Bizdeki liberallik gericilik

Haberin Devamı

AKP ile bir sorunum yok. Çünkü ne yapmak istediklerini, ne olduklarını biliyorum. Fikirleri, idealleri, siyaset yapma biçimleri, demokratik anlayışları bana uymuyor. Bunu da özgürce dile getirebiliyorum. Ve inanın bu hiç de sorun olmuyor. Bu partinin önde gelenleriyle medeni ilişkilerim de sürüyor.

Ancak Türkiye’deki asıl sorun, ülkeyi geriye götürmek isteyen AKP zihniyeti değil, ona payandalık yapan sözde liberaller. Çünkü onlar vıcık vıcık olduklarından ne ele avuca sığıyorlar, ne bir anlaşma zemini bulabiliyorsunuz.

Ama bizdeki sözde liberallerin en önemli özelliği gerici olmaları. Tarihin her döneminde liberaller toplumun en ilerici unsurları da olmayı başarmışlardır. Siyasi ve ekonomik davranışları zaman zaman geniş halk kitlelerinin aleyhine olsa da, sonuçta toplumlar liberal politikalarla ileri gitmişlerdir.

Oysa bizdekiler bırakın ileri gitmeyi ülkeyi geri götürmek için ellerinden geleni yapıyor.

Örneğin çok sık söyledikleri bir söz var: “Herkes başkasının yaşam biçimine saygı göstermeli.” İlk duyulduğunda “parlak” gibi görünen bu cümle aslında gericiliğin sembolüdür.

Elbette başkasının yaşam biçimine saygı duyacaksınız ama, bu saygı insanların hiç gelişmeden köylü yapılarının sürdürülmesi anlamında olamaz. Korunması veya saygı gösterilmesi gereken köylü yaşamı değil, kültür ve geleneklerdir.

Bugün Japonya’da Samurai’ler yok, ama o kültür yaşatılıyor. Kimse de “Benim yaşam biçimim böyle” diyerek Samurai gibi yaşamaya kalkmıyor.

Amerika’da kovboylar da yok ama bu kültür korunuyor. Kızılderililer de artık kentlerde, ama kültürlerini korumak için milyon dolarlar harcanıyor.

Bizim liberaller ise “yaşam biçimine saygı” adı altında toplumun ilkel köylü düzeyinde kalması için savaş veriyor.

*****

Allah ağız verince

Adam eski bir polis müdürü. Yeni Şafak Gazetesi’ne açıklama yapıyor. Özal’ı kontrgerilla öldürmüş. Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Eşref Bitlis de böyle öldürülmüş. Bu cinayetlerin kararını bir kişi vermiş. Onu devlet biliyormuş. Kendisi de biliyormuş.

Buraya kadar heyecanla okuyorsunuz haberi. Ama sonra. Bu anlı şanlı polis müdürü diyor ki “Biliyorum ama açıklamam.”

Tabii Allah ağız verince herkes böyle konuşuyor işte. Adam eski polis müdürü olmasa haberi hiç ciddiye alıp okumayacağım. Ve neye çok öfkeleniyorum biliyor musunuz, işte böyle adamlar yüzünden karanlık olayları ne çözebiliyoruz ne de engel olabiliyoruz.

Kanunlarımızda “cinayeti bilip de saklamak” büyük suç. Şimdi bu eski polis aslında suç işliyor. Ama bir şey olmaz. Çünkü onu manşete çıkaran gazete bundan bir yarar umuyor. Bu ağız ishali olmuş adam konuşacak ki, sözde liberaller de “darbe” tamtamlarıyla “demokrasi savaşı” verecekler.

*****

Mustafa Beyciğim şu sokaklara da bak ne olur

Sevgili Mustafa Sarıgül kardeşim; biliyorum ki Şişli için pek güzel işler yapıyorsun. Şişli halkı seni çok seviyor, sayıyor. Ama bilesin ki her şey de o kadar iyi değil. En azından benim çektiğim bir sıkıntı var ki, insanı çileden çıkarıyor.

