“Çağdaş demokraside parti kapatma asla olmaz” yalanı

Haberin Devamı

Parti kapatmak elbette iyi bir şey değil. Ama eğer bu yasalarınızda varsa ve siz bugüne kadar böyle bir maddeyi yeniden düzenlememişseniz, dava açılmasına da aşırı tepki gösteremezsiniz.

Bunu söyledikten sonra gelelim “Çağdaş demokrasilerde parti kapatma diye bir şey yoktur, asla da olamaz” şeklinde dile getirilen yalana. Bu görüşleri dile getirenler özellikle Avrupa Birliği üyesi ülkeler örnek göstererek “Bakın orada 40 yılda üç parti kapatılmış, aynı süre içinde Türkiye’de 24 parti kapatılmış” diyorlar.

1- Herhangi bir Avrupa ülkesinde, anayasalarını çiğnediği halde hakkında işlem yapılmayan parti yok. AB ülkelerinde bu açıdan tartışılan parti de yok.

2- Türkiye’de partiler ya laikliği ihlal ya da bölücülük suçlarından kapatıldı. Geri kalanlar ise usul hataları nedeniyle kapatılmak durumunda kalındı.

Şimdi “Avrupa’da parti kapatılmaz” diyenlere küçük bir test yapmalarını öneriyorum. Bugün çeşitli Avrupa ülkelerinde yaşayan ve o ülkelerin vatandaşı olmuş pek çok Türk var. Diyorum ki bu Türkler bir parti kursunlar. Programlarına “İktidara gelirsek Almanya’yı din kurallarına göre yöneteceğiz” desinler ve amblem olarak da Gamalı Haç’ı seçsinler. Bakalım bu parti kapatılacak mı kapatılmayacak mı? Hatta kurulmasına izin verilecek mi?

Çok kolay değil mi? Haydi kolları sıvayın, hem de Avrupa için “demokrasi testi” yapmış oluruz.

*****

Bugüne kadar kapatılan partiler

İşçi-Çiftçi Partisi (1968)

Milli Nizam Partisi (20.05.1971)

Türkiye İleri Ülkü Partisi (24.06.1971)

Türkiye İşçi Partisi (20.07.1971)

Büyük Anadolu Partisi (19.12.1972)

Türkiye Emekçi Partisi (8.05.1980)

Büyük Anadolu Partisi (24.11.1992)

Sosyalist Parti (10.07.1992)

Yeşiller Partisi (10.02.1994)

Halk Partisi (25.09.1991)

Türkiye Birleşik Komünist Partisi (16 07.1991)

Halkın Emek Partisi (14.07.1993)

Özgürlük Demokrasi Partisi (30.04.1993)

Sosyalist Türkiye Partisi (30.11.1993)

Demokrasi Partisi (16.06.1994)

Demokrat Parti-2 (13.09.1994)

Demokrasi ve Değişim Partisi (19.04.1996)

Diriliş Partisi (1996)

Emek Partisi (1997)

Sosyalist Birlik Partisi (7.06.1994)

Refah Partisi (16.01.1998)

Demokratik Kitle Partisi (26.02.1999)

Fazilet Partisi (22.06.2001)

Halkın Demokrasi Partisi (13.03.2003)

DEHAP kendini feshettiği halde davası sürüyor. HAK-PAR’ın kapatılması istemiyle açılan dava da Anayasa Mahkemesi’nde sürüyor.

*****


Alemdağ ve Çekmeköy’de orman katliamı olmasın

Hava Savunma Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı, 10 senedir İstanbul’da Çekmeköy ve Alemdağ kışlalarında konuşludur. Ancak 28 Şubat tarihinde birliğimizin Konya’ya taşınnacağı açıklandı. Elbette her asker verilen emri uygular ama tesisin alelacele boşaltılacak olması personel içinde rahatsızlık yarattı.

