Sayın Başbakan;
Son zamanlarda konuştuğum iş adamlarından aldığım izlenime göre hayli beğeniliyorsunuz. Gerçi şu anki konjonktüre göre beğenmeme gibi bir lüksleri de yok ama neyse.
Sonuçta iktidarınızın en güçlü dönemindesiniz. Buna karşın söylemlerinizle uygulama ve davranışlarınız birbirini pek tutmuyor. Demokrasiyi çok güzel anlatıyorsunuz da sıra söylediğiniz gibi yaşamaya gelince ortaya bir gariplik çıkıyor.
Örneğin iki haberle ilgili görüşlerimi size aktarmak istiyorum.
Yeni anayasa ile ilgili çalışmalar son noktaya geldi anladığım kadarıyla, bu yeni anayasada özellikle türbanla ilgili yeni düzenleme herkesin merakı. Komisyon çalışmalarını tamamlamış. Sizin önünüze gelmiş. Partililerin dediğine ve medyanın dile getirdiğine göre türbanla ilgili son kararı siz vereceksiniz.
Aynı şekilde 301. madde ile ilgili değişlik de tamamlanmış. Bu da önünüzde ve son kararı yine siz verecekmişsiniz.
İşte bu noktada yanlış yapıyorsunuz. Demokratik sistemlerde “tek adam” modeli olmaz. Lider konumundaki kişi tek başına son kararı veren adam değildir. Lider elbette ağırlıklıdır, belirleyicidir ama “kararı Tayyip Erdoğan verecek” söylemi size uzun vadede mutlaka zarar getirecektir.
Çünkü tek başınıza vereceğiniz karar Türkiye’nin yıllardır tartıştığı konularla ilgili. Burada “tek adamlık” yapmaya kalkarsanız ileride taşıyamayacağınız bu sorumluluk altında eziliverirsiniz.
Tek başına karar almak diktatörlere mahsus bir uygulamadır. İşe adam almıyorsunuz, lütfen söylediklerinizle uygulamalarınız birbirini tutsun. Demokrasiyi söylediğiniz gibi yaşayın.
Uyarmak istedim.
Mevlânâ’yı çok güzel anlatan resimler
Maslak’taki Darüşşafaka Sosyal Tesisleri’nde Mevlânâ ana temalı resim sergisini mutlaka gidip görmemi tavsiye ettiler. Serginin açılışından önce gittim. Hem ressam Şengül Erbaykent’le tanıştım hem de şaşırtıcı resimlerini görme şansı buldum.
İzmirli ressam Şengül Erbaykent bugüne kadar 16 kişisel sergi açmış. Eserlerinde “mistik” hava hemen fark ediliyor. Özellikle soyut ve sürrealist resimleri son derece başarılı.
Erbaykent’in son sergisi tamamen Mevlânâ üzerine. “Tasavvufa büyük ilgi duyduğunu” söyleyen Erbaylan “Mevlânâ’yı zaten çok severek okur ve felsefesi üzerine uzun uzun yorumlar yapardım. Bu yıl Mevlânâ yılı olunca eserlerimi de tamamen bu felsefe üzerine yorumladım” dedi.
Darüşşafaka Sosyal Tesisleri ilk kez bir sergiye ev sahipliği yapıyormuş. Yolunuzu mutlaka Maslak’a düşürün ve sergiyi görün derim.
Eski bakan da daha önce uyarmış
Dünkü yazımda Sultanahmet’teki Four Seasons Oteli’nin ek inşaatının Tarihi Bizans Sarayı’nı katletmesini 4 Ekim’de yazdığımı belirterek “Kültür Bakanı o zaman duyarlı davranmadı, şimdi olay büyüyünce rahatsız olduğunu dile getiriyor” demiştim.
Aşağı yukarı aynı tarihlerde sadece ben yazmamışım konuyu. Eski turizm bakanlarından Bahattin Yücel direk Ertuğrul Günay’a mektup yazarak bu tarih katliamına dikkat çekmiş. Ama sayın bakan bir eski turizm bakanının uyarısına da kulak asmamış.
