Türk Tabipler Birliği Başkanı Gençay Gürsoy’un başına gelenden yola çıkarak birkaç gündür size bu uygulamanın çok yaygın olduğunu ve birçok kişinin bu nedenle çok sıkıntıya girdiğini anlatmaya çalışıyorum.
Kısaca GBT denilen “Genel Bilgi Toplama” sistemi bizdeki yargılama sisteminin ciddi bir parçası. Polis, hukuk ve insan hakları kavramlarının dışına çıkarak biraz keyfi ama en önemlisi çok ilkel bir yöntemle suçlu bulmaya çalışıyor.
Polise sorarsanız elbette görevini yapıyor. Aslına bakarsanız gerçeği de bu. Çünkü bizdeki yargı sistemi kanıttan sanığa değil sanıktan kanıta doğru işler. Böyle olunca da suçtan önce suçluyu bulmak gerekir. Polisin de görevi bu olduğuna göre, hangi yolla olursa olsun kendini suçluyu bulmaya programlamıştır.
Ancak yöntem bu olunca, bir dizi gariplikle de karşılaşmak mümkün.
Daha önce de dediğim gibi bu konuyu çok yazdım, ama destek bulamadım, en önemli karşı çıkma argümanı, “Suçlu değilsen niye korkuyorsun” biçiminde oldu. Tabii böyle ilkel uygulamaya böyle ilkel bahane bulmak en kolay yol.
Bugün size bizdeki sistemle istenirse insanların başının nasıl yakılabileceğini anlatmak istiyorum.
Kim olursanız olun, ister Türkiye’nin en tanınmış en itibarlı kişisi olun, ister sıradan biri. Eğer biri size kafayı takarsa öyle bir oyun oynar ki şaşar kalırsınız.
İsim vermeyeyim, siz kendi kafanızdan bir isim bulun. Senaryoyu yazayım:
Yanınıza iki kişi alın. Bir de sizinle bu tezgâha girmeye hazır bir savcı bulun (Özellikle tarikat ya da marjinal parti ilişkilerinde bu çok da zor değil). Gidin savcılığa o ünlü ve itibarlı kişinin, örneğin sizi dolandırdığını, paranızı çarpıp kaçtığını anlatın. Suçladığınız kişinin adresi olarak da sahte bir adres verin.
Bundan sonra olacaklar şöyledir: İfadeler kayda geçer. Savcı görev sahası içindeki karakola adı geçen kişiyi bulup getirmesi için talimat yazar. Polis bu talimat gereği belirtilen adrese gider. Tabii kişiyi bulamaz. Durumu savcılığa bildirir. Savcılık tekrar gidilmesi talimatını verir. Polis yine gider bulamaz.
Bundan sonra iş GBT’ye kalır. O ünlü kişinin adı ifade vermesi için yakalanması emriyle GBT’de yer almaya başlar. Derken bir gün ya birinin dikkatini çeker ya da kasıtlı olarak (tıpkı Gürsoy olayındaki gibi) kaldığınız otelden sabaha karşı yaka paça alanırsınız. O an yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Gidersiniz, birkaç saat sonra avukatınız gelip sizi kurtarır, olayı da çözersiniz. Ama rezil olmanızın yanı sıra çektiğiniz sıkıntı, işlerinizin aksaması yanınıza kâr kalır.
NOT: Emniyet Genel Müdürlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü’nden aradılar ve bazı bilgiler verdiler. Bu konudaki ayrıntıları da sizlerle salı günü paylaşacağım.
Nereden nereye geldik?
Başbakan Erdoğan her fırsatta müthiş bir iktidar dönemi geçirdiklerini söyleyerek sürekli geçmişi kötülüyor.
Tayyip Bey geçmişi kötülerken önceki hükümetlerle de yetinmeyip ısrarla, “79 yıl vurgusu” yaparak Cumhuriyet ile de hesaplaşmaya çalışıyor.
Kimilerine göre AKP iktidarı döneminde ekonomi “fevkalade” iyi yönetildi. Belli ki bunu söyleyenler çok iyi paralar kazandılar. Ancak AKP’nin seçim kazanarak iktidara geldiği 2002 ile bugün arasında bazı kıyaslamalar yaptığımızda, durumun hiç de Tayyip Bey’in söylediği gibi olmadığı ortaya çıkıyor.