Biliyorsun gazetemiz senin belediye sınırların içinde. Tam da Gayrettepe’nin merkezinde. Ama biz binaya ön kapıdan değil, arkadaki garaj kapısından giriyoruz. Hergün geçmeye çalıştığım bir sokak var. Sordum “Salih Tozan Sokak” dediler.

Allah aşkına bir gün gel de bu sokağı ve haydi madem yaptık herkes için hizmetimiz olsun, çevredeki diğer sokakları da birlikte bir gezelim.

Daracık sokaklar park yeri olmuş. Senin trafik düzenleyicilerin bu sokakların çoğunu gidiş geliş yapmış. Çift sıra araba park ediyor, ortada kalıyor tek şerit. İki taraftan da araba gelince al sana cümbüş.

Bak elbette arabalarını sorumsuzca sokak ortasına bırakanların kabahati büyük. Ama basit bir çevre düzenlemesiyle hiç olmazsa insanı bunaltan bu sıkışıklığı biraz giderebilirsin. Ama gelip görmen lazım. Yanında trafikten anlayan adamların da olması gerek.

*****

Gökten mi yağıyorlar?

Lojistik işi yapan bir dostumun Mark Stein adında Alman ortağı var. Stein işi gereği her 4 ayda bir Türkiye’ye geliyor. Bu son dört yıldır böyle.

Geçenlerde bu dostumla karşılaştım. Bana “Bak çok ilginç bir şey anlatacağım” dedi. Sonra sürdürdü “Bizim Mark’ı biliyorsun. Geçen gün bana ‘Siz nereye gidiyorsunuz böyle?’ diye sordu” dedi.

Stein’ın söylediği şuymuş: “Her dört ayda bir gelişimde etrafta daha çok başı kapalı kadın görmeye başladım. Bunlar gökten mi yağıyor?”

Biz hep içinde olduğumuz için alışıyoruz. Ama belli aralıklarla gidip gelenler durumu daha net görüyor.

Sahi Türkiye birden Müslümanlığı mı keşfetti, yoksa öyle görünmenin daha kazançlı olduğunu mu?

*****

KAMYON YAZILARI

Kuzu kurdun, yollar ford’un

*****

Yararlı alet

Fıkra sevgili Yıldırım Tuna’dan geldi;

İlkokul öğretmeni öğrencilerine “Göster ve Anlat” konulu dersleri için evlerinden yararlı bir elektrikli alet getirmelerini söylemiş..

Ders günü sınıfta “Ayşe..” demiş öğretmen, “ Ne getirdin bakalım?”

“Bir Walkman..” diye cevap vermiş Ayşe..

“Ne işe yarıyor?”

“Bununla müzik dinleyebilirsiniz efendim..”

“Aferin Ayşe.. Sen ne getirdin Dursun?”

“Ben elektrikli konserve açacağı getirdim öğretmenim.. Bu alet konserve kutularını kolayca açabiliyor”

“Teşekkür ederim. Temel..? Senin bir şey getirmediğini görüyorum?..”

“Getirdim efendim.. Koridorda duruyor” demiş, Temel. Bunun üzerine bütün sınıf koridora çıkmış.

“Aa?..” demiş öğretmen, “Bu ne Temel?”

“Bu kalp-akciğer solunum makinesi efendim.. Doktorlar bunu hastanın kalbinin çalıştırılmasında kullanıyorlar..”

“Aman Tanrım..! Bunu evinden getirirken baban bir şey demedi mi?”

“Dedi efendim..” demiş Temel başını hafifçe öne eğerek, “Üzerinden sökerken AAAARRRRRGGGGHHH..! diye bağırdı!”

*****

En insani davranış bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemektir.

NIETZSCHE

DİĞER YENİ YAZILAR