Bahattin Yücel Alfonse Daudet’nin “Altın Beyinli Adam” eserine gönderme yaparak İstanbul’un tarih zenginliğini harcadığını belirttiği uyarı mektubunda bakın Four Seasons oteli olayını şöyle yazmış.
“.....Çok uzağa değil, hemen Ayasofya’nın komşu parsellerinden birine, İttihatçıların inşa ettikleri dönemdeki adıyla, “İstanbul Cinayet Tevkifhanesi” yani bugünkü “Four Seasons” otelinin ek binası inşaatına, kısa bir göz atmak da, önemli bir yaklaşımdır.
İnşaatın kamuoyunun tepkisinden ustalıkla saklandığı bu günlerde, Bakan düzeyinde bir sivil toplum yöneticisinin, Bizans Saray Kitaplığı ve Osmanlı Darphanesi kalıntılarını ziyareti, çok uygun düşer.
Bu eşsiz tarihsel kalıntıların “Arkeoloji Parkı” yapıldığı öne sürülerek, Daudet’nin masal kahramanının beyninden kopardığı parçalar gibi nasıl yok edildiğinin, yerinde görülmesi ve kuşkusuz bu gidişe dur denmesi, İstanbul’un “Avrupa Kültür Başkenti” olmasından çok daha önemlidir.”
Ertuğrul Günay’ın şimdi harekete geçmesini elbette olumlu buluyorum. Ama küçük uyarıları dikkate almayıp, olay manşetlere çıktığında ortaya çıkmayı da bir tür popülizm olarak görüyorum. Beynine güvendiğim Günay’ın buna ihtiyacı olmaması gerektiğini de eklemek istiyorum.
Aynı anda iki kanalda birden
Yılbaşı gecesinin tamamını evde geçirdik. Ne bir eğlence yerine gittik ne de dost ziyaretine. Yemeğimizi evde yiyip televizyonla eğlendik.
Yılbaşı akşamı bütün televizyonlar iyi hazırlanmıştı. Özellikle bazı haber kanallarının eğlence kalitesinde büyük kanallara fark attığını söyleyebilirim.
Bu arada aynı anda iki ayrı kanalda boy gösterenler de vardı. Örneğin bana göre televizyonun dâhisi olan Okan Bayülgen aynı anda hem Kanal D’de hem de NTV’deydi. NTV canlıydı ve bana göre çok daha başarılıydı. Yine ekranların müthiş ikilisi Tolga Çevik ve Salih Kalyoncu aynı anda hem TRT 1’deki canlı yayında hem de Kanaltürk’te bant yayındaydılar. Yepyeni bir mizah anlayışını sergileyen ikili çok yakında tüm Türkiye’nin en gözde sanatçıları olacaklar haberiniz olsun.
Bu arada, doğal olarak hiçbir izleyicinin fark edemeyeceği ama bizi ailece çok mutlu eden “aynı anda iki kanalda birden olma” şansı kızımız Tuvana’ya nasip oldu.
atv’de sahneye çıkan Hepsi Grubu’nun rengârenk, akide şekerlerini andıran giysileri ile Candan Erçetin’in TRT 1’deki bembeyaz kuğu gibi kıyafetini Tuvana hazırlamıştı. İki kanal arasında gidip gelmekten helak olduk. Gecenin ilerleyen saatlerinde bu kez Kanaltürk’te çıkan Candan Erçetin’in yeşil tuvaleti de Tuvana’nındı.
Benden çok destek göremiyor ama Tuvana Türkiye’nin en önemli modacılarından biri. Ürünleri dünyanın en ünlü mağazalarından Harrods’ta satılıyor örneğin. Harvey Nichols da Tuvana’nın tasarımlarını müşterilerine sunuyor. Bize de bu başarının keyfini sürmek kalıyor.

