Haberin Devamı
Bugün sandık başındayız. Eğer bu yazıyı oyunuzu kullanmadan okuyorsanız size “iyi vatandaş” gözüyle bakamam. Bu nedenle, eğer oy kullanmadıysanız lütfen gazeteyi elinizden bırakın, gidin oyunuzu kullanın ve ondan sonra kaldığınız yerden devam edin.
Çünkü bu sayfada seçim gününe özel “seçim fıkraları” var. Yani kampanya yasağı olan bu günde seçim matraklarına güleceğiz.
İyi de, iyi vatandaşlık görevini yerine getirmeyenin gülmeye de hakkı olmamalı.
Neyse, tabii ki bu da işin gırgırı, yeterki oyunuzu kullanın.
Seçim fıkralarını Yıldırım Tuna’dan rica ettim. Sağolsun bugüne özel fıkralar hazırlayıp göndermiş. Gelin hep birlikte okuyup, bu heyecanlı ve stresli güne biraz da kahkaha katalım:
Siz uyun
Şehirlerarası yolun tam kenarında kurulu küçük kasabada hız limiti 140’tan 60’a indirilmiş. Bölge Trafik Müdürü kasabanın belediye başkanına gidip “Efendim lütfen bize yardımcı olun” demiş. Başkan “Tamam” diye cevap vermiş “Konuyu belediye meclisine mi taşımamı istiyorsunuz?” Müdür “Hayır” demiş, “Her gün deli gibi otomobil kullanıyorsunuz. Yasaya önce siz uyun başka bir şey istemiyoruz.”
Dinleme cihazı
Genel Başkan miting için gittiği şehirdeki otel odasında yatmadan evvel gizli dinleme aleti konulabilecek her yeri araştırmış. Resim çerçevelerinin arkasını, abajurların altını... Sonunda yerdeki halıyı sökmüş ve birden “Ahaa..!” demiş sevinçle, odanın tam ortasına rastlayan yere 4 vida ile tutturulmuş çelik bir disk’i izci bıçağı ile yavaşça sökmüş, özenle yerinden alıp pencereyi açıp dışarı fırlatmış. Ertesi sabah kahvaltıya indiğinde korumaları heyecanla “İyi misiniz? Bir şeyiniz yok ya?” diye etrafını sarınca “Ne var?” demiş başkan, “Niye soruyorsunuz?” Koruma müdürü “Yok bir şey” diye cevap vermiş “Sadece dün gece sizin odanın tam altında bulunan düğün salonunun dev avizesi misafirlerin tam tepesine düştü de, bir sürü yaralı var siz iyi misiniz diye merak ettik!”
Yeni başkan
Parti genel başkanı, yardımcısını odasına çağırıp “Bak” demiş, “Bir yıldır bu partidesin, parti üyeliğinden bir hafta sonra belde başkanlığına, bir hafta sonra ilçe başkanlığına, bir hafta sonra il başkanlığına, dört hafta sonra da genel başkan yardımcılığına terfi etti. Şimdi ben bu demokrasiyi iliğine kadar hazmetmiş tarihi partideki görevimden ayrılıyorum ve partinin genel başkanlığını sana devrediyorum. Ne diyorsun?” Yeni başkan “Teşekkür ederim” demiş, “Teşekkürler Baba!”
Pis başkan
- Yahu şu bizim pis başkanın işaret parmağı kırılmış, duydun mu?..
- Aa?.. Neden kırılmış?..
- Onu sevmeyen bir seçmen burnuna yumruk atmış..!
Her çarşamba
İşçi sendikaları seçimi, kürsüye çıkan başkan adayı “İşçi kardeşlerim haftada 4 günden fazla çalışmayacağızzz!” diye bağırınca kalabalık işçiler hep bir ağızdan “Hurraaaa..!” diye bağırmış...
- Sabah 9 yerine 10’da işbaşı yapacağız!
- Hurraaa!..
- Ücretlerimizi artık yüzde 150 zamlı alacağız!
