Çağdaş ve kentli insanların tepkisi

Hrant Dink’in cenazesini başından sonuna kadar izledim. Öyle sanıyorum ki Türkiye’nin büyük bölümü de bu cenazeyi televizyon kanallarından izleyerek acıya ve öfkeye ortak oldu

Haberin Devamı

Hrant Dink’in cenazesini başından sonuna kadar izledim. Öyle sanıyorum ki Türkiye’nin büyük bölümü de bu cenazeyi televizyon kanallarından izleyerek acıya ve öfkeye ortak oldu.

Dün de yazmaya çalıştığım gibi Hrant Dink’in cenazesine katılanların ezici çoğunluğu Türkiye’nin aydınlık, çağdaş, Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine bağlı yüzünü temsil ediyordu.

Cenazeyi izlerken, bu kalabalığın bir de medeni kentli çoğunluktan oluştuğu izlenimini edindim.

Dink ailesinin düzenlediği tören dışında hiçbir organizasyon olmamasına rağmen onbinlerce insan, bir dernek, vakıf, parti ve kuruluşun şemsiyesi altında olmadan cenazenin yapılacağı bölgeye akın etmişti.

Katılımcılar arasında, iş sahibi olanlar, işçiler, memurlar, emekliler, gençler, yaşlılar herkes vardı. Konuştuğum bir doktor hastanesinden izin alarak gelmişti cenazeye. Bir ev kadını “Bu hepimizin görevi” diyordu.

Cenazede sevinmek elbette olmaz ama bu manzara insanın içini ister istemez umutla dolduruyor. Bu ülkenin sahipsiz olmadığı, kimseden korkmasına gerek bulunmadığı, üç beş çıkarcının oyununa gelmeyeceği, uluslararası tezgahların farkında olduğu ve buna karşı direnç gösterebileceği kanıtlandı adeta.

Elbette bundan sonra Türkiye düşmanları ya da Türkiye’den çıkarı olanlar ellerinden geleni yapacaklardır. Buna karşın Türk halkının gösterdiği bu direnç onların önündeki en büyük engel olacaktır.

Dünkü cenaze AKP iktidarı için de bir uyarı işareti olmalıdır. Sözde demokrasi adına sadece kendi görüş ve fikirleri ile özellikle dini inançlarını siyasete alet edenler, Türkiye’nin aydınlık yüzü karşısında oturup düşünmelidir.

Cenazede elbette kimi AKP’liler ve onlardan çıkarı olan şakşakçılar vardı ve hatta ön plandaydılar.

Ancak arkadan yürüyen onbinlerce insan çok farklıydı. Kendi aralarında elbette görüş ayrılıkları, çelişkileri hatta kavgaları bile vardı. Ama çağdaş Türkiye ülküsü hepsinin ortak paydasıydı gözlediğim kadarıyla.

İşte Türkiye’yi ayakta tutan, her türlü yıkıcı, ayırıcı, korkutucu komploya rağmen direnen sessiz çoğunluk budur.

Birkaç hafta önce yazmaya çalışmıştım. Türk halkı tepkisini belki batı ülkelerindeki gibi gösteremeyebilir. Ama işte bir cenaze, yıllarca gösterilmeyen tepkinin bir anda ortaya çıkışına neden olur.

Tayyip Bey dünkü cenaze törenini baştan sona izlemeli. Yüzde 25’lik halk desteği ile sağladığı yüzde 65’lik Meclis gücüne güvenerek kendini de, partisini de ülkeyi de maceraya atmamalı. Eğer gerçekten demokrasiye inanıyorsa, seçim sisteminin cilvesinden yararlanıp sadece yasaların ve prosedürlerin arkasına sığınmamalı.

*****

Mutafyan’a düşen büyük görev
Ermeni Patriği Mutafyan dünkü cenazede güzel bir konuşma yaptı. Ermeni Cemaati gazetelere verdikleri ilanlarda bu ülkede yaşamak istediklerini tekrar dile getirdiler. Ermeni sözcüleri Türkiye ile hiçbir sorunlarını olmadığını belirterek kendilerini Türk vatandaşı olarak tanımlamaktan gurur duyduklarını söylüyorlar.

Ancak bunlar lafta kalmamalı. Örneğin Patrik Mutafyan hiç zaman yitirmeden bir dünya turuna çıkmalı. Avrupa Birliği ülkelerini, Amerika’yı, Türkiye aleyhine karar alan Güney Amerika ülkelerini, Avustralya’yı ziyaret etmeli ve gerçeği samimiyetle anlatmalı. Bu gezinin masraflarını Türk halkı seve seve ödeyecektir mutlaka.

