Tahminin çok ötesinde bir ilgi gördü. Türkiye’de bir muhalefet boşluğu olduğunu, özellikle CHP’nin muhalefet görevini yerine getiremediğini söyleyenlerin sayısı o kadar çok ki açıkçası ne yapacağımı şaşırdım. Bu nedenle hemen bir özür borcumu yerine getirmek istiyorum. Bana gelen mesajların tamamına yakınına bir iki satır da olsa cevap yazmaya çalışıyorum. Ancak bu konu ile ilgili gelen mesajlara cevap yazabilmem mümkün değil.
Gelelim konumuza. Çok ilginç bir gözlemim oldu. Ezici bir çoğunluk “Nasıl bir muhalefet olmalı?” sorusunun cevabını tek kalemde geçmiş. “Sorun Baykal.” Yani kamuoyunun bakışı bu kadar basit. Çok sayıda kişinin aklına nasıl muhalefet yapılacağı gelmiyor bile, “Baykal gitsin yeter” diyorlar. Yani sadece Baykal’ın genel başkanlığı bırakmasının bile CHP’ye büyük oy kazandıracağına inananların sayısı hayli yüksek.
Örneğin bir okur “Baykal gidince CHP kurtulacaktır. Tanıdığım pek çok kişi Baykal oldukça CHP’ye bir daha oy vermeyeceklerini söylüyor” diyor.
Bir başka mesajda şu ifade var: “Baykal dünyanın en namuslu insanı olabilir. Öyledir de. Ama Baykal topluma negatif enerji veriyor. Hırslı, genç, dinamik, akıllı bir lider arıyoruz artık.”
Bir okur tepkisini tek cümle ile özetlemiş: “CHP Genel Başkanlığı yan gelip yatma yeri değildir.” Atatürk’ün kurduğu CHP’nin 12 Eylül generalleri tarafından kapatıldığını söyleyen bir okur da “Atatürk isminden yararlanmaya kalkanlar partiyi tekrar kurdular. Sonra Özal’cılığa heveslendiler, Şeyh Edebali’ci oldular, bu olmayınca milliyetçiliğe sarıldılar, en sonunda da Çankaya’da bir türbanlı olabileceğini söylediler. Atatürk’ün partisinde bunlar olabilir miydi?” diye soruyor.
Başbakan’ın çakısı
Tayyip Bey kendisine hediye edilen bir halının ipini cebinden çıkardığı bir çakı ile kesmiş. Haberi yapan gazeteler “Başbakan çakıyı bir Türk adeti olarak taşıyor” diye yazmış.
Çakı taşımak gerçekten bir Türk adeti mi tartışılır. Çünkü çakı ya da benzeri kesici alet taşımak adetten çok bir gereklilikti bir zamanlar. Özellikle köy yerinde bağ, bahçe, tarlada yanınızda hep bu tür bir kesici bulunmasında yarar vardır. Ama kent yaşamında üzerinde kesici aletle dolaşmanın alemi olabilir mi?
Ancak burada bana göre vahim olan çakının bir Başbakan’ın cebinden çıkması. Gerekçesi ve boyutu ne olursa olsun bir Başbakan cebinde “silah” olarak da kullanılabilecek bir alet taşımamalı. Örneğin uçağa tırnak makasıyla bile binemiyorsanız, çakı da aynı kapsama girer.
Bunun da ötesinde, üzerinde “küçücük” de olsa “kesici” bir alet taşımak özendirici olabilir. Başbakanlar örnek olmalıdır, ama “iyi örnek” olmalıdır. Başbakan’ın cebinden çakı çıkınca, müritlerinin üzerinden de balta çıkıyor sonra.
Ne yapmalı?
CHP ile ilgili çok sayıda mesajdan çıkarmaya çalıştığım somut önerileri sizlerle de paylaşıyorum.