Ayrıca, Çekmeköy ve Alemdağ kışlalarının yarısına yakını orman arazisidir. Çekmeköy’de son 5-10 senede imara açılan yerleşim bölgelerinin hemen yanında yer almaktadır. Bölge rant alanı olarak kullanılmaya son derece müsaittir. Acaba Milli Savunma Bakanlığına kiralanmış bu araziler ne maksatla kullanılacaktır? Kışlaların içinde bulunan orman arazilerinin durumu yakın gelecekte ne olacaktır? Unutulmamalıdır ki Çekmeköy ve Alemdağ kışlaları büyüklük olarak neredeyse halihazırdaki Çekmeköy yerleşim alanının dörtte birine tekabül etmektedir. Buranın boşaltılması halinde yeni bir orman katliamı olmasından da korkuyoruz. (Hava Savunma Okul ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda görevli bir grup subay.)

*****

O halde niye kazanmadınız?

Pazartesi günü Anayasa Mahkemesi kapsamında Abdullah Gül’ün de bulunduğu AKP’yi kapatma davasını kabul etmiş. Televizyonlar heyecanlı yayınlar yaparak çeşitli kesimlerden görüşler alıyor. Habertürk ekranında Refah ve Fazilet Partisi’ni kapatma davalarında savunan Şeref Malkoç var. Malkoç diyor ki “Bu iddianame çok kötü hazırlanmış. Hukuk fakültelerinin birinci sınıflarında okuyan çocuklardan bu konuda iddianame hazırlamasını isteseler bundan daha iyisini yazarlar.” Yargıya müdahale niteliğinde ama sonuçta bir görüş. Görüş sahibi ise iki kez kapatma davasında yaptığı savunmalarda başarısız olmuş ve kapatma kararını önleyememiş bir avukat.

Fıkra gibi değil mi?

Aynı avukat daha önceki iki kapatma davasında da benzer şeyler söylemiş ama sonuç alamamıştı. Demek ki “İddianame çok kötü, yetersiz, hukuka aykırı” demekle sorun çözülmüyor. İyi savunma yapmak gerekli.

*****

Her gün garta oturan jokey

Joe ile iki arkadaşı barda sohbet ederlerken biri, “Karım beni herhalde bir elektrikçi ile aldatıyor..” demiş, “Ne zaman eve gelsem masanın üzerinde bana ait olmayan pense, tornavida, kontrol kalemi falan buluyorum!..”

Diğer arkadaşı da, “Sanırım benimki de beni bir su tesisatçısı ile aldatıyor...” demiş ve “Ben de ne zaman eve gelsem yatağın yanında İngiliz anahtarı, çeşitli contalar, vana falan var...” diye devam etmiş. “Benim karım da beni bir at ile aldatıyor...” demiş Joe. Şaşırmış iki arkadaşı “Bir at ha? Sen bu kanıya nasıl vardın?”

“Şeyy...” demiş Joe, “Ne zaman eve gelsem mahalleye yeni taşınan jokey gardırobun içinde!”

*****

Siyasetle ahlâkı ayıranlar, ikisinden de bir şey anlamamışlardır. JOHN MORLEY

*****

AB kriterine bakın

Avrupa Birliği’nin kimi sözcüleri AKP’nin gitme ihtimalinden panikleyerek Türkiye’yi suçlayan ifadeler kullanıyorlar. Dillerinden düşürmedikleri de demokrasi.

Diyorlar ki “Demokrasilerde parti kapatma olmaz. Seçimle gelen seçimle gider.” Parlak söz ama acaba Avrupa buna ne kadar uyuyor?

Avusturya Başbakanı Haider seçimle geldi ama seçimle gitmedi. Tüm AB ülkeleri ayaklandı, “Biz bu adam başbakan olduğu sürece Avusturya ile ilişki kurmayız, AB’den de atarız” dediler. Sonuçta Haider gitti. Partisinin de bir hükmü kalmadı.

Peki hani seçimle gelen seçimle giderdi? Kendi işlerine gelmediği zaman seçim falan dinlemeyenlerin Türkiye üzerine ahkam kesmeleri mizah oluyor.

DİĞER YENİ YAZILAR