Artık konuşmayan kalmadı gibi. En son milyonu aşkın kişi de yürüyerek tavrını ortaya koydu.
Türkiye’nin ezici bir çoğunluğu Tayyip Erdoğan’ın ya da aynı zihniyetteki birinin Çankaya’ya çıkmasını istemediğini, Türkiye’nin bu badireyi hasarsız atlatması gerektiğini bildirdi.
Tayyip Bey, beğendiği beğenmediği her kesimden yeterli uyarıyı aldı. Artık bundan sonra sağduyunun hakim olacağına ve gerilim ortamının sona ereceğine inanıyorum.
Tayyip Erdoğan’a nasıl uyarılar yapıldı?
İş dünyasının önde gelen liderleri TÜSİAD çatısı altından seslendiler ve “Köşk için uzlaşma gerekli” dediler. Bunun tek anlamı vardı; Çankaya’ya çıkmak için sistemi zorlama.
Ardından hukukçuların 367 sorununu tartışmaları çıktı ortaya. Kimse kendini kandırmasın, 367 tartışması bunun öncelikle gerçekleşmesi için dile getirilmedi. Bu da Tayyip Bey için bir uyarıydı. “Sistemi zorlama, aksi takdirde sistem de kendini zorlamak zorunda kalır sonra” dendi.
Silahlı Kuvvetler’in en tepesindeki isim konuştu. “Çözüm Meclis’te ama biz laik cumhuriyet ilkelerini sözde değil, özde koruyan bir cumhurbaşkanı istiyoruz” diyen Büyükanıt, Çankaya’da oturanın aynı zamanda başkomutan olacağını da söyledi.
Bunun mesajı da açıktı, “elbette hukuk içinde kalıyoruz ama lütfen siz de sistemi zorlamayın.” Cumhurbaşkanı Sezer de uyarısını yaparak Türkiye’nin bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu belirtti.
Ardından milyonu aşkın insan Ankara’da yürüyerek endişelerini dile getirdi ve Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasına karşı çıktı.
Tüm bunlar aslında kimi siyasal İslamcıların veya onlara yandaş olan sözde demokratların “darbeye davetiye çıkarıyorlar” çığlıklarının ne kadar spekülatif ve kışkırtıcı olduğunu da ortaya koydu.
Ne pahasına olursa olsun sistemi zorlayarak Tayyip Erdoğan ya da bir benzerini Çankaya’ya çıkarmak için çırpınan bu çevreler şimdi şaşkın durumda. Çünkü toplumun ve anayasal kurumların sağduyulu, sakin ama kararlı tutumu oynanmak istenen oyunu bozmuş oldu.
Şimdi artık sıra Tayyip Erdoğan’da. Öyle sanıyorum ki, kaç zamandır burada ısrarla dile getirmeye çalıştığım gibi Tayyip Bey eninde sonunda sağduyunun ve aklın sesini dinleyerek Cumhurbaşkanlığı dayatmasından vazgeçecektir.
Buna hâlâ yürekten inanıyorum. İnanmak istiyorum.
Mazota zam mı yapıyorsunuz?
Genç Parti’nin seçim sloganları televizyon ekranlarını süslüyor biliyorsunuz. Bu vaatleri eleştirenler olduğu gibi, olabilirliğine inananların sayısı da az değil.
Bu vaatler iyidir kötüdür, şu anda bir şey söylemek istemiyorum, ama “Mazot bir lira” sloganıyla ilgili çok ilginç bir şey duydum onu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Genç Parti Genel Merkezi’ni Yüksekova’dan bir vatandaş aramış. Telefona çıkan parti yetkilisine “Kardeşim, siz fakirin fukaranın yanındayız diyorsunuz ama bu yaptığınız ne?” demiş.
Parti yetkilisi “Ne oldu?” diye sorunca Yüksekovalı vatandaş “Daha ne olsun kardeşim, mazot bir lira olacak diyorsunuz” karşılığını vermiş.
