Bush yerine Al Gore seçilseydi dünya bugünkü gibi olmazdı

Önceki akşam Garanti Bankası’nın sponsorluk yaptığı bir belgesel filmin galasına gittim. “Uygunsuz Gerçek” adlı filmin belgesel niteliğinde bir drama olduğunu sanıyordum

Haberin Devamı

Önceki akşam Garanti Bankası’nın sponsorluk yaptığı bir belgesel filmin galasına gittim. “Uygunsuz Gerçek” adlı filmin belgesel niteliğinde bir drama olduğunu sanıyordum. Meğer Clinton döneminin başkan yardımcısı Al Gore’un “küresel ısınma” ile ilgili uyarılarını anlattığı sunumlar bir belgesel haline getirilmiş.

Hemen söyleyeyim, belgeselin her saniyesini, adeta nefesimi tutarak izledim ve çok etkilendim.

Amerikan eski Başkan yardımcısı Al Gore “küresel ısınmayı” son derece basit cümlelerle ve örneklerle o kadar iyi anlatıyor ki film bittiğinde insanın aklına “ben de kendi çapımda buna katkıda bulunabilirim” düşüncesi beyninize giriyor.

Aslında sorun çok basit. Dünyanın ulaştığı nüfus ve eriştiği teknoloji, ister istemez çevremizi kirletiyor. Bu kirlenme ile oluşan fazla karbondioksit gazı atmosferin içinde birikiyor ve bir sera etkisi yaratıyor. Böyle olunca dünyanın dengesini sağlayan ısı birkaç derece artıyor. Bu da kuzey ve güney kutuplarındaki buzulların erimesine neden oluyor. Bu erime kısa bir süre sonra kuzey yarımküredeki karaların büyük bölümünü kaplayacak. Dünyanın kaynakları giderek tükenecek ve dünyamız yaşanamayacak hale gelecek.

Bunun önüne geçmek ise çok zor değil. Sadece hepimiz günlük yaşamlarımızda bazı fedakarlıkları elbirliği ile yapabilirsek bile atmosfere yayılan karbondioksit gazı azalacak ve küresel ısınmanın etkilerini yavaşlatabileceğiz. Bu da bize zaman kazandıracak ve bu süre içinde bulunacak yeni enerji kaynakları sayesinde dünyanın ömrünü uzatabileceğiz.

Al Gore bunları bugün mü söylüyor? Hayır, çok uzun yıllardır bunu yapıyor. Amerikan Başkan Yardımcılığı görevini üstlenmeden önce başlamış bu uyarılarına. Ama o dönemlerin yönetimleri Al Gore’u ve onun gibi olanları ciddiye almamışlar bile.

Nedeni çok basit. Çünkü hepimizin sonunu getirecek küresel ısınmaya karşı alınacak basit önlemler başta bazı enerji şirketleri olmak üzere dünya çapında üretim ve satış yapan dev şirketleri ürkütmüş. Bunun için de uyarıları bırakın ciddiye almayı, çürütmek için bilim adamlarını satın alıp karşı raporlar bile hazırlatmışlar, ki bu faaliyetler hâlâ devam ediyor.

Filmi izlerken Güngör Mengi ile yan yana oturuyorduk. Al Gore küresel ısınma konusunda şimdiki Başkan Bush’u da iğneleyici bir ifadeyle eleştirince Güngör Mengi “Şu dünyanın şanssızlığına bak” dedi.

Çok haklıydı. Bugün Amerika’nın başında Bush değil de Gore olsaydı çok farklı bir dünyada yaşıyor olacaktık. Ne 11 Eylül olmuş olacaktı, ne Afganistan ne Irak işgalleri. Küresel ısınmaya karşı da çok daha ciddi tedbirler alınmış olacaktı.

Gore aslında seçimlerde daha çok oy almıştı. Ama Amerikan sistemine göre çok oy alan değil, eyaletlerde daha çok delege toplayanlar seçimi kazanmış oluyor. Florida eyaletindeki seçim sonuçları tartışmalıydı. Gore seçim günü Beyaz Saray’da oturuyordu ve Senato’daki görevi nedeniyle bu sonuçlara itiraz hakkını elinde tutuyordu.

Ama Gore demokratik olgunluk göstererek kendisinin de yarıştığı bir seçime gölge düşürmemek için, seçmenlerin büyük baskısına karşılık itiraz hakkını kullanmadı ve Bush’u koltuğa oturttu.

Keşke oturtmasaydı. Şimdiki başkan petrolcülerin temsilcisi olarak hem dünyayı kana buladı hem de küresel ısınma konusunu bağlı olduğu çıkar çevreleri yüzünden görmezden geliyor.

*****

Para mı dünya mı?
Al Gore küresel ısınma konusunda kitleleri uyarırken, bu konudaki en büyük engelin ekonomik kaygılar olduğunu vurguluyor. Kefenin bir tarafına parayı koyuyor. Diğer tarafına da dünyayı.