Bakın bugüne kadar Ermeni teröristler pek çok büyükelçimizi öldürdü. Hiçbirinin cenazesi Hrant Dink’inki gibi olmadı. Bu nedenle Ermeni patriği ve Ermeni sözcüleri, Türk halkının bu yüce gönüllülüğünün karşılığını vermek durumundadır.

Eğer söylediklerinde samimiyseler ve Türk halkının bu büyük sevgisini görüyorlarsa üzerlerine düşen görev budur.

Aksi takdirde, bugün “Hepimiz Ermeniyiz” sloganıyla bütünleşen bu sevgi yumağı derin bir hayal kırıklığına neden olacaktır.

*****

Rahatsız olmayın
Dün kimileri cenazede taşınan “hepimiz Ermeniyiz” pankartlarından rahatsızlıklarını dile getirdi. Sokakta “Her şey tamam da, bu ne demek?” diyenler de vardı. Onlara bundan rahatsız olmamaları gerektiğini söyleyerek “bu ülke hepimizin, bugün karanlık eller bir Ermeni’yi öldürdü, hepimiz Ermeniyiz, ölen Ermeni değil Rum olsaydı, hepimiz Rum olmalı, Kürt olsa, hepimiz Kürt olmalıydık. Şu gördüğünüz bu ülkede yaşayanların yüce gönüllülüğüdür, öyle bakın” dedim. Ama şu da bir gerçek ki, cenazedeki sloganlar önümüzdeki günlerde çok tartışılacaktır.

*****

Cenazede keşke bir Türk Bayrağı olsaydı
Hrant Dink cenazesinde en çok dikkatimi çeken şey, yürüyüş boyunca bir tek Türk Bayrağı’nın bile bulunmamasıydı. Oysa kimileri tabutun Türk Bayrağı’na sarılmasını bile istemişlerdi.

Cenazede bayrak taşınması diye bir kural yok elbette. Ancak hepimiz Hrant Dink cenazesine neden bu kadar sahip çıktık?

Çünkü tüm dünyaya şunu haykırdık: Türkiye’nin çağdaş yüzü, insanları dillerine, dinlerine, ırklarına göre ayırmaz. Bu ülkede yaşayan herkes bizim kardeşimizdir. Biz hepbirlikte bir arada barış içinde yaşayan bir toplumuz.

İşte bu nedenle cenazeye katılan onbinlerce kişi ellerinde “Hepimiz Ermeniyiz” “Hepimiz Hrant’ız” yazılı pankartları taşımaktan çekinmedi.

Bu pankartlarla dünyaya “Burası bir sevgi ülkesidir ” mesajı veriliyordu.

Ve bizi bu büyük toplanışta aynı çatı altında tutan bir bayrağımız var.

Madem tüm dünyaya bu gerçeği haykırarak söyledik, o halde bunu sembolik de olsa tek Türk Bayrağı ile taçlandırmalıydık.

O bayrak onbinlerin tek yürek olmasının dünyaya verilecek en güzel sembolü olacaktı. Ne yazık ki, törenin düzgün olması için slogan yasağı bile koyanlar bayrağımızı kullanmayı akıllarına getirmediler. Ya da bilerek yaptılar artık daha fazla uzatmak istemiyorum.

O bayrak tabuta sarılmasa bile en azından cenaze arabasının üstüne asılabilirdi.

*****

Borsa yine uçmuş
Borsaya gerçekten aklım ermiyor. Bunca gelişme arasında televizyon haberlerinin satır aralarında borsanın yine coştuğu haberlerini duydum. Meğer Devlet Bakanı Abdüllatif Şener “Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı, Abdullah Gül de Başbakan olur, ekonomide bir sapma olmaz” demiş. Bunu duyan borsa fırlamış, yabancı yatırımcı hücumuna uğramış.

Dün borsadan anlayan bir kaç kişiye “Kimdir bu yabancılar?” diye sordum. Aslında Türk olan ama yurtdışından para getirenler mi, güçlü kapitalist yabancı yatırımcılar mı, AKP yanlısı cemaatler mi yoksa Arap sermayesi mi?

Bunun cevabı pek yok. Ortadaki tek gerçek borsaya bir yerlerden para aktığı.

Oysa dün Hrant Dink’in cenazesi kaldırılıyordu ve bizim bütün iyiniyetimize rağmen bunun uluslararası alandaki yansıması aleyhimize olacak, bunu biliyoruz.

Borsa düşmeliydi demiyorum ama, bunca sıkışıklık arasında yabancıların Türkiye’ye akın ediyor görünmesi bana pek mantıklı gelmiyor. Umarım küçük yatırımcı ayaklar altında ezilmez yine.

DİĞER YENİ YAZILAR