Öyle uzun boylu bir araştırmaya da gerek yok. Bazı verileri buraya alıyorum. Kıyaslayın, kararı siz verin:
*BENZİN:
Bugün: 3.44 YTL
2002’de: 1.69 YTL
Artış oranı: % 103
* TÜPGAZ:
Bugün: 43 YTL
2002’de: 19 YTL
Artış oranı: % 126
*EKMEK:
Bugün: 0.40 YTL
2002’de: 0.15 YTL
Artış oranı: % 166
*İŞSİZ SAYISI:
Bugün: Resmi: 2 milyon 487 bin. (Gerçek:
10 milyon.)
2002’de: Resmi: 2 milyon 412 bin (Gerçek: 6 milyon 200 bin)
* KARŞILIKSIZ ÇEK:
Bugün: 1 milyon 535 adet
2002’de: 748 bin adet
* PROTESTOLU SENET:
Bugün: 2 milyon 803
milyon adet
2002’de: 498 bin 748 adet
* DIŞ BORÇ:
Bugün: 280 milyar dolar
2002’de: 130 milyar dolar
* İÇ BORÇ:
Bugün: 182.4 milyar dolar
2002’de: 90 milyar dolar
n DIŞ TİCARET AÇIĞI:
Bugün: 51.3 milyar dolar
2002’de: 15.5 milyar dolar
* SICAK PARA:
Bugün: 53 milyar dolar
2002’de: 8.1 milyar dolar
* Şimdi bir anket:
a) Yan gelip yatmışlar!
b) Analarını alıp gitmişler!
c) Satmışlar!
d) Açmışlar!
e) Hiçbiri!..
Provokatörler hâlâ bulunmadı
İstanbul Valisi Muammer Güler 1 Mayıs’tan önce açıklamalar yaparken, açıkçası olayların buraya kadar tırmanacağını düşünmemiştim. Valinin kararlılık gösterisi yapmak adına abartılı bir açıklama yaptığını sanmıştım. Ancak yaşadıklarımız böyle olmadığını gösterdi. Elbette vahşete kadar giden 1 Mayıs’ın hesabı bir gün sorulacaktır.
Ancak burada kafamı kurcalayan, Başbakan’ı bile korkutan provokasyonun hâlâ açığa çıkarılamamış olması. Vali Güler, “Bazı marjinal örgütlerin gösterilerde provokasyon yapacağını ve İstanbul’u kana bulayacağı istihbaratını aldık” demişti. 1 Mayıs geçti gitti. Bugün 9’uncu gün. Peki provokasyon yapacak olanlar nerede? Üç canlı bombadan söz ediliyordu örneğin, neden yakalanamıyor?
Vali Güler, geçen yıl yaşanan benzer olaylardan sonra gazete ve TV’lerin genel yayın müdürlerini arayarak, “Yazmamak kaydıyla söylemek istiyorum, kalabalıkların üzerine bomba atılacağı istihbaratını almıştık, bunu açıklamanın korku yaratacağını düşündüğüm için çok sert önlemler almak zorunda kaldım” demişti.
Geçen yıl da 1 Mayıs’ın üzerinden iki hafta geçtikten sonra bunu yazmış ve “Vali Bey bunu yazılmamak kaydıyla anlatmış, ancak artık olay soğudu, peki bu bombacılar neden hâlâ yakalanmadı?” diye sormuştum. Bir cevap gelmemişti.
Tahmin ediyorum yine cevap gelmeyecek. Demek ki “provokasyon istihbaratı” bu yıl da balonmuş. Amaç halkı korkutup kitlesel bir tepki göstermesini önlemekmiş.
Domuzu vurmuş
Teksas’ta büyük bir çiftlikte çalışmaya başlayan adam arazi aracıyla çitleri kontrole gitmiş. Az sonra patronunu telsizle aramış, “Domuzun birine çarptım patron” demiş, ve devam etmiş: “Tampon kan içinde, o da can çekişiyor, ne yapayım?”
“Bana bak” diye cevap vermiş patron, “Arabanın bagajında tüfek var. Tam kafasına sık bir tane, sonra da çalılıkların arasına at”.
Biraz sonra adam tekrar aramış, “Dediğini yaptım patron” demiş, “Motosikletinin de üzerinde mavi-kırmızı ışıklar hâlâ yanıp sönüyor.. Onu ne yapayım?”
Ölümsüz olarak bildiğim tek şey, düşüncedir
Meredith