Ne yazık ki bugün para diyenler çoğunlukta. Dünyanın geleceğini sadece kendi yaşamları ile sınırlı tutanlar, elbette gelecek nesillerin çekeceği sıkıntıları düşünmüyor.

Gore soruyor “Dünya kalmadığında paranın bir önemi olacak mı?”

Bu sahneyi izlerken gözümün önüne yaklaşık 20 yıl önce katıldığım bir Rusya gezisinde (O zaman SSCB’ydi) hayretle izlediğim çok saygın (!) bir işadamının söyledikleri geldi.

Bu saygın işadamı sohbet sırasında söz çevre kirliliğine gelince “Bırakın kardeşim bu entelektüel palavraları, kirlilik tabii olacak, başka türlü nasıl sermaye birikir, yeterince sermaye biriktikten sonra çevreyi korumak için harekete geçeriz” demişti.

Şaşkınlıkla dinlemiştim bu yorumu. Ama kimi sermaye sahiplerinin temel düşüncesini göstermek adına çok önemliydi bu sözler.

Şimdi 20 yıl geçti. Tek başına saatlerce yüzmeyi sevdiğini bildiğim bu saygın (!) işadamı yakın bir gelecekte yüzecek deniz bulamadığında acaba bir parça sorumluluk duyacak mı?

*****

301 değiştirilmez
Hrant Dink’in alçakça öldürülmesinden bazı AKP şakşakçıları Türklüğe ve devlete hakarete ceza getiren 301’inci maddeyi sorumlu tutarak bu maddenin kalkmasını istiyorlar. AKP de iktidara gelmeden önce bu maddeden yakınırdı. Ama iktidara gelince bu maddeyi kaldırmayı hiç düşünmediler.

Şimdi Tayyip Bey bu maddenin kaldırılmayacağını ama değiştirilebileceğini söylüyor.

Tabii değişiklik nasıl olaak o da meçhul. Bu maddenin son fıkrası “Eleştiri amaçlı düşünce açıklamaları suç unsuru oluşturmaz” deniyor. Belki bu fıkra da kaldırılarak açık kapı ihtimali de yok edilir.

Sonuç olarak bu iktidar artık istese de bu maddeyi kaldıramaz. Çünkü demokrasi adına popülizmi dayatan bir iktidar “Ne yani Türklüğe hakaret serbest mi bırakılacak?” demagojisinin altından kalkamaz.

Tayyip Beyi ve AKP’yi “demokrat” olarak göstermeye çalışanlar bir kere daha hüsrana uğradı açıkçası.

*****

Küresel ısınmaya karşı her birey ne yapabilir?
Al Gore’un olağanüstü sunumundan herkesin kendince alacağı küçük tedbirleri not ettim. Bunları sizinle paylaşmak istiyorum:

* Standart ampulünüzü tasarruflu ampulle değiştirin.

* Mümkünse işinize yürüyerek veya bisikletle gidin, toplu taşıma araçlarını kullanın, araba kullanmayı mümkün olduğunca azaltın.

* Araba lastiklerinin havasının düzgün olduğunu kontrol edin, bu yakıt tasarrufu sağlayacaktır.

* Su ısıtmak için çok enerji harcanıyor, sıcak suyu daha az kullanmaya çalışın, ılık suya alışın.

* Ambalajı fazla olan ürünlerden kaçının, çöpünüzü azaltmaya çalışın.

* Mutlaka ağaç dikmeye çalışın.

* Çevre konusunda etkili olun, çocuklarınıza anlatın, komşularınızla, arkadaşlarınızla konuşun, yetkilileri uyarı bombardımanına tutun.

Bu çok basit önlemler sayesinde karbondioksit salgısını azaltabiliriz. Bir kişiden ne olur diye düşünmeyin. Dünyada 6.5 milyar insan yaşıyor. Bunun sadece yarısı bu tedbirleri alsa bile küresel ısınmanın hızını düşürebiliriz.

*****

Siz bir şey yapmadınız
Hürriyet’ten Yalçın Bayer’e konuşan Ermeni asıllı bir vatandaşımız kendilerini milliyetçi olarak tanıtan kesimlerden birden tepki almaya başlamalarından yakınmış. “Biz bu ülkeye ne kötülük yaptık, Türk bayrağını yakıp üzerinde mi tepindik, Türk askerine ateş mi ettik, Türkiye’den toprak mı istedik, Atatürk’e mi saldırdık, gasp çeteleri kurup halkın korkulu rüyası mı olduk” diye sormuş.

O Ermeni vatandaşımıza şunu söylemek isterim:

“Hayır hiç üzülmeyin, siz bunların hiçbirini yapmadınız. Ama Hrant Dink’in alçakça öldürülmesi sonucu Türk halkında oluşan ortak acıyı istismar etmeye çalışan kimi şakşakçılar bunu yaptılar ve yapmaya da devam ediyorlar.”

DİĞER YENİ YAZILAR