Bu kalıntılar petrolden önemli

Haberin Devamı

İstanbul’da Marmaray projesinin inşaatı sırasında ortaya çıkarılan kalıntılar sadece bizi değil tüm dünyayı heyecanlandıracak kadar önemli. Bu kalıntılar İstanbul’un dünyanın ilk yerleşim yerlerinden biri olduğunu gösterdiği gibi bilimsel değerlendirmelerden sonra tarihin belki de yeniden yazılmasına neden olacak çapta.

Burada çok dikkat çekici bazı noktalar var, bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Tarihçiler İstanbul’un kuruluşu olarak sıfırlı yılların biraz öncesini gösterir. Ve kentin kuruluşunun da eski Yunan uygarlığı tarafından gerçekleştirildiğini söylerler. Tarih tezleri bunun üzerine yazılmıştır hep. Bu nedenle de Yunanlılar İstanbul üzerinde 2 bin yıllık tarihe dayanarak hak iddia etmeye çalışıyordu. Bununla da kalmayıp yine bu tarihi öne sürüp işi Türkleri işgalci ve barbar olarak tanıtmaya kadar vardırdılar.

Yenikapı’da bulunan kalıntılarla bu tarih tezi tamamen çökmüş oluyor. İstanbul’u Atinalıların kurmadığı bu bölgede daha önce başka uygarlıkların yaşadığı da ortaya çıkıyor.

Bu noktada şunu söyleyebilirim: Tarih zaman zaman siyasi öngörü ve çıkarların etkisinde kalarak da yazılabiliyor. İstanbul tarihi bugüne kadar belli ki siyasal öngörü ve çıkar hesapları ile yazılmış. Şimdi bu durum düzelecek.

Yenikapı buluntularına mutlaka dört elle sarılmalı ve sahip çıkmalıyız. Kalıntıların Marmaray kazıları sırasında çıkması tabii ki bir şans, ama bu kez de aynı proje bir şansızlık olarak önümüze konmamalı.

Ulaştırma Bakanı’nın “Arkeologlar Marmaray’ı geciktirmesin” aceleciğine girmesi, belki trafiği rahatlatacak projesini kurtarır ama Türkiye’nin geleceğine ağır darbe vurur.

Şunu unutmamak gerek, Yenikapı buluntularının iyi değerlendirilmesi ve dünyaya tanıtılması halinde yaratılacak katma değer kim bilir kaç Marmaray’ı finanse eder. Bu açıdan bakınca bu tarihi zenginlik petrolden bile değerlidir diyebilirim.

Çünkü sonuçta petrol belki 50 yıl sonra bitecek, ama tarihi eserleri iyi korursak sonsuza kadar kalacaktır.

Yenikapı buluntularının turizm açısından önemini söylemeye bile gerek yok. Türkiye çok turist çekiyor ama paralı turist sıkıntımız var. Paralı turist ise durup dururken gelmiyor, ama siz ortaya 10 bin yıla yaklaşan bir tarihi koyarsanız İstanbul’u paralı turist cenneti haline getirirsiniz.

Bu buluşun tarih bilimine katkılarının getirisini de unutmamak gerek. Bu nedenle Ulaştırma Bakanı önceliği Marmaray’a değil bu kalıntılara vermeli. Kültür Bakanı konuya mutlaka müdahil olmalı. Marmaray’ın güzergâhının değiştirilmesinin maliyetini bu kalıntılar kat be kat öder.

Filmlerdeki sigara sansürü

Bizde bir deyim vardır, “Vur deyince öldürmek” diye. Öyle sanıyorum ki, bu sigara yasağı konusunda işi biraz fazla abarttık.

Dikkat ediyor musunuz, televizyonlarda gösterilen filmlerde eğer birisi içiyorsa sigaranın üzeri mozaikleniyor. Neden? Çünkü ekranlardan sigara içmek gösterilmeyecek. Bu teşvik edici sayılıyor.

Yasayı yazanlar işi bu kadar ileri mi götürdüler bilmiyorum, ama bana sanki biraz gayretkeşlik var gibi geliyor. RTÜK’ün hışmından korkan TV yöneticileri nerede sigara görseler üzerini mozaikliyorlarlar.

