Çağlayan’ın intikamını aldı

İstanbul’da dün yaşananları özetleyecek tek kelime var. Vahşet...

Haberin Devamı

İstanbul’da dün yaşananları özetleyecek tek kelime var. Vahşet...

İstanbul Valisi Muammer Güler, güya kanunları uygulamak ve kanunsuz bir gösteriye izin vermemek adına tüm İstanbul’u cezalandırdığı gibi, emrindeki polis güçleri de bir vahşet uygulamasına neden oldu.

İktidarın Ankara ve İstanbul’daki insan çağlayanlarından çok ürktüğü biliniyor.
Vali Güler de, kendi çapında İstanbul halkından intikam almış oldu.

Milyonlarca insanın gönül birliği içinde meydanları, caddeleri, sokakları doldurmasının acısını “yürümek öyle değil böyle olur” diyerek çıkarmış oldu.

Valimiz “Kanunları uyguluyorum, yasadışı bir eylemi önlemeye çalışıyorum. İstanbul halkı buna anlayış göstermeli” diyor, ama kimseyi inandıramıyor.

Herhalde Taksim’e gitmeyi engellemek için TEM’in Anadolu gişelerini kapatmak, buradaki tüm otobüsleri durdurmak, insanları indirip aramak gerekmiyordu. Ya da vapurları çalıştırmamak, metro seferlerini iptal etmek, dolmuş motorlarına izin vermemek, trenleri durdurmak da Taksim’e çıkmayı engelleyemezdi.

10 kişinin üzerine panzerler sürüp tazyikli su sıkmak, yollarda perişan olmuş vatandaşları göz yaşartıcı bomba terörüne uğratmak da herhalde “kanunu tesis etmek için” alınan bir önlem olmamalıydı.

İstanbul Valisi yarattığı vahşet ve terörü örtbas etmek için “Bazı göstericilerin üzerinden silah çıktı (2 silah) bazılarında molotof kokteyli ve taşlar vardı” savunması yapıyor. Koca emniyet güçleri iki tabanca ve birkaç molotofu bulmak için 15 milyon insanı açıkhava hapishanesine mi sokmak zorundaydı?
Çağlayan mitingi Türkiye’de çok şeyi değiştirdi ve değişterecek.

Türk halkının bu şahlanışı karşısında aciz kalanlar, kaçınılmaz sonlarına giderken elbette bu tür hasarlar da vereceklerdir.
İstanbul halkı intikam hisleriyle dolu bir iktidarın neleri göze alabileceğine yakından tanık oldu. Belki 50 belki 100 bin kişinin katılacağı ve hiçbir olaya meydan vermeden bitirilebilecek bir gösteri, bir anda milyonlarca İstanbullu’ya yaşatılan vahşet nedeniyle bir anlamda kitlesel eyleme dönüştü.
Vali’nin yapması gereken tek şey artık İstanbul’un yakasını bırakması ve hemen istifa etmesidir.

Mustazaflarla Dayanışma
Urfa’da, eleştirilere konu olan “çocukların dini amaçla kullanılması” gösterilerine düzenleyen örgütün adının Mustazaflarla Dayanışma Derneği olduğunu öğrendim.

Mustazaf ne demek bilmiyordum. Meğer İran dilinde ezilmişler anlamına geliyormuş. İran’daki dinci karşı devrim sırasında bu tanım çok kullanılmış ve İran olayına bu nedenle Mustazafların zaferi de deniyormuş.
Urfa’da bu isimle kurulan derneğin Hizbullah’ın yan kuruluşu olduğu da belirtiliyor. Mustazaflar Urfa’da 100 bin kişinin katıldığı “Danimarka’yı protesto mitingini” de düzenleyen dernekmiş. Ayrıca yeşil bayrakların açıldığı, şeriat gösterilerinin yapıldığı her olayda bu derneğin payının olduğu da polis tarafından biliniyormuş.

Hizbullah’ın polis kayıtlarına göre “özgeçmişlerini örgüte yazılı olarak vermiş” 100 bin üyesi olduğu biliniyor.

Demokrasi eşittir AKP mi?
Sözde demokrat yalakalar kanal kanal geziyorlar. Hepsinin ağzında aynı laf var, “Demokrasiden sapmayalım, askerin müdahalesini istemiyoruz.”
Bu cümlelere itiraz edebilecek bir tek kişi çıkabilir mi? Çıkamaz.

Ama bu söylem sahiplerinin amacı gerçekten demokrasiyi korumak kollamak, onu her türlü dış tehditlerden ve özellikle askeri darbelerden korumak değil.

Bugün televizyon ekranlarında gazete sayfalarında “demokrasi çığlıkları” atanların tamamının derdi şu: “Demokrasi kuralları işlesin, Erdoğan’ın atadığı aday Çankaya Köşkü’ne çıksın.”

Bunun adını da demokrasi koyuyorlar. Eğer AKP’yi destekliyor ve Gül’ün Çankaya’ya atanmasını istiyorsanız demokrasiye yürekten bağlısınız demektir. Yok eğer tersini söylüyorsanız, siz demokrat değilsiniz, askeri davet ediyorsunuz, darbecisiniz.

Oysa demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarından biri de “istifa” müessesesidir. Kendine demokrat süsü veren bu yalakaların hiçbirinin ağzından “Seçim sisteminin yarattığı bir aritmetik çoğunluktan zorlamalarla, inatla yararlanmaya çalışmak demokrasiye uymaz. Halkın tepkisini görün ve istifa edin” sözü çıkmıyor, çıkamıyor.

Bu yalaka takımı hâlâ Gül’ün de iyi bir cumhurbaşkanı olabileceğini halkın kafasına sokmaya çalışırken, diğer yandan da halkın şahlanışı ile dalga geçmeye, bunu önemsiz göstermeye çalışıyor.

O alay ettikleri milletin ezici çoğunluğu çok yakında bu takımı tükürükle boğacak, haberleri yok.

Tufan başlıyor
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı vermesi bekleniyordu. Hatta AKP’lilerin bile iptal kararı çıkmasını istedikleri belirtiliyordu. Şimdi herkesin aklındaki şu: AKP bugün belki bir tur denemesi daha yapacak. Büyük ihtimalle 367 bulunamadığı için ilk tur yine yapılamamış olacak. AKP denemenin başarısız olması üzerine 25 yaşı içeren Anayasa değişikliği talebiyle seçimlerin öne alınmasını isteyecek.
Yüksek Seçim Kurulu da bir seçim takvimi belirleyecek ve Türkiye erken seçime gidecek. Görünen bu ama, bundan çok farklı senaryoların da devreye girmesi çok muhtemel.
Gelişmelerin AKP’nin planladığı ve arzuladığı şekilde gitmeme ihtimali de var. Ortada bazı hukuksal boşluklar var.

AKP’nin sandığı gibi bir anayasa değişikliği yaparak seçime gitmesi konusu çok tartışmalı. Öyle sanıyorum ki, bu durum, şu ana kadar yaşadıklarımızdan bile daha karmaşık ve tartışmalı bir sürecin başlangıcı olacaktır.
Bazılarının büyük hüsrana uğrayabileceklerini söylemek istiyorum bugünlük sadece.

DİĞER YENİ YAZILAR