Bir şişe bira bu projeyi engelledi

Haberin Devamı

Çamlıca Tepesi’ne yapılması planlanan televizyon kulesi, otel, çarşı ihalesine, tesislerde içki yasağı olacağı için yerli yabancı hiçbir firma teklif veremiyor.

Çamlıca Tepesi’ne ve çevresine Avrupa Yakası’ndan bakıldığında görünen manzara gerçekten korkunç. Çünkü zamanında sadece TRT yayınlarını aktarması için yapılan anten kulesi, özel televizyonların ortaya çıkmasıyla yetersiz kalınca, tüm bölge bir anten alanına döndü.

Yerli yersiz herkese bu bölgeye anten koyma izni verilince ortaya müthiş bir görüntü kirliliği çıktı. Sadece görüntü kirliliği de değil, asıl sorun sağlık ve hizmet alma alanında da kendini gösterdi.

Çünkü çok sayıda antenin yaydığı elektromanyetik dalgalar, bilim adamlarının da saptamalarına göre insan sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor. Bunun yanı sıra, 1.000 metre çaplı o bölgede oturanların çoğu cep telefonlarını kullanamıyor ve TV yayınlarını izlemekte sıkıntı çekiyor.

Sonunda bu kirliliğin ve sağlıksız durumun ortadan kalkması için, Çamlıca’nın tepesine tek bir anten dikilmesine karar verildi. Sadece antenle sınırlı kalmaması, İstanbul ekonomisine de katkısı olması için pratik bir çözüm de bulundu. Buna göre Çamlıca’nın tepesine dikilecek anten kulesinin aynı zamanda, otel, lokantalar, eğlence merkezleri ve alışveriş merkezi olarak da hizmet vermesi kararlaştırıldı.

Bu proje ilk ortaya atıldığında bir dönem önemli televizyon kanallarında imzası olan, yayıncılık konusunda ileri adımlar atmayı başaran Dr. Sabri Demirdöğen ile karşılaşmıştım. O tarihte bana “Nihayet rüyam gerçekleşecek” demişti. Rüyası şuydu: “Bu görüntü kirliliğine ve sağlıksız ortama neden olan antenlerle çok mücadele etmişti. Hatta ilk önce kendi yayınlarının antenlerini kaldırmayı bile teklif etmişti. Amacı Çamlıca’ya dev bir verici koymak ve tüm yayınları buradan vermekti. Ama sonuç alamıyordu. Şimdi ise konu nihayet gündeme gelmişti, İstanbul kurtulacaktı.”

Sabri Demirdöğen’e geçen hafta yine rastladım. Aklıma bu proje geldi. Bir sordum bin ah işittim desem yalan olmaz.

Demirdöğen çantasında taşıdığı Çamlıca projesini çıkarttı. Tüm projeyi hazırlamış, maliyeti çıkarmış, ekonomik verimini de rapor haline getirmiş. Ama ihaleye girmekten vazgeçmiş.

Demirdöğen “Yurt dışından ortaklar buldum, devletten ya da belediyeden tek kuruş almadan bu tesisi çok hızlı biçimde bitirme gücümüz vardı. Ama vazgeçtim. Sadece ben değil bu projeye ilgi duyan yerli yabancı herkes vazgeçti ya da kendini beklemeye aldı” dedi.

Nedeni basit: Hazırlanan şartnamede, Çamlıca Tepesi’ne içinde otel, lokantalar, eğlence yerleri ve alışveriş merkezi olacak bir kule yapılması istenmiş, ama “düşük dereceli de olsa bira dahil alkollü içki bulundurulamaz ve satılamaz” şartı konmuş.

Demirdöğen “Bir turizm tesisi kuruyorsunuz. Bunu yabancı ortaklara anlatmak mümkün değil. İktidar, söylediğinin aksine, Türkiye’de yeni bir yaşam biçimi oluşturmak istiyor ve bu yolda fütursuzca yürüyor” dedi.

Demirdöğen projelerini hayata geçirmek için sonunda siyasete atılmaya karar verdiğini de söyledi. CHP’den adaylık için başvurmuş. “Türkiye’ye yeni eserler kazandırmak için belli ki siyasetin içinde ve iktidarda olmak gerekiyor” diyor.

*****

Cumhurbaşkanı ikinci kez aday olmak isterse kim aday gösterecek

AKP’nin sisteme sanki bıçak sokar gibi getirmek istediği Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi konusu aceleye getirildiği için yanında pek çok da sorun taşıyor. Bunlardan aklıma takılanlardan biri şöyle. Yeni değişikliğe göre cumhurbaşkanı adayları 20 milletvekilinin imzası ile gösterilecek. Ayrıca bir önceki seçimde toplam yüzde 10 oy alan partiler de ortak aday gösterebilecek.

Bir kere demek ki eğer anayasa değişikliği hayata geçirilebilirse, cumhurbaşkanı adaylarını bu meclisin üyeleri belirleyecek. Ama merak ettiğim soru şu: Diyelim ki bir isim aday gösterildi ve seçildi. 5 yıl sonra görev süresi bitecek. Tekrar aday olabilmek için yine 20 milletvekiline ihtiyacı olacak. Bu durumda seçilince partisinden istifa edecek olan Cumhurbaşkanı tekrar politikanın içine çekilmiş olmayacak mı?

*****

ANAVATAN’ın durumu

DYP’den sonra ANAVATAN da önümüzdeki hafta içinde kendini feshetmiş olacak ve DP’ye katılacak. Ancak 2 günlük ömrü kalan bir parti nedense Türkiye’nin geleceği ile oynama hakkını buluyor kendinde.

Güya “Cumhurbaşkanı’nı halk seçsin önerisi bizimdi, şimdi arkasında durmamız gerek” fikrinden yola çıkarak AKP’nin istediğini yaptılar. Üstelik AKP’nin “Referandumu öne çekmeyeceğiz” sözüne de kandıkları ortaya çıktı. AKP’nin Türkiye’den adeta intikam alma planının parçası oldular.

Bu arada DP’nin de başkanı olacağı ileri sürülen Mehmet Ağar’ın yaptığını anlamak da zor. Kendisi ve iki üyesi oylamalara katılmıyor. İki gün sonra başkanı olacağı ANAP’lı milletvekilleri ise tam kadro mecliste. Aralarında ne konuştular, nasıl bir siyasette karar kıldılar belli değil.

Dün Mumcu’nun canlı yayında yaptığı konuşmadan sonra da zaten “sağda birlik yürümeyecek galiba” demek yanlış olmaz.

DİĞER YENİ YAZILAR