CHP’de konuşma kargaşası bitmeli

Haberin Devamı

Kurultay’da yeni yönetimini belirleyen CHP’nin elbette aynı anda herkesi memnun etmesi mümkün değil. Özellikle partiye yeni katılan ve katılmasıyla birlikte yönetime de giren üyeler üzerindeki mercek bir süre daha kalkmayacaktır.
Ben pek çok kişinin aksine CHP’ye yeni katılan isimlere bir avans verilmesinden yanayım. Bir taraftan “Parti neden değişmiyor, yeni isimler neden yok?” diye sorulacak, sonra da yeni gelen her isme tepki konacak. Bu olmaz.

Ancak CHP’nin yeni yönetiminin de şu “konuşma kargaşasına” bir son vermesi gerektiğini belirtmek gerek. “Yeni isimler, yeni fikirler” demek, isteyenin istediği gibi konuşması anlamına gelmez. Bunun demokrasiyle de ilgisi yok.
Siyasi partilerde demokrasi her kurumdan daha fazla işleyecektir de bir de parti disiplini kavramı vardır, bunun unutulması yanlış olur.

CHP’nin yeni isimlerinden ilahiyatçı Dr. Muhammet Çakmak, Fethullah Gülen’le ilgili bir açıklama yaptı. CHP tabanında büyük rahatsızlık yarattı. Bu çok normal.

Normal olan bir başka nokta ise CHP’de bir ilahiyatçının bulunmasıdır. CHP elbette din karşıtı bir parti değildir, tabanında da yönetiminde de de dini hassasiyeti daha yüksek birinin olması doğaldır ve gereklidir.

CHP bir kitle partisi olduğuna ve eğer iktidara gelirse sadece kendi görüşünden olanlara hizmet etmeyeceğine göre, daha dindar yaşamı seçen insanlarla da bağının olması, sorunlarını ve taleplerini bilmesi doğal durumdur.
Aynı şekilde, ekonomide ve bazı dini çevrelerde ağırlığı olduğu bilinen Fethullah Gülen cemaati ile de bağlantı kurabilecek bir ismin CHP saflarında bulunmasının yararı vardır.

En azından CHP yönetiminin bu çevrelerden haber alması, gerektiğinde temas kurması kimseyi şaşırtmasın. Buna karşı çıkmak da doğru değildir zaten.

Yanlış olan, CHP tabanının bazı konulardaki hassasiyetlerini ve korumak zorunda olduğu ilkelerini bir kenara bırakıp açık biçimde Fethullah Gülen’e ve cemaatine övgü yağdırılmasıdır. Dr. Muhammet Çakmak öyle düşünebilir ve bunu savunabilir, ama parti adına yorumlanacak şekilde konuşmalar yaparsa bu CHP’nin aleyhine olur.

Kılıçdaroğlu’nun seçime giden yolda “konuşma kargaşasına” el koyması en önemli işlerinden biridir, ki zaten öğrendiğime göre en azından Muhammet Çakmak’ı uyarmış. Bunu bütün partililerin bilmesi gerek.

*****

Okul gemisi için ihale açılmış ama..

Çarşamba günü “Neden bir okul gemimiz yok?” diye sormuştum. Dikkatli bazı okurlar hemen aradılar, “Deniz Harp Okulu Sitesi’nde yapılacak geminin maketi var” dediler. Ayrıca Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın bu konuda bir ihale açtığını da duyurdular.

Doğru, ben de zaten yazımda “Bu konuda duyum aldığımı” söylemiştim.

Ancak dikkat çekici olan şu: Savunma Sanayii Müsteşarlığı iki okul gemisi için Bilgi İstek Dokümanı çıkarmış ve bazı şirketler bunu almış. Dokümanı son alma tarihi 13 Şubat 2009. Neredeyse iki yıl dolacak. Buna karşı ortada ihale yok.