Yeni çevrilen dizi ve filmlerde sigara gösterilmeyebilir. Ama daha önce çevrilmiş filmlerdeki bu sansür komik kaçıyor.

Normalde sigara içilip içilmediğini fark etmeyeceğiniz sahneler bu mozaikleme nedeniyle daha da göze batıyor.

AKP enkaz devralmadı

Başbakan Erdoğan, sıkıştığı her noktada geçmişi kötülemeyi, 2002 öncesini örnek göstermeyi çok seviyor. İnsan hafızası da çabuk unuttuğu için Erdoğan’ın bu sözleri geniş bir kesimde önemseniyor.

Örneğin, Erdoğan dün Türk Lirası’nın tanıtımını yaparken sorulan sorular üzerine bankacılık sistemine değindi ve “Amerika’daki büyük krize rağmen bankalarımızın durumunun iyi olduğunu, çünkü alınan önlemlerle bankacılığın sağlam hale getirildiğini” söyledi.

Buna örnek olarak da daha önce el konan bankaları göstererek “Şimdi BDDK denetimi var, eskisi gibi canı isteyen herkes banka kuramıyor” dedi.

Bu gerçeği tam yansıtmıyor. Çünkü bankacılık sisteminin iyileştirilmesinde bu iktidarın hiç payı yok. Her şey AKP iktidarından önce yapılıp bitirilmişti.

AKP öncesi dönemin iktidarları 20’nin üzerinde bankaya el koymuş, BDDK’yı kurmuş, bankacılık sistemini hizaya sokmuştu.

Tabii bunun bedeli çok ağır oldu. Bu önlemler alınırken esen fırtına iktidarlara yolsuzluk, enflasyon, geçim sıkıntısı olarak yansıdı. Ekonomi düzeldi ama o iktidarları oluşturan partiler adeta çarpıldı.

AKP bu tablonun eseri olarak ortaya çıktı. Bir önceki iktidarın önlemlerinin üzerine oturdu ve yola devam etti. Şimdi yeni bir yol ayırımındayız. Geçmişin mirasını “kötüleyerek” kullanma ve bundan yararlanma dönemi bitti. Sorun bugünkü kasırgayı atlatmaktır.

YTL’ye ağızlar bir türlü alışamadı

Erdoğan Türk Lirası’nı tanıttı dün. Yılbaşından itibaren YTL yani Yeni Türk Lirası kavramı ortadan kalkacak. 2009’dan itibaren sadece TL’yi yani Türk Lirası’nı kullanacağız.

İyi güzel de pek çoğumuzun ağzı hâlâ liraları ve kuruşları söylemeye alışamadı. Sokaktaki vatandaşı bırakın, dikkat ediyorum bazı haberlerde bile hâlâ milyarlar, milyonlar konuşuluyor.

Geçen akşam erkanda bir çiftçi konuşuyor, ürününün fiyatını “bir milyon iki yüz bin” diye telaffuz ediyor. Aslı 1 lira 20 kuruş. Ama kuruş kavramından o kadar uzun yıllardır uzağız ki söyleyemiyoruz. Gerçi Erdoğan bile ağzını alıştıramadı hâlâ. Özellikle kendini överken milyardan trilyondan söz ediyor hep.

Tabii işin belli ki bir de psikolojik tarafı var. Kuruşla konuşmak sanki değer düşürüyor gibi geliyor herhâlde.

Ama asıl korkum, artık yaşadığımızı hissetmeye başladığımız ekonomik kriz. Yılbaşından itibaren artık zorunlu olarak lira, kuruş demek zorundayken, bu ekonomik kriz nedeniyle yine milyonlara milyarlara ulaşmayalım da...

Salakla zeki arasındaki fark

Fıkra Giray Ertuğrul’dan: Çocuk bir gün öğretmenine sormuş, “Hocam salakla zeki arasındaki farklar nelerdir?” Öğretmen cevaplamış: “Salaklar her zaman kesin konuşur ama zekiler daima şüphecidir.” Öğrencisi, “Emin misiniz hocam?” diye yeniden sorunca, öğretmen cevaplar: “Kesinlikle!



Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır. Bernard Shaw



DİĞER YENİ YAZILAR