Büyük patronlar ne demek istedi?

Ankara’da yapılan TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı’nda konuşulanlar son günleri siyasi gelişmelerine damgasını vurdu. Büyük işadamları erken seçimden Cumhurbaşkanı’na, AB’den apronda deve kesmeye kadar pek çok konuda görüş bildirdiler

Haberin Devamı

Ankara’da yapılan TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı’nda konuşulanlar son günleri siyasi gelişmelerine damgasını vurdu. Büyük işadamları erken seçimden Cumhurbaşkanı’na, AB’den apronda deve kesmeye kadar pek çok konuda görüş bildirdiler. Büyük bölümü basına kapalı yapılan toplantının perde arkasını ve satırarası mesajlarını öğrenmek için bir TÜSİAD üyesi ile görüştüm. Aramızda şu konuşma geçti:

- Ortalığı karıştırdınız yine?

- Yok canım, neden?

- Erken seçim istemiyorsunuz.

- Onu pek çok kişi istemiyor.

- CHP’yi de kızdırmışsınızdır.

- Kızmasınlar

- Hayır Baykal TÜSİAD’tan destek istemişti de.

- O yanlış bir talepti.

- Neden?

- Çünkü TÜSİAD’ı da sıkıntıya sokan bir talepti.

- Ama siz çok güçlü bir sivil toplum kuruluşu görünümündesiniz.

- Tamam da böyle açık açık siyaset içine çekme talebi rahatsız edici.

- Neden erken seçim istemiyorsunuz?

- Sorunu çözebileceğini düşünmüyor kimse.

- Seçim çare değil mi?

- Elbette çare ama şu anda Türkiye’nin sıkıntısını aşmaya yaramayacak.

- Ne fark eder, zaten bu yıl seçim var biraz erken olsa ne olur?

- Zamanında yapılmasında sorun yok. Onu herkes biliyor. Ama erkene alınırsa özellikle ekonomide tamiri güç yaralar açılabilir.

- Ama aksi takdirde toplumda tamiri güç sıkıntılar oluşmaz mı?

- O kadar sıkıntı olacağını sanmıyorum.

- Cumhurbaşkanlığı seçimi toplumun büyük kesiminde endişe yaratıyor.

- Bizde de yaratıyor.

- Ama siz bu Meclis seçsin istiyorsunuz.

- Evet, doğrusu bu.

- Yani Tayyip Bey Cumhurbaşkanı olsun diyorsunuz.

- Hayır öyle demiyoruz.

- Cumhurbaşkanı’nı bu Meclis seçsin demek o kapıya çıkmıyor mu?

- Neden o kapıya çıksın?

- Bu Meclis kimi seçecek peki?

- Orada uzlaşma olsun diyoruz.

- Uzlaşma olmaz ki, Tayyip Bey ayağına gelen kısmeti teper mi?

- Satıraralarını iyi okumak lazım.

- Okuyoruz da, toplantının büyük bölümü basına kapalı, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyoruz ki.

- Tayyip Bey Cumhurbaşkanı olsun demiyoruz

- Ama o anlaşılmıyor mu?

- Yoruma bağlı.

- Herkes istediği tarafa çekebilir yani.

- Öyle değil. Cümleye dikkat et, bu konuda uzlaşma olmasını tavsiye ediyoruz.

- Uzlaşma olur mu?

- Makul olan odur. Türkiye’de aklı selimin galip geleceğine inanıyoruz.

- Yani Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olabilir.

- Cinlik yapma.

- Cinlik yapmıyorum, niyet çözmeye çalışıyorum.

- Tayyip Erdoğan’ın durumunu koruması daha iyi.

- Yani Cumhurbaşkanı başkası olsun.

- Bu daha doğru gibi geliyor.

- Neden?

- Tayyip Bey’in Cumhurbaşkanlığı sorun yaratabilir.

- Nasıl?

- Bir kere toplumda tepki olacak.

- Sonra?

- Partisi sıkıntıya girecek.

- Girsin, bu sizi neden ilgilendiriyor.

- Parti bizi ilgilendirmez, ülkenin durumu ilgilendirir.

- İlgisi?

- AKP seçimden zayıflayarak ama birinci çıkabilir.

- Çıkabilir tabii.

- O zaman çok ortaklı koalisyonlar gündeme gelir.

- Bu kaçınılmaz görünüyor.

- Doğru da, kaçınılmazı daha da karmaşık hale getirmemek lazım.

- Seçimden sonra koalisyon olacağını düşünüyorsunuz.

- Bugünkü manzara öyle.

- Yani AKP tekrar tek başına iktidar olamaz mı?

