CHP Kurultayı Baykal gölgesinde yapılmamalı

Haberin Devamı

Şu ana kadar kime söylesem “Yok artık daha neler” diyor ve ekliyor: “Bu söylediğinin gerçekleşmesi mümkün değil, artık o iş bitti.”

Söylediğim ve merak ettiğim konu şu: “Baykal Kurultay’a iki gün kala görüntülerdeki kişilerin kendisi ve Nesrin Baytok olmadığını açıklattı. Yani ilk kez inkârda bulundu. Bazı CHP’liler ‘Bu durumda herkes vicdanının sesini dinlemeli’ demeye başladı. Kurultay öncesi 260 delege Baykal’ı aday göstermeye kalkar mı?”

Soru bu kadar basit.

Çünkü Baykal istifa ettiğinde en geçerli senaryo aday olmasa bile Kurultay’ın Baykal’ı tekrar Genel Başkan seçmesiydi.

Baykal ortamın uygun olmadığını gördüğü için “kendisine rağmen” seçilirse bile bunu kabul etmeyeceğini kesin dille açıklayınca, Kılıçdaroğlu faktörü güç ve önem kazandı.

Ancak Baykal önce “benden habersiz oldu” diye kırgınlık belirtti, hemen ertesinde de görüntülerin düzmece olduğunu “gayriresmi” bir inceleme sonucuna dayanarak açıklattı.

Avukatların görüntüleri anlatan basın toplantısı açıkçası kuşku yarattı. “Acaba Baykal, kasetin sahte olduğunu söyleyerek aklandığını düşünüp, tekrar aday olmayı planlıyor olabilir mi?” düşüncesi ister istemez zihinlerde canlandı.

Böyle bir durumun CHP için felaket olacağını harhalde bütün parti yönetimi ve delegeleri biliyordur. Ama bana göre bu da yetmez. CHP’liler bugün Baykal gölgesini Kurultay üzerinde hiç hissettirmemek zorundadır.

Baykal’ın durumuna üzülmek, yapılan alçaklığı lanetlemek ayrıdır, toplumda esen rüzgârı bir fırsata çevirmek ayrı.

Artık her söze önce Baykal’a bağlılığı bildirerek başlamanın da anlamı yoktur. CHP, öyle ya da böyle ve beklenmedik biçimde yepyeni bir konuma geçmiştir, bu durumda da “Baykal ne der, Baykal’a ne olacak” gibi sorulara da yer yoktur.

Bugünkü CHP Kurultayı’nın demokrasiye katkı ve Türkiye’nin sorunlarına çözüm umudu olması dileklerimi sunmak istiyorum.



*****



Tavşanın tezi

Bir tavşan önüne bir daktilo almış, tak tuk tak tuk birşeyler yazıyor. Oradan geçen bir tilki:

- Hey tavşan, ne yazıyorsun?

- Doktora tezimi yazıyorum.

- Ha öyle mi, çok güzel, ne hakkında?

- Tavşanların tilkileri nasıl yedikleri hakkında.

- Yok canım, olur mu öyle şey, hiç tavşanlar tilki yerler mi?

- Olur canım, gel istersen, sana ispat edeyim.

Beraberce tavşanın yuvasına girerler. Biraz sonra tavşan tek başına çıkar ve yine daktilosunun başına geçer, tak tuk birşeyler yazmaya devam eder. Oradan geçen bir Kurt, tavşanı görür.

- Hey tavşan, ne yazıyorsun?

- Doktora tezimi.

- Ne hakkında?

- Tavşanların kurtları yemesi hakkında.

- Yayınlamayı düşünmüyorsun herhalde, buna kim inanır?

- Gel istersen göstereyim...

Yine beraberce yuvaya girerler. Tavşan biraz sonra tek başına dışarı çıkar. Tavşanın yuvasını merak mı ettiniz? Manzara şudur: Bir köşede tilkinin kemikleri... Bir köşede kurdun kemikleri... Diğer köşede ise bir aslan, kürdanla dişlerini temizliyor!

Gönderen okurum altına bir yakıştırma eklemiş. Ben “herkes kendi yakıştırmasını kendi yapsın” istedim.



*****



Bugün geçer yarın daha önemli


Deniz Baykal’ın müdahale etmemesi halinde CHP Kurultayı bugün çok sakin geçer ve Kılıçdaroğlu Genel Başkan seçilir.

Ama asıl şenliğin yarın yaşanacağını söylemek gerek. Çünkü parti içi yönetim ve örgüt seçimleri yarın yapılacak. Genel Başkan üzerinde oybirliği sağlansa bile sıra yönetici seçimine gelince büyük tartışmaların çıkması kimseyi şaşırtmasın.

Yarın Kurultay salonunda kavga bile olabilir ki bu hiç de önemli değildir. Çünkü sonuçta demokrasinin bazı anları da böyledir. AKP iktidarı 8 yıldır kongrelerini çok sakin geçiriyor. Ne Genel Başkanlık kavgası, ne listeler hiç sorun oluyor. Bu istikrar gibi gözükse bile demokrasi adına da kuşku yaratır. Elbette herkes görüş birliği içinde olabilir ama, baskı olduğu izlenimi de verebilir. CHP yarın örgüt seçimlerinde önceden kesin bir anlaşmaya varamazsa kıran kırana bir sandık savaşı yaşar. Ortaya çıkacak durum bana göre çok sakin geçen bir Kurultay sonucundan daha da önemlidir.


****

Kemal Kılıçdaroğlu neden bu kadar destek görüyor? Çünkü dürüst siyasetçi özlemi çeken halk, Gandi Kemal’in “indragandi” yapmayıp cebini doldurmayacağına inanıyor.

(Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR