Bütün bunlar olacaksa çırpınmamak mı gerek?

Haberin Devamı

Karşı çıkmakla tartışmak farklı şeyler. Öyle olaylar olur ki karşı çıkabilirsiniz ama konuyu tartışmanızın da bir anlamı olmadığını bilirsiniz. Dünya 1980’lerden itibaren yeni bir yapılanmaya soyundu. “Global ekonomi” dediğimiz kavram ortaya çıkarken bir dizi “beklenen ve beklenmeyen” olay bu kavramın temellerini oluşturdu.

Örneğin, 70 yılı aşkın hüküm süren Sovyet komünist rejimi tamamen çöktü. Solda görünen İslamcı hareket aşırı sağa kayarken teröre de bulaştı. Koca Çin, ülkeyi kendi halkına karşı komünist, dışarıya karşı aşırı liberal politikalarla yönetmeye başladı.

Türkiye bu yeni yapılanmanın en önemli ülkelerinden biri haline geldi. Kendi farkına varmasa da oluşan global baskı nedeniyle önemli bir değişim geçirdi. Bu global dalgayla en uyumlu olacak siyasi yapılanma iktidara getirildi. Korundu, kollandı ve bugünlere geldik.

Global dünya sistemi önceden planlanan hedeflere doğru hızla yürürken, bunu fark etmeyen ya da karşı çıkmak yerine tartışmaya kalkan ülkelerde bir dizi karışıklık ve acılar yaşanıyor.

Bu yeni sistemin önemli ülkelerinden biri olan Türkiye de bundan en çok payını alanlardan. Hiç kuşkusuz ki global dünya çok önemsediği Türkiye’yi asla dışlamayacak, biz istesek de istemesek de sistemin içinde tutacak.

Global dünyanın hedeflerini iyi okuyan çevreler önümüzdeki günlerin perspektifini çıkarıyorlar aslında, bir anlamda ne olacağını biliyorlar.

İşte bu konulardaki ilişkilerine ve bilgisine güvendiğim önemli bir isimle çok ilginç bir konuşma geçti. Bu önemli kişi global dünya koşullarını anlatırken, “AKP’nin kapatılmaması normal. Çünkü sistemin sürmesi için yeterli siyasi kadrolar henüz oluşmadı, AKP kapansa yerine gelecek kadro yoktu” dedi.

Sonra da anlattı: “Bak hiç şaşırma ama ilk önce Kıbrıs mutlaka elden çıkacak. Artık bunun tartışılması bile abes. Ardından hatta belki eş zamanlı olarak Kuzey Irak’ta bir devlet kurulması gündeme gelecek. Bu devlet Kerkük ve Musul’u da barındıracak. Türkiye buna sessiz kalmak zorunda. Bunun ötesindeki adım ise Türkiye’nin bu devlete toprak vermesidir. Apo da mutlaka serbest bırakılacak ve Kürt Parlamentosu’ndaki yerini alacak. Ayrıca Ermenistan ile sınırlar açılacağı gibi diplomatik ilişkiler de kurulacak. İran’a saldırıda Türkiye ABD’nin yanında yer alacak. Global dünyanın bunların olmamasına tahammülü yok çünkü.”

Bütün bunlar olabilir mi? Olursa ne pahasına olur? Daha kaç kişi can verir, kaç milyar dolarımız havalara uçar gider? Peki birileri “Direnmenin âlemi var mı?” demeye başlarsa ne olacak?

*****

“Can Ataklı’yı işten kovdu”

Önceki akşam ATV Ana Haberleri’nde Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Hayrettin Ertekin isimli kişinin geçmişte yaptıkları işleniyordu.

Haberin son cümlesinde ise ekranda birden benim görüntüm belirdi. Sunucu, “Hayrettin Ertekin son olarak Business Channel’ın sahibi olarak karşımıza çıktı. Ertekin, askerin ricası üzerine Can Ataklı’yı işten kovdu” dedi ve ekrana bu cümle güm diye yazılı olarak düştü.

