Ankara’nın siyasi havasını çok iyi koklayan, istihbaratçılık yanı da ağır basan bir eski siyasetçi perşembe günü telefonla aradı. Giriş cümlelerine bile başvurmadan öyle bir konuya daldı ki, bir anda ağzım açık kaldı. Bu konuşmayı size de aktarmak istiyorum.
- İnanılmaz şeyler olacak.
- Bunu tahmin etmek için falcılık yapmaya gerek yok ki.
- Öyle deme, insanın aklını durduracak gelişmeler oluyor.
- Ne gibi?
- Apo ile pazarlığı duydun mu?
- Duymadım da, bazı söylentiler geliyor.
- Ne gibi söylentiler?
- İşte ne bileyim, Apo sağa sola talimatlar falan gönderiyormuş.
- Onlar bir şey değil, bambaşka bir şey oluyor.
- Ne oluyor?
- Bir parti Apo’ya mesaj yollamış.
- DTP mi?
- Canım DTP olsa bunun haber değeri olur mu?
- Başka kim olabilir?
- Sen bulacaksın onu da.
- Bilmece çözdürme, Apo’ya ne mesajı gönderilir ki?
- Güneydoğu’da seçime katılmayın, bizi destekleyin.
- Yok canım.
- Evet aynen böyle.
- Hangi parti bu.
- Onu söyleyemem.
- Neden?
- Yazarsın, başın derde girer.
- ??????
- Apo’ya deniyor ki, seçim için aldığın karardan vazgeç.
- Hangi karar?
- Güneydoğu’da bazı Kürt isimler seçime bağımsız katılacaklar.
- DTP girmeyecek mi?
- Girmeyebilir, çünkü baraj sorunu var, ama bağımsızlarla bu sorunu aşabilirler.
- Seçilebilirler mi?
- Çok rahat. Hem de 30’u garanti gibi.
- Bağımsızı seçmek zor değil mi, hani oylar dağılır falan.
- Hepsi konuşulmuş. Diyarbakır dışındaki illerde ikişer aday konacak.
- Oylar nasıl bölünecek?
- Ondan basit ne var, kadınlar bir adaya erkekler bir adaya.
- Diyabakır’da nasıl olacak?
- Orada 4 aday çıkacak.
- Oyları nasıl verecekler?
- Yine kadınlar erkekler, ama biraz daha farklı.
- Nasıl farklı?
- Kadınların 30 yaş altı bir adaya, 30 yaş üstü diğer adaya, erkeklerde de aynı.
- Güzel numara ama sonuç alınamaz.
- Nedenmiş o?
- Sadece 30 altı yaş kadınları oy kullanır da ondan.
- Sende mi magazinleşiyorsun?
- Güldük canım ne var bunda?
- İşte Apo’ya bu plandan vazgeçmesi için mesaj gitmiş.
- Bu adaylar mesajı gönderen partiden mi aday olacak?
- Sıkıntı orada zaten, adı çok bilinen isimler aday olursa bu parti işin altından kalkamaz.
- O zaman ne olacak?
- Kürt olan ama adı çok öne çıkmamış isimler listeye konsun isteniyor.
- Apo buna razı gelecek mi?
- Henüz değil ama buna yatabilir.
- Neden?
- Çünkü Apo bağımsız hareketini çok da desteklemiyor.
- Niye desteklemesin?
- Meclise 30 Kürt milletvekili girerse Apo’nun liderliği de tartışma yaratır.
- Orası öyle.
- Bu nedenle daha ılımlı isimler üzerinde duruluyor.
- Ne zaman gitmiş bu teklif?
- İki hafta önce.
- Kimler aracılığı ile?
- Avukatları, ama konuşmalar bu kadar açık değil, şifreli konuşmuşlar.
- Birileri de bunu çözmüş mü?
- Şüphen mi var?
- Gerçekleşeceğine inanmak güç.
- Bak, bu işin içinde AKP de var.
- Nasıl yani?
- Onlar da bunu destekliyor.
- Neden desteklesin?
- Çünkü ilk seçimde tek başlarına iktidar olamayacaklarını tahmin ediyorlar, şimdiden yanlarına bir koalisyon ortağı arıyorlar.