- Şahsi fikrim tabii, bana göre ilk seçimden koalisyon çıkacaktır.

- AKP içinde yer alır mı?

- Bunu bilmek mümkün değil ancak günü gelince göreceğiz.

- Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı’nı da eleştirdiniz.

- Nereden çıktı bu?

- Siyasal İslamcı basının yorumu böyle.

- Ülke çıkarları için tek sesten söz ediyorsunuz.

- Oradan Cumhurbaşkanı eleştirisi mi çıkıyor?

- AKP yandaşları öyle diyor.

- Yanılıyorlar, bu mesaj herkese.

- Demokrasilerde tek ses var mıdır?

- Bunun demokrasi ile ilgisi yok ki.

- Nasıl yok?

- Ülke çıkarından söz ediyoruz. Burada herkesi tek ses olmaya çağırmak yanlış mı?

- Yanlış değil de, ülke çıkarlarının ne olduğu konusunda fikir birliği yok.

- Olabilir, bu bizim görüşümüz.


*****

Neden şimdi soruyorsunuz?
AKP’liler ve yandaşları Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça “şekli demokrasiyi” şiar edinip kendilerini uyaranlara salvo atışları yapıyorlar. “Cumhurbaşkanlığı neden şimdi sorun oluyor, Anayasa ve yasalara uymak neden sizi rahatsız ediyor, AKP neden Cumhurbaşkanı’nı seçemezmiş” gibi sorular soruyorlar.

Bunun cevabı çok basit. Çünkü kamuoyunun büyük bölümünde AKP’nin icraatları sonucu Cumhuriyet’in temel ilkelerinin zedeleneceği korkusu ve endişesi var. Bunu yok sayarak ve demokrasicilik oynayarak sanki çok masum bir şey soruyor ifadesi takınmak kimseyi kandıramaz. Ama ne yazık ki bu oyunu sorun çözülünceye kadar oynamaya da mahkumuz.

*****

Her şeye birebir basit bir ilaç
Başta kolesterol olmak üzere, mide barsak sorunu yaşayan, strese bağlı rahatsızlıklar çekenlerle kilolarından şikayetçi olanlara tavsiye edebileceğim çok basit ama sonuçları müthiş bir ilaç öğrendim.

Bir litre limon sıkıyorsunuz. Bu limonun içine 40 diş sarımsağı ezerek atıyorsunuz. Hazırladığınız karışımı içine ışık sızmayacak şekilde kapattığınız tercihan bir cam kaba koyuyorsunuz. Sonra bu kabı 25 gün süreyle her gün en az bir kere iyice çalkalıyorsunuz.

25 gün sonra kıvamına gelen bu karışımdan her sabah aç karnına bir kahve fincanının yarısına kadar doldurup içiyorsunuz.

Tadı çok ekşi ve elbette müthiş bir sarımsak kokusu var. Ama ardından kahvaltı edip bir de dişlerinizi fırçaladığınızda sorun gideriliyor.

Bunu deneyen birkaç kişi biliyorum. Yüksek olan kolesterolleri inanılmaz biçimde düştü. Ayrıca diğer sorunlarını çözenleri de biliyorum. Bu basit ilacın pek çok kişiyi memnun edecek özelliği de uzun vadede kilo verdirmesi.

*****

Meğer o çiftçi değilmiş!
Tayyip Bey televizyonda konuşuyor. Sunucu “O çiftçiye söylediğiniz sözler” derken Tayyip Bey sözünü kesiyor ve “ne çiftçisi canım, onun öyle olmadığı anlaşıldı. Bu işi profesyonel hale getirmiş, Tansu Hanım’a da yapmış” diyor. Ve konu kapanıyor.

Burada dikkatimi çeken şu: Başbakan karşısındaki vatandaşa “Al ananı da git” diyor. Bunu söylediği sırada karşısındaki kişinin kim olduğunu bilmiyor. Yani adamın düzgün biri olması ya da sahtekar olmasının bir önemi yok. O adam o sırada Başbakan’ın karşısındaki bir vatandaş. Başbakan da onu hayli argoya kaçan bir üslupla azarlıyor.

Efendim adam meğer çiftçi değilmiş. İyi de bu sonra öğrenilmiş. Olay sırasında bilinmiyor.

Burada önemli olan Başbakan’ın herhangi bir vatandaşa davranışı mı, yoksa bu kişinin sahtekar olması mı?

Adam söylediği kişi çıkmayınca Tayyip Bey’in o üslubu kullanması doğru mu oluyor?

Bir Başbakan’ın canlı yayında böyle bir demagoji yapması hiç hoş değil.

DİĞER YENİ YAZILAR