Partili şaşırarak sormuş “Eee, ne var bunda, niye öfkelisiniz?” deyince Yüksekovalı patlamış “Yahu mazota niye zam yapıyorsunuz ki?”
Biliyorsunuz bu bölgede kaçak mazot çok rağbette ve fiyatı da 50 kuruş dolaylarında. Yüksekovalı bunun için korkmuş.
Anadolu Ateşi Yeni Zelanda’ya gidiyor
Türkiye’nin dünya çapında yüzaklarından Anadolu Ateşi dans grubu yaz başında Yeni Zelanda’ya da gidecek. Mısır’da Mustafa Erdoğan sohbet ederken anlatmıştı. İsmini söyledi ama not almamışım, Yeni Zelandalı bir organizatör tam üç kez İstanbul’a gelip Anadolu Ateşini’nin gösterilerini izlemiş. Sonra da grubu Yeni Zelanda’ya davet etmiş. Mustafa Erdoğan “Tabii gideceğiz oraya da, ama önce bizden biri gidip bir baktı. Dünyanın öbür ucu, adamlar gelip bizi istiyorlar da, bakalım ne kadar ciddiler görmek istedik. Şimdi gönül rahatlığı ile gideceğiz” dedi.
Anadolu Ateşi Yeni Zelanda dışında Çin ve Kore’ye de gidecek. Bunlar az başarı değil. Kore sözünü duyunca “Kuzey’e giderseniz bak ona gelirim, çok merak ediyorum” dedim. Tabii Kuzey Kore mümkün değil. Onlar başka bir gezegende yaşadıklarını sanıyorlar.
Medyanın tavrı halkı kızdırdı ama fark etmez Genelkurmay Başkanı’nın konuşmasından sonra özellikle gazeteler haberi son derece sakin ve hatta biraz da önemsemeyerek duyurdu.
Bilgisayarımda siz okurlardan gelen pek çok mesaj var. Hemen hepsinde “Bu nasıl iş, medya sanki hiçbir şey yokmuş gibi davranıyor, komutan açık açık Tayyip Erdoğan’ı istemediklerini açıkladı, milyonlar yürüdü, oysa gazetelere bakınca sanki ona yol verilmiş gibi bir hava var” ifadeleri yer alıyordu.
Miting gününde televizyonların adeta kayısız kalması da ciddi öfke yaratmıştı.
Hiç öfkelenmeyin ve lütfen daha sakin düşünün.
Bana göre medya bu konuda bilerek bilmeyerek hayırlı bir iş yaptı.
Elbette herkes Büyükanıt’ın açıklamalarının ne anlama geldiğini, Sezer’in ne dediğini, milyonlarca insanın protestosunun bir sivil darbe niteliğinde olduğunu anladı.
Şunu unutmamak gerek. AKP’nin Türkiye’yi çok gerdiği ve büyük sıkıntıların eşiğine getirdiği bir gerçek. Ancak Türkiye’nin bu badireyi hasarsız atlatması gerekiyor.
Yapılan özetle şudur: Herkes tavrını ortaya koydu. Tayyip Erdoğan ya da bir benzerinin Çankaya’ya çıkmasına Türkiye’nin ezici çoğunluğu karşıdır. Buna rağmen bir dayatma ile karşı karşıya kalınırsa Türkiye ağır bir kaos yaşayacaktır. Burada aklı selimin galip gelmesi gerekmektedir. O halde henüz adaylığını bile açıklamamış olan Tayyip Erdoğan’a bir süre daha vermekte yarar vardır. Eğer Tayyip Bey bu avansı iyi kullanır ve beklenen kararını verirse Türkiye rahatlayacaktır.
İşte medya da (tabii hepsi değil, çünkü bazıları askeri tahrik ederek erken ortaya çıkacak bir kaostan yarar umuyordu, onlar biraz şaşkın) bu duygular içinde ortamın sakinleşmesine (bilerek, bilmeyerek) yardımcı oldu.
Korkmayın; Türkiye bu sıkıntıyı demokrasi ve hukuk çerçevesinde kazasız belasız atlatacaktır.

