CHP’nin en cesur kararı

Haberin Devamı

CHP Genel Başkanı gece yarısı çıkarılan ve askerlere sivil yargı yolunu açan yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götüreceklerini açıkladı. Bu, CHP’nin son yıllarda aldığı en önemli ve cesur kararlardan biridir. Çünkü AKP ve yandaşları gece yarısı yasasını “Sivilleşme, demokraside devrim” olarak adeta beyin yıkama yöntemleriyle kamuoyuna anlatıyor. Şimdi aynı ekip CHP’nin “sivilleşmeye, demokratikleşmeye” karşı ve daha da önemlisi “darbeci, cuntacı” bir parti olduğu yolunda yoğun bir kampanya yapacaktır. Ki daha karar alınmadan bu yaygara başlamıştı bile.

CHP bu kararıyla, darbelere, askeri vesayete gerçekten karşı çıkan, demokrasiye, hukuka sonuna kadar bağlı olan, Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkan kesimleri de şaşırtabilir.

Ama CHP’nin yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi kararı doğrudur. İktidarın adeta “gece ne yapacağımız belli olmaz” taktiği ile demokrasiyi yıpratan ahlak dışı eylemlerine karşı bu refleksin gösterilmesi gerekirdi.

Tabii işin doğrusu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “tereddütleri giderin” gibi hiçbir kurala ve teamüle uymayan bir yolu izlemeyip yasayı doğrudan veto etmesiydi. Çünkü çok açık görülüyor ki, Cumhurbaşkanı tereddüt olduğunu kabul ediyor. Bu durumda tereddüt neyse bunun belirtilmesi ve yasanın yeniden görüşülmek üzere Meclis’e geri gönderilmesi işin doğrusuydu.

Cumhurbaşkanı bunu yapamadı. Belli ki göze alamadı. Partisinin talebine boyun eğdi. Gül bu davranışıyla “herkesin tarafsız cumhurbaşkanı” olma hakkını tamamen yitirmiş oldu. Gül artık AKP’nin Cumhurbaşkanı’dır. Bu tescil edilmiştir.

Tabii bu onayın arkasında da ince bir politika olduğunu söylemeliyim. Anayasa Mahkemesi ne karar verecek, şu anda bilemiyorum. Ama deyin ki yasa iptal edildi.

Bu durumda iktidar ve yandaşları Anayasa Mahkemesi’nin demokrasi ve sivilleşme önündeki engel olduğu propagandasına başlayacaktır. Ki başladı bile. Daha önceki 367 ve türban konusundaki kararları nedeniyle Anayasa Mahkemesi’nin güvenirliliğini sarsmaya çalışan bu çevreler şimdi daha ağır biçimde saldırıya geçeceklerdir.


***



CHP meğer çok çalışıyormuş

Aydın Ayaydın eğitim ve finans dünyasından gelmesine rağmen çok ilginç bir gazetecilik refleksi gösteren, her yazısı olay olan nadir yazarlardan biri.

Ayaydın’ı çok dikkatli okumak gerekir, çünkü hem gazetecilik sezgileri hem de inanılmaz haber alma ağı nedeniyle yazdığı her şey çok önemli.

Aydın Ayaydın geçenlerde Başbakan Erdoğan’ın olağanüstü bir tempoyla çalıştığını anlatan yazısında CHP’nin ise hiçbir şey yapmadığını, sadece Genel Başkanı’nın salı günleri yaptığı grup konuşmaları ile yetindiğini belirtiyordu.

Ancak Ayaydın dünkü yazısında bir “üzüntüsünü” dile getirerek CHP’ye haksızlık yaptığını söyledi.

Çünkü Ayaydın yazısından sonra yaptığı küçük bir araştırma sonunda CHP’ye haksızlık yaptığına inanmış.

Nedeni basit: CHP liderinin aslında hiç de boş durmadığını, Türkiye’yi bir uçtan diğer uca gezdiğini fark etmiş. Tam bu anda CHP yöneticilerinden bu konuda gelen bilgiler de bu yönde olmuş.