Bir televizyonun, başka bir yerde çalışan bir gazeteci için böyle bir ifade kullanması çok yakışıksız. Haber müdürünün gözden kaçırdığına inanmak istiyorum.

Gelelim adımın geçtiği bölüme. Üzerinden tam bir yıl geçti. Bu olayla ilgili birkaç satır yazıp normal hayatıma dönmüştüm. Ama elbette oynanan bu oyunu tüm ayrıntılarıyla yazacağım. Sadece Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın emekli olmasını bekliyorum.

Korktuğumdan değil, sadece kuruma olan saygımdan. Hayrettin Ertekin gibi adı birçok yolsuzluk ve dolandırıcılığa karışmış kişileri yanına danışman olarak alan bir Genelkurmay Başkanı üzerinden Silahlı Kuvvetler’i yıpratmak istemediğim için bekledim. Bu ayın sonunda bir yıl önce kendilerini ülkenin sahibi sanan kimi emekli generallerin, Cumhurbaşkanlığı danışmanlarının ve iş adamlarının yaptıklarını ayrıntılarıyla yazacağım.

*****

Abdullah Gül siyasi yasaktan tamamen kurtuldu

Eğer AKP kapatılsa ve Yargıtay’ın siyasi yasak istediği isimlere ceza gelseydi çok karmaşık bir durumla karşı karşıya kalacaktık. Çünkü siyasi yasak getirilmesi istenen kişiler arasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de vardı.

Gül’ün siyasi yasak kapsamında olup olmayacağı, Cumhurbaşkanlığı’na devam edip etmeyeceği veya ne şekilde Çankaya’dan indirileceği konuları hem hukuki hem de siyasi bir dizi spekülasyona neden olacaktı.

Ancak Anayasa Mahkemesi, AKP’ye kapatma ve bazı kişilere siyasi yasak getirme cezası vermedi. Ama kimilerine göre “ağır bir ihtar” var kararda. Laikliğe aykırılığın odak noktası kabul edilen AKP eğer bunda ısrar ederse yeniden bir kapatma davası açılabilir yani. Ama bu kez siyasi yasak istenenler arasında Abdullah Gül adı kesinlikle olmayacak.

Çünkü Gül, Cumhurbaşkanı olmadan önceki dönem nedeniyle suçlanan kişiler arasında yer almıştı. Anayasa Mahkemesi kararıyla Gül bir anlamda beraat etti. Bundan sonra açılacak bir dava Gül’ün Cumhurbaşkanlığı süresini kapsayacağı için hakkında bir suçlamada bulunmak mümkün olmayacak.

Kısacası önümüzdeki dönemde Tayyip Erdoğan tasfiye edilebilir ama Gül’e 6 yıl daha kimse dokunamaz.

*****

Mülakat

Sevgili Can Abi arkadaşımın kardeşinin başından geçen bir olayı paylaşmak istiyorum: Delikanlı 22 yaşında, üniversitenin İktisat bölümünden yeni mezun olmuş ve ne yazık ki her Türk genci gibi işsizlikle boğuşmakta.

Son olarak Arap kökenli bir bankanın (adı bende) sınavlarına girdi, iyi dereceyle sınavı geçti ve kaldı mülakata! İşte olay burda başlıyor. Mülakatta klasik hoşbeşten sonra gelen sorular şöyle:

- Oruç tutar mısın?

- Namaz kılar mısın?

- Annen hidayette mi?

Bizimki anlamıyor soru tekrarlanıyor:

- Annen türban takıyor mu?

- Cemaate üye misin?

- İslam eserlerinden hangi kitapları okursun?

Bu sorular karşısında genç oldukça şaşırıyor ama ilginçliğin arkası kesilmiyor, mülakatı yapan kişiden son bomba geliyor: “Senin burda ne işin var, o zaman niye geldin ki?” (G.Y)

*****


Bazıları büyük doğar, bazıları büyüklüğü kazanır, bazılarına da büyüklük yakıştırılır. Shakespeare

DİĞER YENİ YAZILAR