“CHP eskiye mi dönüyor?”

Kadınlar diyor ki “CHP alanlara dökülen milyonları çantada keklik gibi görüyor galiba, bunu yapmasın.”

Haberin Devamı

Özellikle kadınlar çok endişeli. Çünkü CHP’nin de meydanları iyi okuyamadığını düşünmeye başladılar. Dün mitinglerde çok aktif görev yapan bazı kadınlarla sohbet etme olanağı buldum. Bilgileri onlardan aldım.

Kadınlar diyor ki “CHP alanlara dökülen milyonları çantada keklik gibi görüyor galiba, bunu yapmasın.”

Elbette “Ne demek bu” diye sordum. Yüzüme bakıp “Siz de böyle bir şey olduğunu fark etmiyor musunuz?” diye karşı soru sordular.

Ben de “Ne düşündüğüm şu anda önemli değil, siz kaygılarınızı aktarın, ben de bunları dile getireyim” diye sıramı savdım.

Kadınların temel endişesi, meydanların tepkisiyle iktidar damarı kabaran CHP’nin yine alışılmış eski kadrolarını toplamaya çalışması. “Birçok eski isim yine ortalıkta dolaşmaya başladı” diyen kadınlar “Elbette bu eski isimlerin tecrübesinden yararlanılmalı ama onlar artık seçilmeyi değil, partinin akil isimleri sıfatıyla danışman olmayı düşünmeli” diyorlar.

Milyonların alanlara dökülmesinin çok farklı bir anlamı olduğunu söyleyen kadınlar “Türkiye çok umutlu bir virajı dönmek üzere. Burada CHP’ye de çok iş düşüyor, artık klasik particilik stratejilerini bir kenara bırakarak değişime oynamalıdır” görüşünü savunuyorlar.

CHP’nin kadınlara daha çok önem vermesini ve listelerine çok sayıda kadını da almasını isteyen kadınlar “Eğer bugün Türkiye’deki rüzgar artık doğru yönden esmeye başladıysa bunu kadınlar başardı. AKP 81 ilde 81 kadın aday diye propaganda yaparken CHP’nin de Meclis’e bugüne kadar görülmemiş sayıda kadın sokması gerekir” diyor. CHP’nin solda birleşme adına sadece DSP ile ilişki içinde olmaması gerektiğini de kaydeden kadınlar şu ilginç görüşü ortaya atılar: “Artık dünyada da bildiğimiz anlamlarda sağ sol kalmadı. Şu anda Türkiye’nin ihtiyacı bu ülkeyi seven, laik demokratik sosyal hukuk devleti ilkelerini savunan ve sonuna kadar korumaya kararlı olan, düzgün, ülke için fedakarca iş yapacak kişilerdir. CHP burada parti kimliğinin de üzerine çıkarak belki sağda görünen ama cumhuriyet ilkelerinde buluşan partilerle de işbirliği yapmalı. Sadece partili olması da gerekmiyor. Türkiye’de CHP’li olmayan ancak CHP ile birlikte çalışabilecek çok değerli isimler var. CHP bir ulusal birlik oluşturmak zorundadır.”

Bu arada kadınlar büyük mitingleri düzenleyen ve hiçbir partiye mensup olmayan kadınların mutlaka CHP listelerine konulmasını istediler. Kadınlar bugünden (dünden) itibaren bu konuda kamuoyu oluşturmak ve CHP’yi etkilemek için baskı oluşturmaya çalışacaklarını da sözlerine eklediler.

*****

Yılmaz da aday
DYP-ANAP birleşmesinin mimarlarından biri ANAP eski Başkanı Mesut Yılmaz. Birleşme sürecinin başından beri işin içinde olan Mesut Yılmaz erken seçimlerde bu parti listesi içinden yeniden milletvekili seçilmeye çalışacak.

Yakın çevresinden aldığım bilgiye göre Mesut Yılmaz Rize’den aday olacak. Ancak Yılmaz’ın adı DYP listesinde yer alırken isminin yanında (Bağımsız) yazacak. Yani Yılmaz DYP listesinden seçime girecek ama üzerinde parti kimliği bulunmayacak. Seçim sistemimiz buna elveriyormuş.

Peki bu neden böyle oluyor? Çünkü Meclis’e bağımsız girecek olan Yılmaz’ın üzerinde parti baskısı olamayacak. İstediği gibi hareket edecek, isterse bir başka partiye katılabilecek, davranışlarından ötürü seçildiği parti tarafından kendisine bir yaptırım uygulanamayacak. Bakalım, hayırlı olsun.

*****

Babamdan uyarı aldım
Hafta sonunda babamla sohbet ediyorduk. Bana “Yazıların çok güzel gidiyor ama sakın hakaret anlamına gelecek kelimeler kullanma” dedi.

Ben de şaşırarak sordum, “Yazılarımda ne hakareti var?” diye.

Babam, “Kullandığın bazı kelimeleri beğenmiyorum” diye sürdürdü, Hangi kelimeler olduğunu sorunca da “Örneğin sık sık yalaka deyimini kullanıyorsun, bu beni rahatsız ediyor” karşılığını verdi.

Ben de “Bunda ne mahsur var ki?” diye sorunca babam sözümü kesti ve “Kastettiklerine ben de zaman zaman tepki duyuyorum. Ama senin her şeyi çok güzel anlatan bir üslubun var. Herkes ne demek istediğini anlıyor. Yalaka sonuçta bir hakaret kelimesi, bunu kullanman beni rahatsız ediyor. Başka konularda kullandığın kelimeler gibi bunu da daha terbiyeli biçimde dile getirebilirsin” dedi.

Babama “Ama baba” dedim ve sürdürdüm: “Türkiye’de garip bir oyun oynanıyor. Güya demokrasi adına bazıları hem kişisel çıkarlarını hem de belki patronlarının dileklerini yerine getirmek için halkın büyük çoğunluğunun tepki gösterdiği iktidarı korumaya çalışıyorlar. Bunu yaparken hepimizin aklına, zekasına, demokrasi inancına, hukuka, adalete, cumhuriyet ilkelerine ve hatta Atatürk’e hakaretler yağdırıyorlar. İnsan ister istemez tepki gösteriyor, bulduğum en basit kelime belki de bu olduğu için yalaka kelimesi kullanıyorum.”

Babam da “Anlıyorum oğlum ama ne olursa olsun sen kendine dikkat etmelisin, bugüne kadar sürdürdüğün terbiyeni asla bozmamalısın. 50 yaşına geldin, çocukluğunu hatırla, her konuda haktan, adaletten, demokrasiden yana olmayı her düşünceye ve özellikle başkasının hakkına daima saygılı olmayı evinde öğrenmedin mi? Bunu sakın bozma. Bırak o beğenmediklerin kendi başlarına kalsınlar, yarın öbür gün nasıl olsa akılları başlarına gelecek, tabii inşallah çok geç olmaz” dedi.

Babama hak vermemek elde değil elbette. Belli ki ben de heyecanıma engel olamıyorum bazen.

Ama babama söz verdim. Ne kadar içim dolarsa dolsun, hiçbir şekilde hakaret olarak algılanacak kelimeler kullanmamaya karar verdim. Yalakalar yaşadı yani, artık onlara yalaka diye hitap etmeyeceğim.

DİĞER YENİ YAZILAR