına kadar büyük bir sakinlik yaşanması gerekiyor. Ancak burası Türkiye ve hiç beklemediğimiz anlarda umulmadık olaylarla karşılaşıyoruz. Öyle sanıyorum ki, normalde önümüzdeki iki aya yakın süre sakin geçecek gibi görünse de öyle olmayacak; siyaset, ekonomi ve dış gelişmeler yaz sıcağının bunaltıcı havasını bile gölgede bırakacaktır.

Ergenekon davası yeniden

Uzunca sayılabilecek aradan sonra Ergenekon Davası bugün yeniden başlıyor. Bugünkü davanın önemi, halen
tutuklu bulunan iki CHP’li milletvekilinin durumunun yeniden ele alınacak olması. Büyük ihtimalle Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal “tutuksuz yargılanmak” üzere bugün bir başvuruda bulunacaklar. Hâkimler “Meclis iradesine” saygı gösterirlerse iki tutuklu milletvekili serbest
bırakılabilir. Bu konuda tahmin
yürütemiyorum.

CHP’nin tarihi günü

Mahkeme bugün ya da bu hafta içinde talepleri değerlendirecek ve karara bağlayacaktır. Konu CHP için çok önemli, çünkü resmen açıklanmasa da “yemin boykotunun bitmesi için” AKP ile imzalanan “mutabakat” milletvekillerinin serbest bırakılması için yazılan bir irade beyanıydı. CHP ortak iradeden “resmen” bu anlaşılmasa bile, tutukluların serbest bırakılacağı umuduyla mutabakatı
“demokrasi zaferi” olarak nitelemişti.

Yalayıp yalamama

CHP, tutuklu iki milletvekilinin serbest bırakılmaması üzerine Meclis’e girmiş ama yemin etmemişti. Genel Başkan
Kılıçdaroğlu “Arkadaşlarımız serbest kalana kadar bu eylemimiz sürecek” demiş, buna karşı Başbakan Erdoğan “Tükürdüklerini yalayacaklar, göreceksiniz
Meclis’e gelecekler” cevabını vermişti. Sonuçta gerilen ilişkiler yazılan bir ortak mutabakatla yumuşamış, CHP Meclis’e girip yemin etmişti.

Söylenmeyen gerçek

O tarihte “izlenimlerimi” biraz da üstü kapalı yazmıştım. Kamuoyunda “CHP tükürdüğünü yaladı” olarak algılanan eylemin bitmesi aslında AKP’nin “tutuklular serbest bırakılacak” sözüne dayanıyordu. Yaşanan şuydu; iktidar ilk aşamada tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılmasını istemedi. Ancak bunun daha fazla sürmesi de olmazdı, mutabakat adı altında mahkemeye “bırakın” talimatı gönderildi. Olayın özü budur.

Peki nasıl olacak?

Mahkeme AKP-CHP mutabakatını alır almaz tutukluları serbest bırakamazdı. Bunun da elbette bir prosedürü var. İlk duruşmada tutuklu sanıklar itiraz edecekler, mahkeme de “milli iradeye saygı” diyerek bu kez itirazları kabul edecek ve sanıkları tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakacak. El altından CHP’ye söylenen buydu. Yemin boykotunun uzaması CHP’nin de işine gelmezdi. Amaca ulaşıldığı düşünülerek mutabakat imzalandı.

Başbakan şaşırttı

Ancak tam bu aşamada Başbakan’ın “Bunların omurgası yok, bak nasıl geldiler” sözleri CHP’yi şoke etti. Kılıçdaroğlu “Her şeyi hesap ettim, Başbakan’ın sağlığını hesap etmedim” diyerek öfkesini dile getirdi. Ancak o aşamada “Bize söz verildi” denilemediği için Başbakan’ın siyasi nezaketi aşan sözleri üzerinde pek durulmadı. CHP 8 Ağustos’u yani tutuklu sanıkların mahkemeye çıkarılacağı günü beklemeyi daha doğru buldu.

Sıkıntılı durum

AKP’nin “tutuklular serbest kalacak” sözü vermesinden sonra Başbakan’ın CHP’yi küçük düşüren sözleri “Köşeye
sıkışmış muhalefete son bir tokat” olarak da algılanabilir, ama tam tersine, verilen sözün tutulmayacağı olarak da yorumlanabilir. İşte şu anda CHP’nin bilmediği bu. Eğer bugün (bu hafta) iki tutuklu milletvekili serbest bırakılırsa CHP “Yaptığımız eylem başarılı oldu, mutabakatı imzalamakta haklıydık” diyebilecektir.

Ya serbest kalmazlarsa

Ya Erdoğan verdiği sözü tutmazsa ve mahkeme iki tutuklu milletvekilini serbest bırakmazsa ne olacak? İşte CHP’nin en büyük sıkıntısı bu. Çünkü bu durumda CHP yönetimi “yemin boykotunu” da “mutabakatı” da anlatamayacak ve gerçek anlamda “tükürdüğünü yalamış” olduğunu kanıtlayacaktır. Eğer iki milletvekilinin tutukluluk hali sürerse CHP tüm inandırıcılığını ve güvenirliliği de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.

