Herkesin dilinde tek kelime var. Birleşin. Sanki sihirli bir sözcük gibi ağızdan ağıza dolaşıyor, meydanları dolduran milyonlarca kişi bu kelimeyi haykırıyor.
Halkın AKP’nin çağdışı demokrasi ve yaşam anlayışına karşı uyananmasından kendine pay çıkarmaya çalışan medya da “Sağda birlik” “Solda birlik” manşetleriyle güya demokrasicilik oynuyor.
Evet bir güç birliği gerekiyor.
Çünkü bir tarafta demokrasiyle hiçbir ilgisi olmayan, sorgulamayan, eleştirmeyen, hesap sormayan sadece sadakatle itaat eden bir kitle isteyen AKP, diğer tarafta ise yeri geldiğinde kendini bile beğenmeyen, her şeyi sorgulayan, kıyasıya eleştiren, hesap soran büyük bir demokratik kitle.
Bu demokratik kitlenin birleşmesi, bir araya gelmesi çok zordur. Bin parçadır. Güzelliği de zaten buradadır.
Buna karşın Türkiye bir de AKP gerçeğini yaşıyor. Sadakati esas alan ve tüm temellerini din ekseninde kuran AKP gerçek demokrasi karşısında sıkılmış bir yumruk gibi durmaktadır. Onunla baş etmek, onu aritmetik olarak geçmek sanıldığı kadar da kolay değil.
Bu nedenle partiler güç birlikleri oluştururak hiç olmazsa seçime böyle girmelidir.
Ancak “sağda birlik olun” veya “solda birlik gerekli” türünden öneriler “iyi niyetten” öte anlam taşımaz.
Nitekim özellikle iki sol parti arasındaki güç birliğinin bir türlü sağlanamaması bunun tipik bir kanıtı.
Türk halkının çoğunluğunu oluşturan demokratik kitle, ülkeyi karanlığa götürmek, demokrasiyi rayından çıkarmak, din adına her türlü yolsuzluğu mübah saymak isteyen bir zihniyete karşı temel ilkelerde güç birliği yapmak zorundadır.
Solu veya sağı birleştirmeye kalkmak beklenmedik bir hüsrana da neden olabilir.
Örneğin şu CHP- DSP birleşmesini ele alalım.
Son birkaç gündür kendimce bir test uyguluyorum, “birleşin” diye bağıranlara “Örneğin DSP’yi nasıl bir parti olarak görüyorsunuz, orada kimin sizi temsil etmesini istersiniz?” diye soruyorum.
İnanın cevap alamıyorum. Çünkü soru böyle olunca herkes şaşırıp kalıyor.
Şu anda DSP’nin de CHP’nin de halktaki desteğini tam olarak bilmiyoruz. Anketlere göre CHP yüzde 14’lerde DSP ise yüzde 2-3’lerde.
Peki ne bekliyoruz CHP ile DSP’nin güç birliği yapmasından? 17-18’mi? Haydi birleşmenin getireceği moral destekle biraz daha çıksın, kaç olur 22’mi? Peki 35 olabilir mi örneğin? Bunlara da cevap verilemiyor.
O halde sağda solda birlik diye çırpınmak yerine cumhuriyetin temel ilkelerinde güç birliklerinin sağlanması, sağ sol ayırımı yapılmaması ve iktidarın ele geçirilmesi gerekir.
AKP tehlike olmaktan çıkarıldıktan sonra isteyen istediği yere gitsin. Bir süre sıkıntı çeker gibi oluruz, ama Türkiye’nin ezici çoğunluğu buradan çıkış yolunu hemen bulur.
Ondan sonra da demokrasinin gerçek güzelliğini hep birlikte yaşarız.
Solda birlik isteyenlerin yapabilecekleri şeyler
Meydanlara çıkan milyonlar “birleşin” çağrıları yapıyorlar ama umutları da giderek kırılıyor.
4.5 yıllık suskunluktan sonra uyanan halk eğer isterse birleşmeyi kendiliğinden yapabilir.
Örneğin solda birlik isteyenler, CHP ile DSP’nin bir araya gelmesini beklemeden de harekete geçebilir. Bakın aklıma neler geliyor:
1- Solda birlik isteyenler kendi aile meclislerini toplar. Oy kullanma hakkı olanların yarısı CHP’ye yarısı da DSP’ye oy verir.
2- Apartmanda oturanlar bir yönetici toplantısı yapar. Solda birlik isteyenlerin sayısı çıkarılır, yine yarı yarıya oy verilir.
3- Aynı toplantılar iş yerlerinde yapılır. Yine solda birlik isteyenler ikiye bölünerek iki partiye oylarını atarlar.
4- Çeşitli dernekler, sivil toplum kuruluşları da üyelerini toplayarak aynı yöntemi kullanabilirler.
5- Kimileri de DYP- ANAP birleşmesi ile sağda birlik oluştuğunu düşünüyor. Bu da yanlış bir görüş. MHP, Genç Parti, BBP, Saadet ve diğer sağ partilerin de önemli oranda seçmeni var.
Aynı yöntemle sağ partiler arasında da bir bölüşme yapılabilir.
Bunların sonunda göreceksiniz hemen her parti baraj sorununu aşarak Meclis’e girecektir.
Sandığa sahip çıkın
Yüksek Seçim Kurulu’nun 4.5 yıl önceki seçmen sayısından neredeyse daha az seçmen sayısı açıklaması kafaları karıştırdı ister istemez. Şimdi herkesin aklında “O fazla oylar acaba ne olmuştu?” sorusu var.
Bunların bir kısmı teknik nedenlerle fazla yazılmış olsa bile zihinlerde bir hile yapılmış olabileceği kuşkuları oluştu.
Bu seçimlerde çeşitli hileler olmamasını isteyen herkes kendi sandığına sahip çıkmak zorunda.
Bu nedenle çok önemli bir sivil toplum hareketinin başlayacağını öğrendim. Bir web sitesi kuruldu. Çok kısa süre içinde ziyaret edebileceğiniz web sitesi Türkiye’nin dört bir yanında görev yapacak gönüllü sandık müşahitleri oluşturmayı amaçlıyor. Bu organizasyona katılmak yararlı olabilir.
Ayrıntıları önümüzdeki günlerde yazmaya çalışacağım.
Egemenlik kayıtsız...
Tayyip Erdoğan Erzurum’da devlet gücüyle binlerce kişiyi meydanlara doldurup, ellerine Türk bayrağı verdikten sonra sık sık Atatürk’ün adını kullanarak kendisinin de cumhuriyetçi olduğu mesajını vermeye çalışmıştı. Erdoğan bu konuşmasında Atatürk’ün sadece “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” sözünü sahiplenmişti. Ben de bunu yazmıştım.
Oysa benim de dikkatimden kaçan bir nokta vardı burada. Tayyip Bey yıllar önce yaptığı bir konuşmada “Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olur muymuş, egemenlik kayısız şartsız Allah’ındır” demişti. Yani Erdoğan, başka konularda olduğu gibi egemenlik konusunda da samimi duygularını söylemedi Erzurum’da.
Sözde demokratlar Tayyip Erdoğan ve AKP’yi şirin göstermek için ellerinden geleni yapıyor. Oysa tüm siyasi hayatı takıyye ile geçen bu zihniyet artık iyice kendini göstermiştir. Halkın uyanışı bu takıyyenin de sonunu getirmek üzeredir.

