Biz tekrar işimize bakalım Erdoğan uyarıyı aldı mı?

Haberin Devamı


Yerel seçimlerin üzerinden neredeyse iki hafta geçti; şöyle ağız tadıyla sonuçları değerlendiremedik. Tabii ki yazdık, çizdik, söyledik ama bunların etkileri henüz hayata geçmedi.

Çünkü araya çok başka şeyler girdi. Önce G-20 toplantısı. Bu toplantıda Tayyip Bey’in esip gürlemesi... Sonra da hüsrana uğraması.

Ardından NATO toplantısı. Genel Sekreter bozgunundan sonra Fransa’nın NATO’nun askeri kanadına dönüşü ve bunun gizlenmesi için gösterilen çabalar.

Ve en sonunda ABD Başkanı Obama’nın Türkiye ziyareti seçim gündemini bugünlere kadar öteledi.

Ama artık kendi başımıza kaldık. Şimdi ister istemez döneceğiz tekrar seçimlere ve yaratacağı sonuçlara.

Seçimden sonra gözler doğal olarak Başbakan Erdoğan’a çevrildi. Kolay değil, Başbakan seçim kampanyası boyunca partisini değil, kendisini ortaya koydu. Alınan sonuç bir anlamda kendi kişisel sorunudur aynı zamanda.

Seçim gecesinden bu yana, iş, medya ve siyaset çevrelerinden pek çok kişiyle konuşuyorum.

Aldığım ilk izlenim şu: “Tayyip Bey, seçim gecesi, Antalya sonuçlarına değindiği bölüm hariç son derece olumlu bir konuşma yaptı. Seçmenin kendilerini uyardığını söyledi. Bu işareti almış olduğunu umuyoruz.”

İşin özeti, beklenti Erdoğan’ın seçim öncesi tavrını bir kenara bırakacağı, intikamcı olmayacağı, 22 Temmuz gecesi balkondan yaptığı konuşmanın özüne döneceği yolunda. Yani Erdoğan’ın bundan sonra daha kapsayıcı bir politika izleyeceği tahmin ediliyor, daha da doğrusu böyle bir umut var. Bana göre bu umut yok. Seçim gecesi de yazdım, Tayyip Erdoğan’ın karakteri buna uygun değil ve sertleşme olasılığı bana göre daha yüksek.

Çünkü AKP, demokrasiye yürekten inanan, hukuk sistemine saygılı bir parti değil, bir koalisyon. Bu nedenle AKP’nin iktidardan başka şansı yok, muhalefette kalamaz. Aynı tutulmasa bile Özal’ın ANAP’ı ile benzerlikler taşıyor. Nasıl ANAP da bir iktidar koalisyonuydu ve muhalefete geçtiği an çöktüyse, AKP’nin durumu da aynı. AKP bir süre daha iktidarını sürdürür, Erdoğan sertleşir, sertleşme hata getirir, hata muhalefet doğurur, bu nedenle hatalar daha da hırçınlaştırır ve çöküş tamamlanır.

AKP muhalefet konumuna düştüğü an ise biter.

*****



Eyvah Türkler

Tam 41 yıldır gazetecilik yapan Sedat Sertoğlu şimdi de müthiş bir işe soyunmuş. Diyor ki “Bu internet inanılmaz bir şey, ucu bucağı yok, gelecek internette. Hiç aklıma gelmezdi günümün neredeyse 16 saatinin ekran başında geçeceğini ama o kadar çok yenilik var ki insan çok şaşırıyor.”

Sedat Sertoğlu’na bunları söyleten yayına yeni soktuğu bir internet sitesi. Şimdi sıkı durun, adı çok ilginç: “www.eyvahturkler.com” Bu haber sitesi seçme haberlerden oluşuyor. Her haberin mutlaka bir dış bağlantısı olmasına dikkat ediyor Sertoğlu. “Örneğin” diyor, “Tayyip Erdoğan’ın konuşması bu site için önemli değil, ama eğer konuşmasında bir dış bağlantı varsa işte o zaman bu benim haberim.”