- Yehoooo!..
- Sadece çarşambaları çalışacağız!
Sessizlik ve arka sıralardan olumsuz homurtular, “Pöhh... Her Çarşamba mı?..”
Paylaşımcı başkan
Seçim propogandası yapan belediye başkan adayı çiftçilikle geçinen kasabaya gidip miting kürsüsüne çıkmış, “Katılımcı ve paylaşımcı bir başkanlık getireceğim kasabamıza” demiş, “Mesela iki traktörünüz varsa birini belediye hizmeti için verir misiniz?” Kalabalık “Veririiizz” diye bağırmış. Aday “İki ineğiniz olsa birini bize verir misiniz?” diyince de “Eveeett” diye inlemiş insanlar. “Eğer 2 teneke buğdayınız kalsa birini belediyenize güç katmak için bağışlar mısınız” sorusu üzerine “Hayıırrrr..!” diye dalgalanmış bu sefer kalabalık. “Aa” demiş aday “Traktörü verdiniz, ineği verdiniz 1 teneke buğday niye sakınılıyor?” Kalabalık “Biliyorsunuzzz” diye bağırmış hep bir ağızdan, “Elimizde sadece 2 teneke buğdayımız kaldıııı!”
Cennet ve cehennem
İnternette gezinen bir fıkra var. Aynısını koymam mümkün değil, çünkü seçim yasaklarına girebilir. Ama esprisini bozmadan ve kısaltarak yazmak mümkündü. Fıkra şu:
Adamın biri kaza ölür. Yukarıda melekler adama, “Günahlarınız ve sevaplarınız eşit. Şimdi bir seçim yapmak durumundasınız. Bu nedenle bir gününüzü cennette bir gününüzü cehennemde geçireceksiniz. Sonra da birini seçeceksiniz” derler.
İlk durak cehennemdir. Cehennemin kapısı açıldığında, içeride yemyeşil mükemmel bir golf sahası görür adam. Bulutsuz bir havada güneş parlamaktadır ve hava 25 derece sıcaklıktadır. Uzakta golf sahasının muhteşem binası görünmektedir. Binanın önünde herkesin eskiden beri tanıdığı politikacılar, din bezirganları, iş adamları durmaktadır. Bütün bu iyi insanlar mutlu, sevinçlidir. Hemen adamı karşılamaya koşarlar. Şeytan buzlu içecekler ikram eder.
Ertesi günkü durak cennettir. 24 saat boyunca, adam, değerli düşünürlerle, büyük devlet ve din adamlarıyla, şairler ve yazarlarla karşılaşır. Bu arkadaş canlısı iyi insanlar paradan çok önemli konulardan bahsetmekte ve adama büyük tevazu göstermektedirler. Her şey son derece sade ve güzeldir. Cehennemdeki şatafat burada yoktur.
O gün de biter, melekler gelir ve adama bir seçim yapması gerektiğini hatırlatırlar. Adam “Böyle bir karar vereceğimi tahmin etmezdim ama galiba cehennem daha güzel bir yer” der.
Melekler cehennemin kapısını açarlar ve adamı içeri iterler. Adam kendisini yanmış kıraç bir ovanın ortasında, vidanjörlerin boşalttığı endüstriyel atıkların bulunduğu bir alanda bulur. Arkadaşlarını gördüğünde ise dumura uğrar. Hepsi zincirli, prangalı, kara torbalara koymak üzere çöpleri toplamaktadır. Acıdan inlemektedirler. Şok içinde olan adam mırıldanır:
“Anlamıyorum dün geldiğimde, burada bir golf sahası ve kulüp evi vardı; istakoz ve havyar yedik, içip içip sarhoş olduk. Tavşanlar gibi sıçrayıp, oynayıp deliler gibi eğlenmiştik. Şimdiyse, pislikle dolu bir çöl görüyorum ve her şey sefil bir halde görünüyor.”
Şeytan ona bakar, gülümser ve kulağına şöyle der: “Dünkü seçim kampanyasıydı.”

