Bu köşe babamın malı değil; ama...

Haberin Devamı

Halit Refiğ’i dün toprağa verdik. O artık tarihe mal olmuş bir isim. Dün çok hazin bir tören yaşadık. Halit Refiğ’i adeta bir sevgi seli halinde son yolculuğuna uğurlamak için toplananların tek ortak düşüncesi vardı; Türkiye çok önemli bir aydınını kaybetti.

Bir günlük hoşgörü lütfen

Köşeler elbette babamızın malı değil. Bu nedenle bu köşeleri kendi adımıza kullanmamız doğru ve ahlaki olmaz.

Ancak bugün bu kuralı tüm Türkiye’ye mal olmuş bir isim adına, sizlerin hoşgörüsüne sığınarak bozmak ve bu köşeyi kullanmak istiyorum. Çünkü Türk sinemasının duayenlerinden, fikir ve düşünce adamı Halit Refiğ ve eşi adına gerek tedavi süreci gerekse vefatı sırasında ilgi, sevgi ve desteklerini esirgemeyenlere teşekkür etmek istiyorum.

Kişisel teşekkürümdür

Öncelikle; Halit Refiğ’in vefat haberinin öğrenilmesinden sonra benim de eşim nedeniyle akraba olduğumu fark eden ve bana da başsağlığı mesajları yağdıran tüm okurlara ve tanıdıklara teşekkür ederim. Gelen her mesajı yanıtlayamadıysam da özür dilerim.

Unutulmaz hemşireler

Şimdi gelelim Refiğ çifti adına teşekkürlere... En başta yattığı Memorial Hastanesi’nde, Halit Refiğ’i bir ayı aşkın süre hiç yalnız bırakmayan, şefkat ve güler yüzlerini hiç eksiltmeyen, durumun sürekli kötüye gitmesine rağmen verdikleri moral desteği ile Gülper Refiğ’i ayakta tutan 9. kat başhemşiresi Melek Ekmekçi, hemşireler Arzu Kırbaş, Gülçüm Polat, Seda Meriç, Emine Savrun, Sibel Levent ve Belkis Ağaoğlu’na olan minnettarlığın sınırı olmadığı söylemek isterim.

Yine kattan sorumlu görevli Vedat Karaköse’nin unutulması ve ihmal edilmesi mümkün değil.

Doktorlar çok çırpındı

Halit Refiğ’in önce hastalığı yenmesi ama tıbbın da çaresiz kaldığı andan itibaren son dönemini acı çekmeden yaşaması için çırpınan doktor Koray Acar ve Başhekim Birgün Sönmez ile dünya çapındaki doktorumuz Münci Kalayoğlu da her türlü takdirin üzerindeler. Memorial Hastanesi diğer tüm birimleri ve çalışanları çok sıcak ilgi ve desteği ile hepimizi çok mutlu ederken, idari görevini hastane sahibinin gelini olmasına rağmen en alttan en tepeye kadar çalışan herkesle sıcak diyaloglar kurarak, hiçbir kibir ve ayrıcalık duygusu göstermeden, hastaneye gelen herkesle ilgilenen, bu ilgi ve sevgisini bizlerden de esirgemeyip günün 24 saati elinden gelen her şeyi yapan Şehminur Aydın’ın gönlümüzdeki yeri de bambaşka.

Bakan ve belediye başkanı

Halit Refiğ’in vefatını öğrenir öğrenmez hemen hastaneye koşan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın candan ilgi ve sevgileri en acılı anda en büyük teselli oldu. Topbaş’ın Zincirlikuyu Mezarlığı’nda Halit Refiğ’in çok sevdiği Adnan Saygun’a yakın bir yer yaratması adeta mucize gibiydi.

Çok yakında olanlar

Ve Erkam Aytam. Hem tüm tedavi süresince hem de vefatından toprağa verilmesine kadar aralıksız, yorulmadan sevgi dolu emekle yanımızdan hiç ayrılmadı. Ne desek azdır. İstanbul Üniversitesi profesörlerinden Gülçin Barmek, gazeteci Deniz Alphan ve Yorgun Savaşçı’nın başrol oyuncusu Can Gürzap’ın ve Arsen Gürzap’ın haklarını ödemek çok zor.

