CHP’de partililer kazandı

Haberin Devamı

ANALİZ

Dünkü yazımda CHP’nin kurtuluş yolunda adımlar atmaya başladığını belirterek “Artık CHP’de particilere karşı partililerin kazanması gerek, kamuoyunun da beklediği bu” diye yazmıştım.

Üzerinden 24 saat bile geçmeden CHP’de “devrim” niteliğinde bir değişim yaşandı. Genel Başkan Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’nin önünü tıkayan bir ekip tasfiye edildi.

Bu değişimin asıl etkisi kamuoyunda görülecektir. Önder Sav ve kendisini sevenlerin CHP’ye köstek olduğuna inanan ve bu nedenle CHP’yi bir “alternatif” olarak görmeyen önemli bir halk kesiminin yüreği ferahlamıştır.

Öyle sanıyorum ki, kamuoyunda bugünden itibaren hava tıpkı Deniz Baykal’ın Genel Başkanlığı bırakması ve Kemal Kılıçdaroğlu isminin öne çıkmasındaki gibi olacaktır.

Kemal Kılıçdaroğlu bu ikinci dalgayı iyi değerlendirir ve ilk dalgadaki gibi sönmesine neden olmazsa CHP yaklaşan seçimlere daha güçlü biçimde gidecektir.

Elbette Önder Sav ve sevenleri, bugüne kadar parti yönetiminde çok etkili olduklarından, parti içi ilişkileri ve uygulamaları çok iyi bilmektedir ve bu nedenle ellerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu sıkıştıracak hukuki materyaller vardır.

Nitekim Önder Sav, Kılıçdaroğlu ile tüm ilişkileri koparma noktasına gelen açıklamaları, sanıyorum ki elindeki bu güce dayanarak yapmaktadır.

Önümüzdeki günlerde, yeni bir Kurultay toplanması, Kılıçdaroğlu’nun tasarrufunun mahkemeye taşınması ve hatta partide çatlak oluşmasını sağlayacak bir girişimde bulunulması olasılığı vardır.

Buna karşın, Önder Sav ve sevenleri birkaç gün içinde kamuoyunun baskısını üzerlerinde hissedeceklerdir. Bu da, hukuksal oyun oynama becerisine rağmen Sav ve ekibinin elini kolunu bağlayacaktır. Çünkü siyasette hiç kimse kamuoyunun akıntısına karşı kürek çekmeye cesaret edemez.

Ettiğinde ise hüsrana uğrayacağını bilir.

Şunu da belirtmeliyim ki CHP’de dün ortaya çıkan görüntüler siyasetimiz ve hatta demokrasimiz adına sevinilecek görüntüler değildir. Ancak öyle anlar gelir ki, etrafı biraz kırıp dökmeyi de göze alarak fiili durum yaratmak zorunda kalırsınız.

CHP’deki son gelişme “zorunlu bir fiili durumdur” ve bunun sonucu CHP için çok daha hayırlı olacaktır.

*****


BUNU YAZMAK GEREK

CHP bölünmez


Partiler içinde bu tür gelişmeler olduğunda, akla gelen ilk sonuç partinin bölünmesidir. Nitekim siyasi tarihimize baktığımızda, Genel Başkan’a yönelik ağır eleştirilerin yaşandığı, hukuksal tartışmaların çözümsüz biçimde yürütüldüğü dönemlerde partiler hep bölünmüştür.

Hatırlayanlar olacaktır, örneğin Adalet Partisi benzer bir biçimde bölünmüş ve Ferruh Bozbeyli’nin başkanlığındaki Demokratik Parti ortaya çıkmıştı. Yine Ecevit’le yine aynı biçimde ters düşen Turhan Feyzioğlu ayrılarak Güven Partisi’ni kurmuştu.

Her ikisi de başarısız olmuşlardı ama CHP’ye büyük hasarlar vermeyi de başarmışlardı.

Şimdi görüldüğü kadarıyla ve yapılan yorumlara göre CHP yeni bir bölünmenin eşiğinde gibi.

Oysa ben buna hiç ihtimal vermiyorum. Yani Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki hafta içinde duruma hâkim olduğunun anlaşılmasından sonra CHP’de hiç kimse yeni bir parti kurmaya cesaret edemez.

Kılıçdaroğlu Genel Başkan seçildiği sırada “Kimse yanılmasın, Kemal Bey’i başkanlığa CHP delegesi ya da Önder Sav seçmedi. Kılıçdaroğlu halkın partiye baskısıyla seçildi” diye yazmıştım.