Merak edene kimlerin bilgilendiğini yazayım, bakalım ihale ne zaman açılacak ve gemiler inşa edilecek.
1. AGANTUR Yachting Industries and Trading Inc.
2. Beşiktaş Tersanesi /Beşiktaş Gemi İnşa A.Ş
3. DEARSAN Gemi İnşa Sanayii A.Ş.
4. Düzgit Yalova Gemi İnşa Sanayii A.Ş.
5. Ertuğ Mühendislik İnş. Trz. Taşıt Araçları San. ve Tic. A.Ş.
6. EVREN Denizcilik Ürünleri San. A.Ş.
7. FUGAMARINE Yat Yapım Tasarım İthalat İhracat Ticaret Ltd. Şti.
8. Gündoğdu Karasu Tersanesi
9. Nereids Yatçılık Ticaret Ltd. Şti.
10. RMK Marine Gemi Yapım Sanayii ve Deniz Taşımacılığı İşletmesi A.Ş.

Bu arada; denizcilerimizin gerçek anlamda okul gemileri yok ama eğitim amaçlı kullanılan iki eski gemi var. Bunlar TCG Cezayirli Hasan Paşa, (A-579) ve TCG Sokullu Mehmet Paşa (A-577). Amaca tam hizmet etmiyorlar tabii.

*****

Hüseyin Çelik’e göre İzmir “dört tekerine fren takılmış araba” gibiymiş. O zaman Kayseri olsa olsa “freni patlamış kamyon”dur. (Gani Yıldız)

*****

Kürtçe-İngilizce

Son günlerde en çok konuştuğumuz “iki dil” tartışmalarında hiç de akıllıca ve doğru olmayan bir konu daha gündeme getiriliyor. Deniyor ki: “Efendim Türkiye’nin her yerinde İngilizce tabelalar var, lokantalarda İngilizce menülerden seçiyorsunuz yemeklerinizi.”
Doğru mu? Doğru tabii.

Ama bunun fiilen uygulamaya geçilen “iki dil” ile ilgisi yok.

İngilizce şu anda dünyanın en çok kullanılan dili.
Yani uluslararası dil. Örneğin Moğolistan’a gidiyorsunuz, ya da Somali’ye veya başka bir ülkeye.

Ne siz karşınızdakinin dilini biliyorsunuz ne de karşınızdaki sizin dilinizi.

İşte İngilizce burada devreye giriyor. Birbirinden çok farklı iki ülkenin insanı, asla kendilerinin olmayan ortak bir dili kullanarak anlaşabiliyorlar.

Bir Çinli de, Ugandalı da, Şilili de, Türk de, Kürt de “City Center” yazısının “Şehir Merkezi” olduğunu anlıyor, tabii asgari İngilizce biliyorsa. Ya da dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun lokantanın menüsünde yazan Meat’ın et, Fish’in balık olduğunu biliyor.
Konu budur. Kürtçe tabelalarını savunmak adına “İngilizce de yazılıyor ama” söylemi, akıldan ve zekâdan uzak bir benzetmedir.

NOT: Bu yazı iki dil konusunda lehte ya da aleyhte bir görüş olarak algılanmamalıdır. Sadece durum saptamasıdır.

*****

Lütfen konuşun Sayın Başbakan

Bu satırları yazdığım saate kadar Başbakan Erdoğan’dan “iki dile fiili geçiş” konusunda bir açıklama gelmemişti. Gerçi beklenmedik anda bir Güvenlik Zirvesi toplaması “tek dil” konusunda kararlı olduğunun göstergesi olabilir ama somut bir cümlesi yok.

Oysa Başbakan’ın “acilen” bu konuda bir açıklama yapması gerekiyor. Çünkü yapmaması halinde Türkiye’nin başına musallat olan liberal maskeli faşistlerin kimyası iyice bozulacağı gibi dağılıp gidiverecekler.

Böylelikle tüm TV’leri neredeyse işgal altında tutan bu maskelilerin desteğinden mahrum kalacak.

Başbakan konuyla ilgili açıklama yapmadığı için bu maskeliler ne diyeceklerini bilmiyorlar. Kimi “Ergenekon komplosu” diyor, kimi “demokrasiye darbe”, kimi “zamansız” buluyor, kimi “hiç görmemekten” yana. Yazık oluyor çocuklara yani.

İşin kötü yanı ilk gün asker imdada yetişip muhtıra gibi bildiri yayınlayınca, bu maskeliler nefes almış ve yine orduya saldırmıştı. Güvenlik zirvesi ile bu oyuncak da ellerinden gitti.

Eğer Başbakan konuşmamakta kararlıysa bari el altından birkaç belge göndersin birileri, bu maskelilere de oyalanacak bir şey bulsunlar bu aralarda.

DİĞER YENİ YAZILAR