Gülper Refiğ’in asistanı Hale Aktaş’ı ihmal etmek mümkün mü? Geceler boyu Gülper Refiğ’i yalnız bırakmayan Hale ve bir anda koşup gelen müzik öğrencisi Anıl artık ailenin bir parçası.

Emektar Satiye ise 30 yıla yakın hiç ayrılmadığı Refiğ ailesinin temel direği gibi, şimdi Gülper Refiğ’in can yoldaşı olacak.

Cenazeye katılanlar

Gülper Refiğ’i teselli etmek için hastaneye ve eve koşan, telefon eden, mesaj gönderen, cenazeye katılan ya da eğitim-çevre vakıflarına bağışta bulunan herkese de teşekkür ederiz.

Siyasi liderler

Yine Gülper Refiğ’i şahsen arayan siyaset adamlarına ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye eski başbakanlardan Mesut Yılmaz’a şükranlarımızı sunarız.

Türker İnanoğlu

Halit Refiğ’in sinema yaşamı boyunca hep birlikte olduğu, Türk film yapımcılığının duayeni Türker İnanoğlu her zaman olduğu gibi hastalık sürecinde de elinden geleni yaptı. Halit Refiğ’i son saatlerinde gören birkaç kişiden biri olan Türker İnanoğlu gerçek bir vefalı dost olduğunu bu kez de kanıtladı.

*****


Ve Müjde Ar

Müjde Ar’ı kamuoyu filmlerinden ve son yıllarda ekranlardaki programlarından tanıyor. Açıkçası bu benim için de böyleydi.

Sinema dünyasına Halit Refiğ’in TRT için çektiği Aşk-ı Memnu’nun Bihter’i olarak başlayan ve ondan sonra da tutulamayan Müjde Ar’ın bambaşka bir yönünü gördüm hastalık sürecinde.

Müjde Ar’ın yüreğinin genişliği, sevgisinin sınırsızlığı ve fedakârlığının inanılmazlığı şaşırttı beni diyeceğim ama haksızlık yapmak istemiyorum.

Müjde Ar, Halit Refiğ’in hastalığının teşhis edildiği ilk günden itibaren onları hiç yalnız bırakmadı. Gün geldi yatak düzeltti, gün geldi gerçeği öğrenmek için hastaneyi birbirine kattı, gün geldi konukları ağırladı, gün geldi doktorlara bile moral verdi.

Ama belki de en önemlisi Gülper Refiğ’in moral olarak ayakta kalmasını sağladı, hiçbirimizin yapamadığını yaparak gerçeği fısıldadı kulağına ve Gülper’i o en acı güne hazırladı.

Hastane sohbetlerinde anladım ki Müjde Ar gerçekte bu. Sadece Gülper Refiğ değil, bugüne kadar belki 20 sanatçı ve yakını için aynı özveriyi göstermiş. Meğer bizim bilmediğimiz ve tanık da olmadığımız bir Müjde Ar yaşarmış aramızda.

Zaten çok severdim Müjde Ar’ı, ama gazeteci olarak bile hiç fark etmediğim bu karakterini öğrendiğimden beri sevgiden de öte saygım çok arttı.

*****


O fotoğraf

Kamuoyuna “tarihi” olarak sunulan Türkiye-Ermenistan protokolü üzerine çok şey söyleniyor ve söylenecek. Şu ana kadar bunun bize ne faydası olduğunu anlamış değilim. Bunları ayrıca tartışırız elbette.

Ancak çok dikkatimi çeken bir noktayı da belirtmeden edemeyeceğim. O da imza anının fotoğrafı. Önde Türk ve Ermeni bakanlar masada oturuyor. Tam arkada ise Amerika, Rusya ve İsviçre Dışişleri Bakanları ayaktalar, yüzlerinde hafif bir tebessüm.

Hani oğlan kızı kaçırıp şey eder de, kızın ailesi “ya evlenirsin ya da” diye dayatır, işte o fotoğraftaki manzara bunu andırıyordu. Kızla-oğlan nikâh masasında. Arkada ise kızın aile büyükleri durmuşlar. Aslında ellerinde silah var ve damadın sırtına dayamışlar, millete de durumu çaktırmamak için gülümsüyorlar.

Peki, o masada kim gelin kim damat diye sorarsanız. Ona da siz karar verin artık, ben ne diyeyim?

DİĞER YENİ YAZILAR