Tabii hemen sordum “Neden?” diye. Sertoğlu “Çünkü” dedi, “Biz her şeye kendi açımızdan, Türkiye yerelinde bakıyoruz. Oysa koca bir dünya içindeyiz ve bundan kendimizi soyutlayamayız. Haberleri dış bağlantıları ile birlikte ele alınca inanıyorum ki okurun ufkuna da çok önemli katkılar sağlanacak.”

Henüz çok duyurulmamasına rağmen Eyvah Türkler sitesi iki günde ilgi görmüş. Önceki gün baktığımda haberlerin okunma sayısı 7-8’i geçmiyordu. Dün bu sayıların 500’ü geçtiğini gördüm. Demek önümüzdeki günlerde on binleri sonra yüz binleri bulacak.

Kutlarım Sedat Sertoğlu. 41 yıldan sonra böylesine bir yeniliğe soyunduğun için.

*****



Polisin Amerikan hayranlığı


ABD Başkanı dünyanın neresine gitse protestolarla karşılaşıyor. Bu, Amerikalılar için son derece doğal bir tepki. Pek çok ülkede Amerikan aleyhtarı bu gösteriler zaman zaman şiddetle de besleniyor.

Ama hiçbir ülke polisi Amerikan aleyhtarı gösteri yapan kendi vatandaşlarını Ankara’daki kadar şiddet ve öfkeyle tartaklamıyor.

Ankara’daki gösterileri ve polisin şiddetini ekranlarda izlerken açıkçası yüreğim daraldı. Bazı göstericiler 7-8 polisin ortasında kaldı, inanılmaz dayak yedi. Gösteri mi önleniyordu yoksa Obama’ya protesto mu cezalandırılıyordu anlamak mümkün değildi. Obama için uygulanan olağanüstü güvenlik polisi strese sokmuş olabilir, müdürleri en küçük bir olay bile çıkmamasını istemiş olabilir, ama bunların hiçbiri her ülkede görülen türden protesto eylemlerini bu kadar vahşice bastırmanın bahanesi olamaz.

*****


Gün ortasında taciz

Üniversite öğrencisi genç kız neredeyse ağlamak üzereydi yanıma geldiğinde. “İnsanlar bu kadar mı duyarsız, bu kadar mı korkak” diye sordu ürkek bakışlarla.

Yenibosna’ya yakın Airport Alışveriş Merkezi’nin önündeki köprüden geçerken iri kıyım bir adam musallat olup parasını istemiş.

Genç kız “Sadece otobüs param vardı üzerimde, başka para olsa kurtulmak için vereceğim” dedi. İri kıyım adam para alamamış ama genç kızın peşini de bırakmamış.

Üniversite öğrencisi çığlıklar atarak o anda gelip geçen yüzlerce kişiden medet ummuş ama inanır mısınız bir kişi bile müdahale etmemiş o adama.

Adam sonunda işi sarılmaya kadar vardırmış, genç kız bunun üzerine koşmaya başlamış. Neyse ki kendisini otobüse atmış ve adam yetişememiş.

Benzer bir olayı da Kadıköy’den bir okur yazmıştı. O da genç bir kız. Vapurdan inip Şehir Tiyatrosu’nun önünden geçerken bu tür bir tacize uğramış. Geçen ilk taksiye binip kaçmak istemiş ama adam taksinin de önünü kesmiş. Ve o taksici “Abla in aşağı başımı derde sokma” deyip kızı yol ortasında bırakıvermiş. O genç kıza da kimse koşup yardım etmemiş. Neyse ki başka bir şoför arabasına almış ve yolda “Bunlar buraları sardı, kimse korkudan bir şey yapamıyor” demiş.

İstanbul garip bir kent haline geldi. Polis ise gün ortasında yoldan gelip geçenleri durdurup “GBT araştırması” adı altında mahcup duruma düşürüyor. Bu tiplerle mücade ise belli ki edilmiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR