Bugün Öğretmenler Günü ama 200 bin öğretmen işsiz

Haberin Devamı

Öğretmenler Günü’nün benim için ayrı bir yeri var. Çünkü annemle babam ömürlerinin neredeyse yarısını eğitime hizmet vererek geçirdiler. Bu nedenle her yıl olduğu gibi bu yıl da öncelikle onların bu kutsal gününü kutlamak ve ellerinden öpmek istiyorum.

Ayrıca tam 41 yıl sonra bile hâlâ unutamadığım, bana ilk bilgilerimi veren, okuma yazma öğreten, yolumu ışık gibi aydınlatan ilkokul öğretmenim Hüsniye Hanım’ı da anmak ve hâlâ hayattaysa ellerinden öpmek isterim.

Bugün Öğretmenler Günü de, ne yazık ki 200 bini aşkın öğretmen, gencecik insan işşiz. Umutla atanacakları bir okulu ve öğrencilerini bekliyorlar. Oysa devlet büyükleri bugün her yıl olduğu gibi yine öğretmenlerimizin ne kadar vefakâr, cefakâr olduklarından bahsedecek “Keşke devletimizin imkânları iyi olsa da öğretmenlerimize 5 bin YTL maaş versek” diyecekler.

200 bini aşkın atama bekleyen öğretmen aylardır özellikle internet üzerinden bir kampanya sürdürerek sorunlarını dile getirmeye çalışıyor. Bu feryatlara duyarlı davranan birçok köşe yazarı sorunu aktarmaya çalıştı. Ancak hâlâ bir sonuç alınamadı.

Öğretmenlerin feryadı üzerine, konu nihayet Milli Eğitim Bakanı tarafından da ele alındı ve bakan 25 bin öğretmen açığı olduğunu duyurdu. Oysa bu rakam 2005 yılının sonunda 165 bin olarak açıklanmıştı. Peki nasıl oldu da öğretmen açığı birden bu kadar düştü? İşte işsiz öğremenlerin en büyük merakı bu.

İşsiz öğretmenlere göre bakanlık bu aldatmacayı sözleşmeli öğretmenler üzerinden oynuyor. Sözleşmeli olarak işe alınan ve yeterli puanı dolduran öğretmenler kadroya alınıyor. Bakanlığın aynı kişiyi iki kere saydığı ileri sürülüyor. Öyle olunca da işe alınan öğretmen sayısı sanki yüksekmiş gibi gösteriliyor. İşsiz öğretmenler bunu iddia ediyor, bakanlık ise cevap vermiyor.

Ayrıca aynı dönemde 50 bin öğretmenin de emekli olduğu biliniyor. Bu durumda öğretmen açığının 25 bin olması mümkün değil, çünkü emekli sayısı bile bunun iki katı.

Tabii konu Maliye Bakanlığı’nı da ilgilendiriyor. Sonuçta devletin bir de bütçesi var. Kadro alımları buna göre yapılıyor. Ama her fırsatta “eğitim şart” derken, üstelik bırakın nitelikli eğitimi öğretmen açığı nedeniyle doğru dürüst eğitim bile yapılamayan ülkemizde 200 bin yetişmiş insanın kapı önünde tutulması da büyük israf değil mi?

Hiç olmazsa Öğretmenler Günü şerefine Milli Eğitim Bakanı’nın bu konuda bir açıklama yapmasını bekliyoruz.

*****

Yolsuzluğu önlemek yerine toptan kaldırıp rahatlamak
İstanbul’da Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yayınladığı bir genelgeye göre, tam gün eğitim yapılan okullarda çocuklara öğle yemeği çıkarılması yasak. Çünkü öğrencilere yemek veren okullarda bazı usulsüzlükler saptanmış, haksız kazançlar elde edildiği görülmüş. Çare de tam Türk işi bulunmuş: Yasaklayın yemek vermeyi olsun bitsin.

Beşiktaş’tan yazan bir okurum, çocuğunu özel bir okula göndermek yerine, öğretmenlerinin çok başarılı olduğunu bildiği devlet okulu Murat Beyaz İlköğretim Okulu’na gönderdiğini belirterek “Okul tam gün. Çocuklar sabah 8’de okula gidiyor, dört buçukta çıkıyor. Öğle yemeklerini kantinden aldıkları tost veya hamburgerle geçiştiriyor. Bunun üzerine soruna kişisel çözüm bulmak için okula yemek getirtmek istedik. Çok makul fiyatlarla biri benim çocuğum iki çocuk için yemek gelmeye başladı. Çocuklar yemekleri kapıdan alıp öğle tatilinde sınıflarında yiyordu. Ama kısa sürede bu sayı 28’e çıktı” diyor.

Hiçbir kâr amacı gütmeyen bu uygulama okul yönetiminin müdahalesiyle önlenmiş. Gerekçe de Milli Eğitim Müdürlüğü’nün genelgesiymiş.

Elbette kimse okul öğrencilerinin yemek yemesinden kendine bir menfaat temin etmemeli. Ama gün boyu okulda olan çocukların beslenme sorununu halletmek de herhalde Milli Eğitimi yönetenlerin görevidir.

O küçücük çocukları kantinde satılan ve sağlıklı olup olmadıkları bilinmeyen tostlara, hamburgerlere mahküm etmek ne kadar doğru acaba?

Okurumun yazdıkları özel bir durum. Her okulda böyle bir uygulama yapılması mümkün değil. Buna karşın soruna da bir çözüm bulunmalı mutlaka. Doğru dürüst beslenmeyen çocuklarımızdan nasıl başarı bekleriz ki?..

*****

Öğretmenlerin sorunlarına bir de gülerek bakalım!
Bir öğretmenin yazdığı anlaşılan isimsiz bir mesaj aldım. Bu öğretmenimiz “Sorunlarımızı görmeyen ve duymayanlar için bu sefer de ironi ile anlatalım” demiş. “Öğretmen kimdir, ne yapar?” sorusuna çok güzel bir cevap olmuş. Üstelik, ister istemez gülümsüyorsunuz da...

- Ortalama 70 kişilik sınıflarda ders yapar. Oysa bu bir köy nufusü bile değildir.

- İşlerini okulda bitiremez. Beceriksizdir. Sınav, plan vs. işlerini evine taşır.

- Mesleğinin kutsal tarafını görmez. Bu işi parasız yapması gerekirken kucak dolusu para alarak hazineyi zarara sokar.

- Takım elbise, ayakkabı, kitap vs. gibi lüks alışkanlıkları vardır.

- Öğrencilerden dayak yediği zaman, canı yanınca bağırır. Gürültü yaparak çevreyi rahatsız eder. Öğrencilerin bu gibi savunma sporu çalışmalarına güçlük çıkarır.

- Çok sevimli bir bakanları vardır. Ama onun her lafının altında art niyet veya para ararlar.

- Sosyal etkinlikler düzenleyerek hafta sonu ve mesai saatleri dışında öğrencileri rahatsız ederler.

- Her biri bir Einstein olan genç beyinlere zayıf not verirler. (Sonra da bakanlığı af çıkarma ile uğraştırırlar.)

- Okul önlerindeki serseri denilen aslında çok efendi olan gençlerden korkarlar.

- Onların bıçak silah vs. taşıdığını iddia ederler. Bu çocuklara iftira atarak onları rencide ederler.

- Öğrencilerin şaka amaçlı küfür ve tacizlerini anlayacak espritüel zekâları yoktur.

- TKY çalışmalarında kaynak yokluğundan şikâyet ederler. Ceplerinde akrep vardır, ellerini ceplerine atıp, sayın bakanlığa parasal destek yapmayı hiç düşünmezler.

- Her gün yüzlerce öğrenci ile uğraşıp 2 ay tatil yaparlar. Çocukları bu süre zarfında eğitim hakkından mahrum bırakırlar.

- Paraya ihtiyaç duymazlar. Hayır sahibi bakkal, manav ve kasaptan veresiye alışveriş yaparlar. Hayrı bilmezler. Söylenirler.

- Aşevi gibi kurumlardan ücresiz yemek alma imkanları olduğu halde gereksiz yere utanırlar.

- Velileri toplantılara çağırıp çocuklarının dedikodusunu yaparlar ana-baba ile evladın arasını açarlar.

- Okuldan gece 12 bile olmadan çıkarlar.

- İşportacılık, esnaflık gibi işlerle uğraşarak zengin olmaya çalışırlar. Fakir esnafa rakip olurlar.

- Hepsi son derece mutludur. Bakanı yıpratmak için anketlerde mutsuzuz derler.

- Bakanı her fırsatta üzerler.

- Okulda kütüphane memurluğu yaparlar. Şikâyet ederler.

- Okulda temizlik yaparlar. Şikâyet ederler.

- Okulda soba yakarlar. Şikâyet ederler.

- Okulda fakir öğrenciler şahsi yardım ister. Şikâyet ederler.

- Köylü şikâyet eder. Şikâyet ederler.

- Köylü dayak atar. Şikâyet ederler.

- 6 ay yollar kapanır, Uludağ kapısına gelmiş olur. Şikâyet ederler.

- Eşkiya gelir ziyaret eder, hal hatır sorar anlamazlar. Şikâyet ederler.

- Hep şikâyet ederler. Hiç memnun değillerdir.

- Öğretmen bu ülkenin çıbanbaşıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR