ANALİZ
Milletvekili aday listeleri nihayet ortaya çıktı. Diğer partileri önümüzdeki günlere bırakmak ve bugün sadece CHP’nin listesine bakmak istiyorum.
Baştan söyleyeyim, CHP’nin listesi üzerine çok eleştiri getirilebilir ancak yapılan doğrudur.
Elbette isim isim ele alındığında birçok olumsuzluk bulabilirsiniz.
Ancak bütününe bakıldığında CHP’nin bu seçime hayli iddialı gireceğini söylemeliyim.
En dikkat çekici olan, bazı eski isimlerin tasfiyesidir.
Bu mutlaka yapılmalıydı. Aksi takdirde parti içinde büyük huzursuzlukların olacağını söylemek kehanet olmaz.
CHP’de bir büyük kavga verildi. Baykal’ın partiyi hantallaştırdığı, muhalefeti gerektiği gibi yapmadığı, örgütleri battal hale getirdiği bilinmeyen bir gerçek değil.
O halde bu ortamı hazırlayan kim varsa tasfiye edilmesinden daha normal bir şey olamaz.
Peki bütün bu isimler giderken, işin asıl sorumlusu Baykal’ın kalması çelişki olmuyor mu? Görünüşte evet, bana kalsa eğer gerçekten büyük bir yenilik yapılıyorsa Baykal’ın da liste dışı kalması gerekirdi, ama sanıyorum CHP’nin vefasını göstermek için böyle yapılmadı.
Tercih yanlış değildir.
Bu yeni liste, CHP’nin yeni yönetiminin geleceğini de belirleyecektir. Tam iki ay sonra seçim var. Eğer CHP bu yeni haliyle başarılı olamazsa her şey sil baştan değişir.
Bu kimseyi korkutmasın. CHP Türkiye’nin en eski ve köklü partisi; gelenekleri, kuralları, itibarı olan bir parti.
Küllerinden yeniden doğmayı bilir.
Ayrıca eski yönetimle başarısız olunacağı da gün gibi açıktı. Bu yenilik CHP’ye yeni bir soluk getirecektir kuşkusuz.
Tabii başarının ölçüsü de önemli bir konu. Hedef mutlaka iktidarı devralmaktır. Bunun dışında bir başarı kabul edilemez.
Ama tek başına ama bir koalisyon ortağı ile, eğer CHP’nin yeni yönetimi AKP iktidarını tahtından indirecek performansı gösteremezse değişimin bir anlamının olmadığı da ortaya çıkacaktır.
Oranın yükselmesi elbette bir kriterdir ama sonuçta AKP yine tek başına iktidar olacaksa CHP’nin yeni yönetiminin başarısız olduğunu söylemek zorunda kalacaktır herkes.
MHP’nin baraj sorununun olmadığı görüldüğüne göre CHP oyunu yüzde 30’ların üzerine çıkarmak ve AKP’nin tek başına iktidara gelmesini önlemek zorundadır.
Yeni anlayışın bunu başaramaması için bir neden yoktur.
Yeter ki kararlı ve coşkulu olsunlar, parti içinden gelen düşmanlıklara kulaklarını tıkamayı bilsinler.
BUNU YAZMAK GEREK
Sınav şifresi AKP’nin en zayıf noktası
Yazdığım oldu, AKP sınav yolsuzluğunun altına kalacak gibi görünüyor. İlk günlerde telaşa kapılıp “Bu, hükümeti devirmek için komplodur” gibi absürd bir savunma yapmak yerine olayın üzerine yürümeyi becerseler, aleyhteki durumu lehlerine çevirebilirlerdi. Ama geçti artık.
Kılıf uydurulamayacak bir noktaya gelindi. Kim ne derse desin YGS için bir tür şifre hazırlandığı ve bunun bazı öğrencilere aktarıldığı gün gibi ortada.
Nitekim yandaş medya da bunun farkında ve “sınavda bir şey yok ama, matbaa bu konuda suçludur” türü yayınlar yapıyorlar. Hele ilk birkaç gün “sınavda şifre olduğunu söylemek aptallıktır” iddialarını öne süren Taraf’ın bile “ÖSYM yetkilileri istifa etmeli, sınav tekrar ele alınmalı” diye yazmasını da düşünün artık.