- Bunu kamuoyuna anlatmak mümkün mü?
- Seçim bitince, bunu planlayanların beklediği tablo ortaya çıkarsa hiç merak etme herkesi ikna edecek yöntemler bulunur.
- Bunu iyice düşünüp tartmak gerek.
Yabancının Bodrum’da ev alması
Tayyip Bey esip gürleyerek yabancıların Türkiye’de mülk edinmesine yönelik eleştirilere cevap verdi.
Tayyip Bey bu eleştirileri pekiştirmek için “Yabancı biri gelip Bodrum’da ev alırsa ne olur, vatanı mı satmış oluruz?” diye sordu. Elbette aklı başında kimsenin buna itirazı olmaz. Yabancılara mülk satışı konusu bu tür bireysel girişimler için söylenmiyor zaten. O ayrı bir konu.
Ama çoğumuzun dikkatinden kaçan bir şey var. Yabacılara mülk satışına karşı çıkanlar da bu noktayı dikkatten kaçırıyorlar bence.
Yabancılara kaç mülk satıldığını bilmiyorum. Ama onbinlerce mülkün yabancılara ipotekli olduğunu biliyorum.
Nasıl mı? Hesap çok basit. Bugün büyük kitlelere hizmet veren bankaların çoğu yabancıların elinde.
Onbinlerce hatta yüzbinlerce Türk vatandaşı bu bankalardan çeşitli amaçlarla kredi kullanıyor. Bu kredilerin karşılığında da genellikle arsa, bina ya da ev tapuları ipotek ediliyor.
Şu anda tamamı yabancı olan bir bankanın kaç ipoteği elinde tuttuğunu biliyor musunuz? Belki bu sayı satılmış olan mülklerden bile fazladır. Pratikte geçerli olmayabilir ama teorik olarak şunu söyleyebiliriz: “Yabancı bankalar bir gün karar verip bütün kredileri geri isterlerse ellerinde inanılmaz boyutta bir tapu hazinesi oluşur.”
Aynı şekilde kredi kartları nedeniyle de hemen hepimiz yabancılara borçlu durumdayız. Tuhaf bir durum değil mi? Global olduk ya.
İhanet mi?
Tayyip Bey ihanet tanımına yine bir unsur daha soktu. O’na göre MGK’da konuşulanları sızdırmak vatana ihanet. Başbakan Genelkurmay Başanı’nın videolu gösterim yapacağı bilgisinin öğrenilmesine çok öfkelenmiş. Oysa MGK’da konuşulanları alenen yayınlamak vatana ihanet değil sadece suç. Bunun da cezası var. Şimdi insan ister istemez merak ediyor. Tayyip Bey bu kadar kızdığına göre, acaba bu kez içeride kendisini sıkıntıya sokacak şeyler mi konuşuldu da “Sızdırmak ihanettir” diyerek önlem almaya çalışıyor.
Servis terörü
İstanbul trafiğini özellikle iş saatlerinde felç eden unsurlardan biri de büyük şirketlerin personellerini taşıyan servis araçları. Kent merkezindeki yüzlerce büyük binanın önü akşam saatlerinde çoğu kez iki sıra oluşturarak park ediyor ve yolcularının gelişini bekliyor.
Trafikçiler de çaresizlik içinde bu servis araçlarının biran önce kalkıp gitmesi için kan ter içinde kalıyor.
Böyle bir manzarayı dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde göremezsiniz. Çünkü birincisi oralarda toplu taşıma araçları yeterli olduğu için bu tür servislere pek ihtiyaç duyulmaz, ikincisi eğer varsa bu servis araçlar genel trafiği etkileyecek biçimde asla caddelere park edemezler.
Bizde ikisi de yok. Toplu taşıma araçları yetersiz olduğu gibi servis araçlarının duracağı yer de yok. O dev binaları yapanlar servis araçlarının duracağı bir yer yapmaktan kaçınıyorlar, belediyeler de buna göz yumuyor, olan milyonlarca İstanbulluya oluyor.
Bir de bu araçların gündüz saatlerinde yarattığı kaos var, o da başka yazıya.