Aslına bakarsanız Ayaydın’ın asıl medyanın tutumundan ötürü üzülmesi gerekir. CHP yıllardır AKP ve yandaşlarının propaganda bombardımanı altında “muhalefet yapmıyor” olarak gösteriliyor. Medya da CHP ile ilgili haberleri ya hiç yayınlamayarak ya da küçük göstererek bu kampanyaya destek veriyor. Sonuçta dünyanın hiçbir demokrasisinde olmayan bir “muhalefete muhalefet” ortamı doğdu Türkiye’de. Oysa CHP yeterli olmasa da bu kadar haksız saldırılara muhatap olmayacak kadar ciddi muhalefet yapıyor yıllardır.

Sadece görülmüyordu. Açıkçası Ayaydın’ın köşesinde CHP’nin son birkaç günde yaptıkarını okuyunca ben de çok şaşırdım. Çünkü bu haberleri hiçbirini medyada görmedik.

Ciddiyeti ile tanınan Aydın Ayaydın’ın durumu saptaması ve yazması CHP’ye bakışı etkileyecektir.


***



Askeri, “kaale almadığı” CHP korumaya çalışıyor

Türkiye gariplikler ülkesi. Gerçekten bazı olaylar size de fıkra gibi gelmiyor mu?

İşte, dün CHP’nin aldığı Anayasa Mahkemesi’ne gitme kararı. CHP niçin Anayasa Mahkemesi’ne gidiyor? Çünkü iktidar herkesi kandırarak gece yarısı yaptığı bir operasyonla askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasına yol açacak bir yasayı çıkardı.

Askerler sivil mahkemelerde yargılanmasın mı? Bunu kimse söylemiyor. Çağdaş hukukun geçerli olduğu ülkelerde nasılsa Türkiye’de de öyle olmalı.

Burada karşı çıkılan dokunulmazlıklar yerinde dururken, kurnaz bir eylemle sadece askeri korumasız hale getirmenin, üstelik bunu bizzat oy verecek kendi partililerinden bile saklamanın ahlaki boyutudur.

İktidar belli ki intikam hesapları içinde demokratik parlamenter sistemin işlemesine bile izin vermeden bir oldu bitti yapmıştır. Bunun düzeltilmesi ve iktidara demokraside bu tür kurnazlıların olmayacağı mutlaka anlatılmalıdır.

Bunu yapmak da ana muhalefet partisine düşüyor elbette. Ve güzel olan da CHP’nin hiçbir komplekse kapılmadan, alınganlık göstermeden doğru olanı yapmasıdır.

Genelkurmay Başkanı’nın “kaale bile almadığı” CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, dün adeta bir hukuk ve demokrasi dersi niteliği taşıyan konuşması ile askeri, düşürülmek istenen durumdan kurtarmak için kolları sıvadı.


***



Rıza Öziş’ten özür dilerim

Cumartesi günü magazin basının en iyi isimlerinden Rıza Öziş’ten söz etmiştim. Ama akıl almaz biçimde Rıza Öziş yazacağıma Rıza Eriş yazmışım. Bir kere Rıza Eriş deyince yazının devamı da hep Rıza Eriş diye gitmiş tabii. Durumu fark ettiğimde artık çok geç olmuştu. Uzun yıllardır tanıdığım ve çok sevdiğim bu meslektaşımdan aslında “affedilmez” olan bu hatam nedeniyle özür dilemek isterim.


***



Bu sabah 11.00’de CNN’deyim

Ayşenur Aslan’ın hazırlayıp sunduğu haber kanallarının en kaliteli medya programlarından “Medya Mahallesi”nin bugünkü konuğu benim. Kısa sürede medya ile ilgili pek çok önemli konuya el atan ve çok dikkat çeken Ayşenur Aslan medya konusunda benimle ne konuşacak, gerçekten ben de merak ediyorum. Program sabah saat 11.00’de. O saatte TV izleme şansı ve vakti olanlara haber vermek istedim.

DİĞER YENİ YAZILAR