Sonuçta durum AKP’nin aleyhinedir artık. Kendi kendilerine okları üzerlerine çektiler.
Sınava 1 milyon 700 bin öğrenci girdi. İster AKP’li olsun ister başka bir partiden, şifreden haberi olmayan her öğrenci ve ailesinin hedefinde AKP olacaktır.
Bunun da iktidarı korkutmaması mümkün mü?
Zaten görmüyor musunuz Türkiye’nin her yerinde olayı protesto eden öğrenciler nasıl insafsızca dövülüyor, gözlerine gaz sıkılıyor. Korkunun sonucu bunlar.
HOŞUMA GİDENLER
Kıskandıran yazar
Yılmaz Özdil’i taa Sabah yıllarından tanırım. 2000’de Sabah’tan ayrıldığımda Yılmaz zaten çoktan gitmişti. Fatih Çekirge ile birlikte Star Gazetesi’ni çıkarıyorlardı artık.
Sabah’ın yazı işlerinde en rahat çalıştığım kişilerin başında geliyordu Yılmaz Özdil. Gazetecilikte en önemli konulardan biri uyumlu çalışmaktır, alınan kararların en doğru biçimde uygulanmasıdır.
Yılmaz Özdil için iyi iş çıkarmak, yaratıcı olmak birkaç cümlelik konuşmadan sonraki davranış biçimiydi.
Sabah’ta çok başarılıydı ama asıl rüştünü Star’da kanıtladı Yılmaz. Türkçeyi çok iyi bilmenin üstüne bir de espri yeteneği katılınca, Star’ın manşetleri tadından yenmez hale gelmişti.
İtiraf etmeliyim, kıskandığım o kadar çok manşeti olmuştu ki, komplekse bile girdiğim olmuştur, “neden bizim de aklımıza gelmedi?” diye.
Daha sonra yazarlığa da adım attı Yılmaz. İnanılmaz bir başarı sağladı. Açıkçası gazeteler içinde ilk okuduğum yazarlardan biri.
Geçtiğimiz pazar yazdığı ilk kitabın imza günü vardı. Bugüne kadar hiçbir yazar için böylesine bir kalabalık, böylesine bir coşku görmedim.
Yine kıskanmamak elde değil. Keşke her yazarın bu kadar seveni olsa, bu kadar ilgi görse, bu kadar duygusal bir çembere alınsa.
Kutlarım sevgili Yılmaz. Bükülmeyen kaleminin, eğrilmeyen karakterinin ve sağlam görüşlerinin hep süreceğini biliyorum.
ŞAŞIRDIM
İshak Alaton bu kadar ilgisiz olabilir mi?
Alarko Holding’in en büyük ismi İshak Alaton son günlerde yaptığı çıkışlarla çok ilgi çekti.
Önce “özgürlükler sağlanacaksa bölünmenin önemi yoktur” anlamında çıkış yapan Cem Boyner’i alnından öpen daha sonra da Abdullah Öcalan’a ev hapsi önererek Güneydoğu’da referandum yapılmasını isteyen Alaton kimi çevrelerde eleştiriliyor kimi çevrelerde ise ayakta alkışlanıyor.
Bu konulara girmek istemiyorum. Yakından tanıdığım ve sohbetlerinden de keyif aldığım Alaton’un bu ilginç fikirleri ile ilgili söyleyecek sözlerim elbette var ama şu anda gerek yok yazmaya.
Beni şaşırtan şu oldu; Alaton geçen hafta bir kanalda konuştu. Sunucunun tüm sorularını yanıtlayan Alaton “Yazılmamış bir kitabın imha edilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?”sorusuna “Son günlerde çok yoğun olduğunu ve bu konuyu hiç izleyemediğini” söyleyerek cevap verdi.
Peki her konuda fikri olan, son günlerde gelişen her olayla ilgili sözler söyleyen Alaton’un kitap imhası konusunda hiç bilgisi olmaması mümkün mü?
Kıbrıs’ın nerede olduğunu bilmeyenlerin bile haberinin olduğu kitap imhası konusunda Alaton’un bir şey söylememesi çok manidar.
Aslında belki de en doğrusunu yapmıştır Alaton. Çünkü o konuda söyleyecekleri belki de son günlerde söylediği her şeyin de inkârı olacaktı.

