Vallahi artık gülemiyorum bile. Yandaş taifesi Wikileaks paniği ile öyle bir saçmalama yarışına girdi ki, şaşırmamak elde değil.
Tamamen halkın bir bölümünün eğitimsizliğini, bilgisizliğini, duyarsızlığını ve ilgisizliğini hedef alanlar, adeta “herkesi sersem yerine koyarak” alabildiğine saçmalıyorlar.
Bütün dünya WikiLeaks belgelerini “ibretle” izler ve çeşitli yaptırımlarla kendi durumlarını düzeltmeye çalışırken, sadece Türkiye’de “her şeyin bir yalandan ibaret olduğu” anlatılmaya çalışılıyor.
Belgeler için sadece Türkiye’de “yalan, iftira, soytarılık, soysuzluk, hezeyan, dedikodu” tanımlamaları yapılıyor. Sadece Türye’de bu raporları yazan diplomatlar, “bilgisizlik, art niyet, Türkiye düşmanlığı, AKP karşılığı, cahillik” sıfatlarıyla suçlanıyor.
Gerçi AKP’liler için fark etmiyor hiçbir şey zaten, ortaya ne kadar yolsuzluk iddiası atılsa da “bunlar yalan” demeye şartlanmışlar çünkü. Ama işin gerçeğini yine de söylemek gerek.
Wikileaks belgeleri denilen belgeler, dünyanın bütün ülkelerinde görev yapan Amerikalı diplomatların çeşitli temaslar sonucu edindikleri bilgileri, duyumları ve bazı haberleri olduğu gibi ya da kendi düşünce ve görüşlerini de katarak kendi üstlerine aktardıkları raporlardır.
Diplomatlar bu raporlarını medya mensuplarına ya da başka kişilere göstermezler, göndermezler.
Bu raporlar hiçbir şekilde kamuoyu ile paylaşılmaz.
WikiLeaks işte bu gizli bilgileri bir şekilde çaldı ve yayınlıyor.
Bu durumda raporları yazanları suçlamak, onları ispata davet etmek, dava açmaya kalkmak akıl kârı değildir. Diplomatların her yazdıkları doğru olmayabilir elbette ama aklı başında bir diplomat da, her ne olursa olsun verdiği bilginin yanlış çıkmasının kariyeri açısından iyi olmayacağını bilir.
Kimseye açıklanmasa bile yazdıklarının yanlış çıkması o diplomatın geleceğini etkileyeceği için aldığı bilgiyi kontrol etmeden kendi üstüne bildirmek istemez.
Saçmalayanlar da bunu biliyorlardır tabii ama, panik var ya, her şeyi unutturuyor.
CHP böyle yaparsa sonuç alamaz ki
Pazartesi yazımda CHP ile ilgili bazı görüşlerimi dile getirmiş, tasarlanan “gönüllüler hareketinin” CHP’ye güç sağlayacak bir girişim olduğunu yazmıştım. Ancak yazıdan sonra gelen birçok mesajdan anladığım kadarıyla CHP gönüllüler hareketini sanıldığı kadar ciddiye almıyor.
Lafı uzatmadan, birçok mesajdan sadece birine yer vermek istiyorum. Kararı siz verin;
Günaydın Can Bey; Bugünkü yazınızda “Gönüllüler hareketi” altbaşlıklı bir kısım vardı. Size bu hareket ile bir bildirimde bulunmak istiyorum, belki sesimizi duyurabilirsiniz.
Süheyl Bey’in açıklamasından sonra ilgili bilgileri doldurarak gönüllüler hareketine başvurdum ve beklemeye başladım. Lakin tarafıma herhangi bir bilgilendirme olmadı. Daha sonra bir daha başvurdum ve 28 Kasım tarihinde bir mail aldım. “Tamam nihayet bir haber aldım” derken gelen mail sadece “başvurumun alındığını ve 20 kişiyi üye yaparsam Kemal Bey tarafından bizzat aranacağımı” belirten bir e-posta idi. Daha sonra bu mail’e cevap olarak bilgiposta@chp.org.tr adresine başvuru durumumu sordum fakat bu sefer de CHP’nin kota sorunundan dolayı mail’imin iletilemediği bilgisini aldım.