Gövde gösterisi

Bu durumu bilen CHP, bugün Silivri’de çok büyük bir gövde gösterisine hazırlanıyor. Birçok milletvekili, partili ve CHP’li vatandaş bugün Silivri’de toplanıyor. Öyle sanıyorum ki bugünkü duruşma Ergenekon’un davasının başladığı günden bu yana yaşanan en ilginç, renkli ve hareketli duruşma olacaktır. Sonuçta CHP bugün (bu hafta) Silivri’de bir “ölüm kalım mücadelesi verecek” yorumunu yapmak hiç de yanlış olmaz.

Yüksek Askeri Şûra

Sevgili okurlar; Yüksek Askeri Şûra, tam tahmin ettiğim ve daha önce de yazdığım gibi “sorunsuz” bitti. Olan istifa eden Genelkurmay Başkanı’na oldu gibi geliyor bana. Ancak yaşanacaklar ilk günden belliydi. Kamuoyu sanki bugüne kadar Şûralarda askerin dediği oluyordu da, ilk kez sivil otorite hâkim oldu yanlış bilgisiyle yönlendirildi, heyecan dozu artırıldı, oysa bu Şûra’da da daha önce ne oluyorsa aşağı yukarı aynısı yaşandı.

Askeri Şûra fotoğrafı

Yine bilgi kirletme uzmanları kamuoyunun zihnine “ilk’ler” adı altında bazı sözde yenilikleri sokmayı başardı. Örneğin bir fotoğrafla “İşte sivil otoritenin zaferi, Başbakan tek başına oturuyor Şûra’da” haberi beyinlere nakşedildi. Oysa gerçeği bilmiyoruz. O toplantıda Genelkurmay Başkanı yoktu, oturma düzeni bu nedenle mi öyle oldu, yoksa hep böyle mi kalacak, yasa değişmeden bunu anlamamız zor. Bir sonraki Şûra’da bakalım fotoğraf nasıl olacak?

İlk’ler mi, yoksa garabet mi?

Kamuoyuna “ilk’ler” sunulurken, yaşanılan garabetler ise nedense medyada eleştirel açıdan fazla yer almadı. Örneğin “aranan” bir komutanın Başbakan’ın yanında olmasındaki garabeti anlatabilir misiniz? Ya da hâlen hapisteki bir generalin yurt dışına atanmasını? Kozmik odada belge saklandığından habersiz bir oramiralin kuvvet komutanı olmasını anlamak mümkün mü? İlk’ler bunlarsa gerçekten çok başarılı bir Şura’ymış.

BDP’ye ara seçim

Hafta içinde yazdığım bir konuya değinmek istiyorum. BDP’lilerin yemin etmemeleri halinde AKP’nin ara seçime gitme planı olduğunu yazmıştım. Böyle olması halinde BDP’nin şimdikinin yarısı kadar bile milletvekili çıkaramayacağını da belirtmiştim ki planın özü de bu zaten. Ancak anladığım kadarıyla bazı okurlar ara seçimin işyeşini bilmedikleri için “ne fark eder, BDP daha da güçlü olarak gelir” yorumları yapmışlar.

Ara seçim deyince

Bu okurların bilmediği sanıyorum şu; ara seçim denilince bazı illerde tüm milletvekilleri için seçim yapılacağını sanıyorlar. Oysa, ara seçim yapılacak illerde kaç milletvekili eksikse o kadarı için yapılır. Yani Diyarbakır 11 milletvekili çıkarıyor ama, 6 BDP’linin milletvekilliği düşünce burada sadece 6 milletvekili için seçim yapılacak. Aynı oylar alınsa bile BDP otomatik olarak yarıya düşüyor. Herkes biliyor bunu da, yanlış yorumlar için tekrarladım.

Ekonomik durum

Sevgili okurlar bu hafta son olarak da ekonomik durumla ilgili birkaç noktayı yazmak istiyorum. Başta Amerika olmak üzere Avrupa üzerinden bir “ekonomik kriz dalgasının” gelmesi ihtimali çok yüksek. Başbakan “Bu kez teğet bile geçmeyecek” diyorsa da, durum dediği gibi olmayabilir. İktidar bu kez ön bir atak yaptı. Krize karşı çok şaşırtıcı önlemler aldı. Bu adımların ne kadar başarılı olduğunu kısa bir süre sonra birlikte göreceğiz.

Risk büyük, hedef de

Ekonomi yazarlarından aldığım izlenimlere göre AKP hükümeti kriz öncesi büyük bir riski göze alıyor. Eğer beklenen kriz gelirse bu önlemler sayesinde Türkiye’nin az zarar göreceği belirtiliyor. Ama Amerika ve Avrupa krizi önleyecek adımlar atarlarsa da alınan bu önlemlerin Türkiye’yi duvara toslatabileceği ileri sürülüyor. Bu nedenle heyecanlı bir bekleyişteyiz. İktidar bu eşiği atlayabilirse çok büyük bir başarıya imza atmış olur.

Hepinize iyi haftalar dilerim...

DİĞER YENİ YAZILAR