- CHP kadrosu gençleşmeli
- Parti içi demokrasi işletilmeli
- Milletvekili adayları ön seçimle belirlenmeli
- Gölge kabine kurulmalı
- Baykal ülkeyi karış karış gezmeli
- Artık iktidar olmayı düşünmeli
- Küstürdüğü isimlerle barışmalı
- Dokunulmazlığın kaldırılmamasının hesabını sormalı
- Siyasi partiler kanunun değiştirmeli
“Ananı da al git mitingi bile yapmadılar”
CHP’nin muhalefetini yetersiz bulanlar partiyi gelişen olaylar karşısında aktif olamamakla da suçluyor. Bugüne kadar her siyasi ve ekonomik gelişmede AKP’nin daha aktif olduğunu söyleyen okurlar “CHP ya hiç kılını bile kıpırdatmadı ya da başkalarını görerek harekete geçmek zorunda kaldı” diyorlar.
Örneğin bir okur “Tayyip Erdoğan bir çiftçiye (ananı da al git) diye bağırarak hakaret etmişti. CHP bunu bile değerlendiremedi. Oysa bu söz söylenir söylenmez harekete geçecek bir CHP, Türkiye’nin her ilinde çiftçileri ayaklandırır ve (Asıl sen ananı da al git) mitingleri düzenleyebilirdi. Bu mitingler dalga dalga büyük bir muhalefet hareketi oluştururdu” diyor.
‘Mustafa Mutlu nedenini açıklamış zaten’
Sizlerden gelen mesajların dikkati çeken bir bölümünde Mustafa Mutlu’nun dün yazdığı yazıya gönderme vardı. Mutlu dün “Haklı olan değil çalışan kazanır” başlıklı yazısında son beş hafta sonu Başbakan Erdoğan ile CHP lideri Baykal’ın ne yaptığını yazmıştı.
Mutlu’nun tespitlerine göre Erdoğan tüm hafta sonlarını değişik yerlerde halkla ve partililerle geçirmiş, buna karşın Baykal sadece bir hafta sonu Expo 2015 için Paris’e gitmiş, diğer haftalarda evinde oturmuştu.
Okurların dikkat ekici bölümü “CHP’nin nasıl muhalefet yapması gerektiğini ne soruyorsun, bu partinin muhalefet yapamayacağının kanıtı Mustafa Mutlu’nun köşesinde zaten” diyordu.
CHP’yi medya kötülüyor
CHP’nin etkili muhalefet yapamadığı eleştirileri üzerine “o halde öneri getirin” kampanyama çok öfkelenen CHP’liler de var elbette. Çünkü onlar diyor ki “Sen de yazmışsın, CHP hangi tür muhalefet yaparsa yapsın medya bunları ya çarpıtıyor ya hiç yayınlamıyor ya da muhalefet olarak kabul etmiyor.”
Bu CHP’lilere göre aslında CHP her konuda gerçekleri hiç çekinmeden söylüyor. Genel Başkan tüm dürüstlüğü, içtenliği ile herkese yol gösteriyor. Ama ertesi gün bir bakıyorsunuz bambaşka şeyler çıkmış.
Öfkeli CHP’liler “Partimize asla oy vermeyenler, CHP’nin güçlenmemesi için ellerinden geleni yapanlar, AKP’ye yalakalık yaptıkları belli olmasın diye bize saldırıp muhalafet yapılmadığından şikâyet ediyorlar” diyor.
BENİM NOTUM: Öfkeli CHP’liler tamamen haksız da değil. Gerçekten de pek çok kişi hiçbir öneri getiremeden “CHP muhalefet yapamıyor” deme hakkını kendinde buluyor. Ana yazıda da belirttiğim gibi kimsenin CHP Genel Başkanı Baykal’ın dürüstlüğünden, bilgi birikiminden, samimiyetinden şüphesi yok. Ancak diyorlar ki “Baykal negatif duygu yaratıyor ve bunun değişmesi artık çok zor.”