Sizden naçizane talebim ise, “Gönüllüler Hareketi” oluşumunun yol haritasını biliyorsanız köşenizden paylaşmanız ya da bu isteğimizi herhangi bir partiliye aktarmanız. (T. T.)
Protestocu öğrenciler gözaltına sağlam girip sakat çıkmış. Anlaşılan, birçoğunda “gözaltı morlukları” oluşmuş! (Gani Yıldız)
Vali ve Emniyet Müdürü müthiş
İstanbul’un Valisi’ni ve Emniyet Müdürü’nü kutlamak gerek. Çok büyük başarılara imza atıyorlar. İkisine de helal olsun, 50 kadar üniversiteli genci bırakın protesto eylemini, İstanbul’a bile sokmama başarısını gösterdiler. Sokmadıkları gibi dağın başında “Vay bir de slogan mı atıyorsun” diyerek ağızlarını burunlarını kırana kadar dövdürdüler. Yüzlerine biber gazı sıktırdılar.
Başbakan’ın “adamları” olma unvanını fazlasıyla hakettiler. Sanıyorum ilgili makamdan övgü dolu sözler duyacaklardır, madalya bile takılabilir kendilerine. Tabii bundan bir gün sonra yaşananlar pek hoş olmadı. Aynı Vali ve Müdür, 50 gencin ağzını burnunu kırdırarak “ileri demokrasi” örneği verdiler ama 50 Bursalı taraftarın taşkınlık yapmasını önleyemedikleri gibi Beşiktaş taraftarının güvenlik çemberini kırmasını ve Bursalıları dövmesini de engelleyemediler.
Vallahi müthişsiniz.
WikiLeaks’teki Atatürk
WikiLeaks sitesinin “duvar kâğıtlarından” birindeki Atatürk resmi dikkat çekmişti biliyorsunuz. Siteye bu resmin neden konulduğu konusunda çeşitli iddialar da atıldı ortaya.
Resmi Yunan gençlerin koyduğu ve Atatürk’ü kötülemek istedikleri ileri sürüldü.
Yazar Aytunç Altındal Türkiye’yi soykırımla suçlayanların bunların pek çoğundan Atatürk’ü sorumlu tuttuklarını ve resmi bunu hatırlatmak amacıyla koyduklarını ileri sürdü.
Atatürk’ün gizli vasiyeti olduğunu yıllardır iddia eden Meriç Tumluer ise “O resim Atatürk’ün vasiyetinin açıklanmasını isteyenler tarafından kondu” dedi.
Tumluer yıllardır tüm Genelkurmay Başkanları’na, Başbakan ve Cumhurbaşkanları’na yazılar yazarak “Atatürk’ün gizli vasiyetinin açıklanmasını” istiyor.
Tumluer’in yıllar süren mücadelesine rağmen resmi makamların hiçbiri böyle bir vasiyetin olmadığını da açıklamıyor, varsa içeriği hakkında da bilgi vermiyor.
Kimbilir, bakarsınız, eğer varsa Atatürk’ün gizli vasiyeti de WikiLeaks’te çıkıverir.
Yetmezciler neredesiniz?
Milleti “demokrasi geliyor” diye kandırmaya çalışarak “yetmez ama evet” diyenlerin sesi soluğu pek çıkmıyor son zamanlarda. HSYK’ya “demokrat” bir kişinin bile seçilememesiyle şaşkınlık yaşayanlar, bu şaşkınlığı hâlâ üzerlerinden atamadılar.
Demokrasiyi dillerinden düşürmeyenler öğrencilerin acımasızca dövülmesine nedense karşı çıkamıyorlar. Dinci-yandaş medyaya bakıyorum da, ağızları burunları kırılan öğrencilerle ilgili ya hiç haber yok ya da sıradan bir mahalle kavgası gibi sunulmuş haberler var. Hele o yeri göğü inleten, sözümona akademisyen, araştırmacı gazeteci, “yetmez” çığırtkanlarının köşelerinde olay görmezden gelinmiş. Sadece biri, bir cümle ile “yapmayın ama” gibisinden tek cümle yazmış.
Demokrasi lafıyla milleti kandırmak, iktidara yalakalık yapmak kolaydır, sıkıysa gerçekten demokrat olsanıza.

