Bu bir iflas görüntüsüdür

Gece yarısı kameraların karşısına geçip “Hodri medyan, hem seçime gidiyoruz, hem de Cumhurbaşkanı’nı halk seçecek artık” diye kabadayılık yapmak sorunu çözmez

Haberin Devamı

Gece yarısı kameraların karşısına geçip “Hodri medyan, hem seçime gidiyoruz, hem de Cumhurbaşkanı’nı halk seçecek artık” diye kabadayılık yapmak sorunu çözmez.

Bir krizden kurtulmak isterken Türkiye’yi önümüzdeki dönemlerde çok daha büyük krizlerin içine atabilecek yeni bir kriz yaratmak ise ne akla ne mantığa uygun. Öyle görünüyor ki, 352 milletvekili olduğu halde demokrasiye müdahale ettiği, devletin tüm kurumlarıyla ve halkla kavgalı olduğu için istediğini hiçbir şeyi gerçekleştiremeyen Tayyip Erdoğan bir anlamda kendisinin ve partisinin iflasını ilan ediyor.

Çünkü vıcık bir popülizmle güya halkın sempatisini kazanmaya çalışarak “Cumhurbaşkanı’nı halk seçsin” demek başka türlü izah edilemez.

Doğrudur, bugün sokağa çıkıp 100 vatandaşa “Cumhurbaşkanını kim seçsin?” diye sorarsanız 99’undan alacağınız cevap “Halk seçsin” olacaktır.

Bu halkın da egosunu tatmin eden bir çözümdür. Ancak aynı kişilere “Neden halk seçsin?” diye ikinci soruyu yöneltirseniz, 100 kişiden 5’i bile buna verilecek mantıklı bir cevap bulamaz.

Bu nedenle vıcık bir popülist tavırla krizden çıkarken yeni bir kriz yaratmak, muhalefeti güya köşeye sıkıştırıp zor durumda bırakacağını zannetmek ancak kahvehane kültürünün bir sonucudur.

Kendisi aday olamayan, atadığı kişiyi seçtiremeyen, oy alamayacak olsa ile 367’yi toplayamayan Tayyip Bey ve AKP, gece yarısı kararıyla ortaya attıkları anayasa değişikliği paketini de Meclis’ten geçiremeyecektir. Tayyip Bey bu fırsatı çoktan kaçırdı. “Benim üslubum böyle, muhalefete mi soracağız” efelenmeleri yerine, demokrasinin temel kuralı olan uzlaşma kültürünün kurallarına uyarak zamanında bu önerileri yapsa tahmin ediyorum karşılık da bulabilirdi. Şimdi bulamaz, bulamayacaktır. Çok güvendiği ve yine popülist bir tavırla kurnazca köşeye sıkıştırdığını zannettiği Anavatan bile anayasa paketi önüne geldiğinde bunun kendisini kandırmaya yönelik bir tuzak olduğunu görecektir mutlaka.

Demokrasiler dayatmaları, müdahaleleri kabul etmez. Şu ana kadar etmediği gibi bundan sonra da etmeyecektir.

*****

TRT seçim kampanyasının nasıl olacağını gösterdi
Önceki akşam TRT 1 Kanalı Cumhurbaşkanlığı adaylığına atanan Abdullah Gül’le hayli uzun süren bir söyleşi yayınladı.

Biri hariç hepsi AKP’li gazetecilerin katıldığı programda Gül, bütün güleçliği ile Cumhurbaşkanlığını ne kadar çok istediğini, bunu hak ettiğini ve halkın da bunu istediğini anlattı.

Hele yakın arkadaşı da olduğu bilinen bir gazeteci ile bir internet sitesinde ve bir gazetenin internet sayfasında yayınlanan anketi gösterme yarışı seyirlik olaydı.

Tıpkı Bülent Arınç’ın kapıda yüzlerini gördüğü CHP’lileri “İşte not ediyorum 367 bulunmuştur” diye çocukça sevinmesini andıran bir sahneydi bu.

Biri hariç diğer AKP’li gazetecilerin çanak sorularını geçelim, dikkat çekici olan şey başka.

TRT’nin yayın akışında Gül’ün çıktığı saatte “Baş belası” adlı bir film görünüyordu. TRT akşam saatlerinde aldığı ani bir kararla filmi yayından kaldırdı ve Abdullah Gül’le biri hariç AKP’li gazetecilerin söyleşisini yayına verdi.

Oysa TRT’nin yine tüm Türkiye’de yayın yapan TRT 2 adlı bir haber kanalı var. Normal koşullarda söyleşinin bu kanalda yayınlanması lazım.

Ama TRT yönetimi alışılmışın dışına çıkarak, adaylığı bile artık şüpheli hale gelen bir siyasetçiyi ekrana çıkararak görülmemiş bir tarafgirliğe imza attı. TRT’nin bu tavrı, ister erken ister öne alınmış deyin, seçimlerden önce nasıl iktidar borazanı olacağının bir göstergesidir.

TRT bu ayıbın hesabını herhalde bir gün mutlaka verecektir.

*****

367 seçimi tıkamaz
Tayyip Bey Kasımpaşalı edasıyla “Anayasa Mahkemesi kararı ile bundan sonra hiçbir meclis cumhurbaşkanı seçemez” diyor. Tamam da, yanılıyor.

Bugüne kadar nasıl seçtiyse yine seçer.

Birincisi Cumhurbaşkanı ille de iktidar partisinden olacak diye bir kayıt yok.

İkincisi Anayasa 367 şartını koyarken zaten ille de iktidar partisi seçmesin diye yapmış bunu. Diğer partiler de bir araya gelsin ve ortak aday çıksın istemiş.

Üçüncüsü, Tayyip Bey “182 milletvekilini bulan seçimi kilitler” diyor. Denemesi bedava. Bu seçimlerden sonra göreceğiz. Bakalım seçimden bir ay sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde bir parti 182 milletvekili bulup da sistemi tıkayabiliyor mu? Daha yeni seçilmiş hiçbir milletvekili tekrar seçim yolunun açılacağı bir duruma evet demez. 182 milletvekili ile Meclisi tıkamaya çalışan parti o an çözülür. AKP aylardır demokrasiyi zorladığı gibi şimdi de sistemi kökünden yaralayabilecek bir uygulamaya imza atmaya kalkışıyor. Sonu yine hüsrandır.

*****

İşçi Partisi yanlış yaptı
Çağlayan’daki büyük miting günü dikkatimi çeken bir noktayı yazmak istiyordum, yer kalmamıştı. Milyonların katıldığı ve en küçük bir tatsızlığın bile yaşanmadığı, herkesin sorumluluk bilinci içinde hareket ettiği bu muhteşem gösteride tek falso İşçi Partisi’nin alanın her tarafından görünen dev pankartıydı.

O mitinge AKP dışındaki bütün partiler katılmış ancak hiçbiri kimliklerini böylesine gösterişli biçimde açığa çıkaracak pankartlar taşımamıştı. İşçi Partisi sanıyorum bu muhteşem gösteriden kendine pay çıkarmak adına böyle bir pankartı açmaktan çekinmedi. Beklediği olumlu tepkiyi aldığını sanmıyorum. Çünkü en azından bana gelen pek çok mesajda bu ayıplanıyordu. Böyle güzel bir günü kendine yontmaya çalışmak gerçekten hoş kaçmadı.

DİĞER YENİ YAZILAR