Bu cesaret beni şüphelendiriyor

Haberin Devamı

Akıl var mantık var. Türkiye ayağa kalkmış. Halk öfkeden köpürüyor. Herkesin ortak talebi “Ordu Irak sınırından içeri girsin ve askerlerimiz şehit edenlerden hesabı sorsun” şeklinde.

Türkiye 70 milyonluk bir ülke. Yüz ölçümü çok büyük. Ordusu son derece güçlü ve üstelik çok kalabalık.

Sınırın hemen altında ise ne bir devlet olma niteliği bulunan, ne de terörden başka silahı olan bir aşiret lideri üstelik bu ortamda kafa tutmaya, Türkiye’yi tahrik etmeye, milleti rencide ederek daha da öfkelendirmeye devam ediyor.

İşte akıl ve mantığın durduğu an bu bana göre.

Arkanıza Amerika’yı almış olabilirsiniz.

Avrupa da sizin destekçileriniz arasında bulunabilir.

Birleşmiş Milletler’in müdahale edeceğine de inanabilirsziniz.

Ama bunların hiçbiri Türkiye’nin çok hızlı ve ani bir saldırısı karşınızda sizi koruyamaz.

Türkiye bunun sonunda ciddi sıkıntılar yaşayabilir ama siz bu arada tarih olmuş olursunuz.

Bunun akıl ve mantıkla ilgisi var mı?

Var demek ki.

Buradan şu çıkar. Demek ki terör örgütünün hamisi aşiret lideri bir şeylere güveniyor.

Başının derde girmeyeceğini, can güvenliğinin sağlanmış olduğunu düşünüyor.

Birinci ihtimal Amerikan askerinin böyle bir saldırıya izin vermeyeceği yönündeki bilgi ve inançtır.

Ama biliyoruz ki bu bölgede çok güçlü Amerikan birlikleri yok. Aşiretin bölge güvenliğini sağlayan miktarda Amerikan askeri bölgede. Üstelik bunlar çok da savaşçı değil. Bunun da ötesinde bu Amerikan askerlerinin ciddi, hızlı ve ani bir Türk askeri baskınında etkili olması mümkün değil.

Yanisi şu ki terör örgütü hamisi aşiret liderinin can güvenliğini koruyacak bir yapı yok o bölgede. Buna karşın aşiret lideri şımarık söylemini sürdürmekten çekinmiyor.

Bu durumda insanın aklına başka şüphe giriyor. Acaba bu aşiret lideri ne kadar öfke duyarsa duysun Türkiye’nin resmi olarak dile getirdiği sert söylemin gereğini asla yerine getiremeyeceğini mi biliyor?

Bunun yanisi de şu; Aşiret lideri acaba Türkiye’den etkili bir saldırı gelmeyeceği konusunda kesin bilgiye mi sahip?

İktidarın bu vahim gelişme karşısındaki tavrı ister istemez böyle bir şüpheyi dile getirmemizi makul ve haklı kılıyor.

*****

Başımız göğe ermiştir artık
Dün bir yandan terörün acımasız saldırısı karşısında yüreğimize taş basarken öte yandan iktidarın inatla dayattığı bir garip referandum için sandık başına gidenler vardı.

Sonuç belli. Elbette böyle bir referandumda evet çıkması bekleniyordu ve o da oldu. Başımız göğe ermiştir herhalde. Bu iktidar Türkiye’nin ağır bir saldırı altında olduğu günü sandık başında geçirme telaşı içinde olmalarının hesabını da birgün herhalde verecektir.

Şimdi bugünden itibaren referandumun sonuçlarını tartışmaya başlayacağız. Bu tartışmalar öyle çabucak da bitmeyecek. Çünkü iktidar Türkiye’nin başına hiç olmadık bir anda akıl almaz bir sorun açtı. İktidar elbette bu kadar düşük katılma oranına rağmen “İşte halkın iradesi” aldatmacasını kullanmaya çalışacaktır. Ama inanın bu kez popülizmi bu kadar kolay kullanamayacaklardır.

Çünkü bu referandumun hukuk ve idari sistemde açacağı yarayı kapatmak o kadar kolay olmayacaktır.

*****

Sayın Cumhurbaşkanı; oy vermeniz çok mu gerekliydi?
Türkiye 10’un üzerindeki şehidine ağlarken ve öfkeden deliye dönerken iktidar mensuplarının en önemli derdi referandum için oy kullanmaktı.

Ama sabahın erken saatlerinden itibaren öyle gelişmeler yaşandı ki iktidar mensuplarının oy kullanma saatleri de belli ki daha ileriye atıldı. Çünkü hepsi biliyordu ki oy kullanacakları sandıkların başında gazeteciler bekliyor ve doğal olarak bu gelişmeleri soracaklar. Sanıyorum bu nedenle sandık başına her zamankinden geç gitmeyi tercih ettiler.

Nitekim Başbakan Erdoğan ancak öğleden sonra sandık başına gitti ve sadece kendi konuşmasını yaptıktan, medyayı azarladıktan sonra hiçbir soruya cevap vermeden çekip gitti.

Bu arada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün tavrını da çok yadırgadım. Gül oyunu kullanmak için devletin uçağını kullanarak Kayseri’ye gitti. Düşünüyorum da acaba Cumhurbaşkanı’nın oyunu kullanması çok mu gerekliydi?

Elbette cumhurbaşkanı sıfatıyla demokratik bir hakkı kullanarak örnek olması gerekirdi. Ama böyle bir sorun yaşanırken ille de oy verme inadını anlamak mümkün değil.

Cumhurbaşkanı partiler üstü bir statüye sahip. Bu seçimler için inat etmek yerine Ankara’da oturup gelişmelere hakim olabilirdi. Ama Gül bu tavrıyla hem referandum konusunda taraf olduğunu ortaya koymuş hem de Türkiye’nin en kritik gününü bile ciddiye almayan bir fotoğraf koymuştur kamuoyunun önüne.

*****

İktidardaki bu öfkenin anlamı ne?
Hain saldırı cumartesi gecesi 0.20’de başlamış. Saatlerce süren çatışmalardan sonra 10’dan fazla askerimiz şehit olmuş. Çok daha fazlası da yaralı.

En azından sabahın ilk saatlerinden itibaren bu konuyla ilgili resmi bir açıklama bekliyorsunuz. Ülkeyi yöneten insanların bu hainlik karşısında ne yapacaklarını merak ediyorsunuz.

Ama tek kelime bile duyamıyorsunuz. Ne zamana kadar? Saat 13.30’a kadar. Ancak bu satte Başbakan birkaç dakikalığına medyanın karşısına çıkıyor ve ilk açıklamayı yapıyor.

Ama açıklamadan çok bir azarlama seansı sanki. Başbakan bu büyük olay karşısında televizyonların özel yayına geçmesine çok içerlemiş. Diyor ki “Ajite etmeyin.”

İyi güzel de ne yapılacaktı örneğin? Türkiye’nin yüreği yanarken cıvık eğlence programlarına devam mı edilecekti?

Daha ciddi ve çaplı açıklama ise olayın kamuoyu tarafından duyulmasından 12 saat sonra yapılabildi. Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek ancak akşamın 18.00’inde medyanın karşısına çıktı ve bir parça bilgi verdi.

Ama ne tuhaftır ki Çiçek de aynı Başbakan gibi öfke içinde medyayı suçlamaya kalktı. “Kerameti kendinden menkul sözde uzmanların” televizyon kanallarına çıkıp konuşmasından duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Oysa televizyonlarda AKP hükümetine alkış tutan “kerameti kendinden menkul yazar çizerlerin” sayısı çok daha fazlaydı. Ve onlar da “Acaba bu saldırıyı gerçekten PKK mı yaptı yoksa iktidarı yıpratma kampanyasının bir parçası mı?” sorusunu sormaya çalışıyordu üstü kapalı olarak.

Cemil Çiçek’i bu kadar öfke, telaş ve moral bozukluğu içinde görünce açıkçası şaşırdım. Bu tavır Türkiye’nin bu olay karşısında bile aktif biçimde inisiyatif kullanamayacağı yolunda ipuçları verdi sanki.

DİĞER YENİ YAZILAR