Şimdi aynısını bir kere daha yaşayacağız. Önder Sav ve arkadaşları, göreceksiniz konuştukça batacaklardır. Sav ve ekibi şu anda delegeler üzerinde hâkim görünebilirler.

Ancak kamuoyunda oluşan hava delgeleri de mutlaka etkileyecektir. Aynı şekilde Parti Meclisi de yön değiştirecektir.

O halde CHP’nin bölünmesi ve yeni bir partinin ortaya çıkması ancak hayaldir. Türkiye’nin genel siyasi ortamında, solda CHP’den kopmuş yeni bir partinin başarı şansı olmadığını herhalde bizzat kurmaya kalkanlar da görecektir.

Peki Kılıçdaroğlu’nu istemeyenler ne yapar? Bir kenara çekilirler ya da partiden uzaklaşırlar. Kendileri dahil bir miktar küskünler grubu yaratırlar. Kamuoyunda da küsenler çıkabilir. Ama sanıyorum küsenlerden çok daha fazla kişi partiye destek olmaya gelir.

*****


YENİ ÖĞRENDİM

ABD ile işler zor


Amerika’dan yeni dönen eski siyasetçi bir dostum aradı ve “Amerikan seçimlerini izledin mi?” diye sordu. “Herkes kadar” dedim. Sonra da ekledim “Tabii herkes kadar dediğim sonuçları öğrenmek açısından, ama galiba Türkiye için pek hayırlı olmadı.”

Eski siyasetçi “Hem de hiç iyi olmadı” dedi. “Bakma şimdi iktidar yanlıları Cumhuriyetçilerin bizim iktidara gülücükler dağıttığını söylüyor ama durum hiç de öyle değil” diye sürdürdü konuşmasını.

“Ne olabilir?” diye sordum. Eski siyasetçi şöyle anlattı:

“Cumhuriyetçiler artık daha hâkim durumda. Özellikle İran konusunda çok şahinler. Obama ise durumu daha sakin götürmek istiyor. Buna karşın Cumhuriyetçilerin baskı ve engellemelerine direnemez. Bu durumda Türkiye için esprili biçimde söylenen (test edeceğiz) sözleri gerçeğe dönüşecek.

Türkiye, İran konusunda ikircikli olursa Amerika’nın öfkesini çekecektir.”

Siyasetçi dostum en çarpıcı sözleri en sonda söyledi: “Bugünkü iktidar ABD ile hiç sorun çıkarmadan yürüdü bugüne kadar, istenileni hep yerine getirdi. İran konusunda da yerine getirecek kuşkun olmasın, ama iç politikaya da oynamak için direniyor gözükecek. Obama bunu tolere edebilirdi, ama Cumhuriyetçilerin baskısı nedeniyle iktidar durumu iç politika malzemesi yapamazsa, kamuoyunda puan kaybeder.”

*****


OKURDAN MESAJLAR

Emekliye çile


Sayın Can Ataklı; ben SSK emeklisiyim ve aldığım emeklilik maaşı yetmediği için 73 yaşında olmama rağmen ek iş yapmak durumundayım. Kozyatağı’nda oturuyor, Mecidiyeköy’de çalışıyorum.

Eskiden Kozyatağı-Mecidiyeköy otobüsü vardı ve tek biletle gidiliyordu. Ben de 65 yaşın üstünde olduğum için indirimden de yararlanarak işe gidebiliyordum. Ne hikmetse bu hat iptal edildi ve bizler çift katlı otobüsler veya tıklım tıklım Tuzla otobüslerine mahkûm edildik. Üstelik bu ulaşım vasıtalarında çift tam bilet uygulaması var ve belediyenin biz yaşlılara tanımış olduğu indirimden faydalanamıyoruz. Yani bu ne pehriz bu ne lahana turşusu vaziyetleri. Biliyorum bu yazımı ilgililer kaale almayacaklardır. Bu durumu sizinle paylaşarak içimdekileri döküp rahatlamak istedim, çünkü sizin vatandaşın derdini dinleyen nadir kişilerden biri olduğunuzu biliyorum.
Hürmetler sunarım. Özkan S.

*****


Hükümetin teklifi yasalaşırsa, “görevi kötüye kullanma” suç olmaktan çıkıyor. Peki bu durum, kanun yapıcıların görevlerini kötüye kullanması olmuyor mu? (Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR