Bir ‘demet’ Temel fıkrası

Haberin Devamı

Pazar günleri yer verdiğim fıkralar, komik olaylar, kıssadan hisse çıkarabileceğimiz hikâyeler için çok olumlu tepkiler alıyorum. Tüm haftanın yoğun temposunu üzerimizden atmamıza, biraz olsun nefes almamıza yardımcı oluyor pazar yazıları. Bu hafta çok değerli okurum Demet Erel’den gelen Temel fıkralarını sizlere aktarıyorum. Keyifli pazarlar...

Yunus balığı

Temel ölmüş. Öteki dünyada görevliler listeye bakmış ve Temel’e: “Ya, senin adın listede yok sen bugün ölmeyecektin yanlışlıkla ölmüşsün. Seni tekrar dünyaya göndereceğiz. Ama kurallara göre insan olarak gönderilemezsin. Ancak istediğin bir hayvan olarak dünyaya gönderileceksin. Ne olmak istersin?” Temel biraz düşündükten sonra: “Yunus balığı olayım” demiş. Ve anında yunus balığı olarak dünyaya ışınlanmış. Aradan 3 dakika geçmeden Temel tekrar öteki dünyaya dönmüş. Görevli sormuş: “Ne oldu ya? Biz seni şimdi gönderdik niye geldin?” Temel masum bir şekilde cevaplamış: “Yüzme bilmiyordum, boğuldum!”

Geyik nasıl taşınır?

Temel ile Dursun bir gün ava gitmişler. İri bir geyik avlayıp geri dönerlerken çok ağır olan geyiği birer boynuzundan beraberce tutarak köylerine doğru yola koyulmuşlar. Köye beş yüz metre kala köyün yaşlılarından biri ile karşılaşmışlar. Adam geyiği görüp Temel ile Dursun’u tebrik ettikten sonra geyiği böyle taşımaları halinde etinin sertleşeceğini söyleyerek kuyruğundan çekerek taşımalarını önermiş. Temel ile Dursun da kuyruğundan çekerek taşımaya başlamışlar. Bir süre sonra çok yorulmuşlar ve Dursun Temel’e dönüp şöyle demiş: “Ula Temel biz yine eskisi gibi taşısak iyi olur. Baksana köyden epeyce uzaklaştık...”

Gece burdayız

İki Karadenizli uçağa binmiş. Uçak havalandıktan sonra uçağın motorlarından biri bozulmuş. Pilot anons etmiş: “Uçağımızın bir motoru bozulmuştur. Telaşa gerek yoktur.” Aradan çok geçmeden ikinci motor da bozulmuş. Pilot anons etmiş: “Uçağın ikinci motoru da bozuldu...” Temel Dursun’a dönmüş: “Tursun desene geceyi burda geçireceğiz.”

2 kere 2

İlkokulda öğretmen Temel’e sormuş. “İki kere iki...” Temel düşünmüş ve cevap vermiş: “10!” Öğretmen kızmış: “Oğlum iki kere iki dört, bilemedin beş eder nerden on edecek!”

O Afrika’da...

Temel bir gün dertli dertli içiyormuş meyhanede. “Ne bu hal” demiş Dursun. “Boşver” demiş Temel de. Dursun ısrar etmiş “Biz arkadaş değil miyiz?” diyerek. Temel dayanamamış: “Ama kimseye anlatma.. Hani ben bir zaman Afrika’ya gitmiştim ayı avlamaya?” Dursun “Hatırladım bayağı da dönmemiştin” demiş... Temel devam etmiş anlatmaya: “Günler sonra buldum en sonunda avlayacak bir ayı ama tam ateş edecekken tüfek bozuldu. Ben de kaçarken uçurumdan aşağı düştüm.” Dursun heyecanla “Eeeee” demiş, “Sonra...” Temel sürdürmüş: “Her tarafım kan revan içinde, komaya girmişim. Sonra ayı beni yuvasına götürdü. Yaralarımı yaladı, balla, sütle besledi beni, iyileştikten sonra da bana tecavüz etti aylarca” demiş. “Buna mı üzülüyorsun, takma kafanı yaa bak bu kadar zaman geçti. Çoluk çocuğa karıştın, mutlu bir hayatın var” demiş Durmuş. Temel: “Bu da hayat mı be birader... O Afrika’da ben burda..”

2 tüp geçit

İstanbul’a tüp geçit yapılması için ihale açılmış. Amerika, Japonya içinde olduğu bir sürü ülke teklif vermiş, 10 milyar, 20 milyar dolar... Bizim Temel’le Dursun ise 10 bin dolarlık bir teklif getirmişler. Komisyon gitmiş Trabzon’a Temel’le Dursun’u görmeye. Demişler ki, “İhaleyi size vereceğiz, anlatın bakalım projenizi?” Temel başlamış anlatmaya: “Ben gidicem Anadolu yakasına başlıycam denizin altından kazmaya, İdris de gidecek Avrupa yakasından kazacak. Denizin altında ortada buluşucaz.” Yetkililer sormuş: “Peki ya hiç buluşamazsanız ne olcak?” Bu sefer de İdris atılmış: “O zaman bir tüp geçit fiyatına iki tüp geçit yaptırmış olacaksınız...”

Şoförsüz gidiyor

Temel ile Dursun iki katlı otobüsle seyahat ediyorlarmış. Üst kattaki Temel bir ara cep telefonunu çıkarmış ve alt kattaki Dursun’u aramış: “Tursun, orada durum nasıl?” Dursun: “Hüç... Bizim şoför uyumuş, otobüs öylece gidiyor” demiş. Temel böbürlenerek yanıtlamış: “O da bir şey mi? Bizim katta hiç şoför yok. Otobüs şoförsüz gidiyor.”

*****

Midye ayıklanmaz

Bu hafta gelen okur mesajlarından biri çok ilginçti. Hem güldüm hem şaşırdım. Çünkü ismi bende saklı bu okurum diyor ki: “Üsküdar’da denizden çıkardığım midyeleri kıyıda ayıklıyordum, belediye zabıtası geldi ve midye ayıklamanın yasak olduğunu söyleyerek ceza kesti.”

Tabii okurum midyeleri nerede ayıkladığını söylemiyor, sadece şunu belirtiyor “Memurlara midye çıkaran ve ayıklayan başka insanlar olduğunu söyleyerek gösterdim, ama onlar cezayı bana kesmeye kalktılar.”

Demek ki, oralarda birileri daha midye ayıklıyormuş. Peki belediye zabıtası niye böyle bir uygulama yaptı? Belki de okurum etrafı kirletiyordu. Kabukları etrafa saçıyordu. Mesajda bunlar da yok, ama adam da durup dururken bunu şikâyet etmez ya. Dedim ya hem komik hem şaşırtıcı bir durum.

*****

Patates bahçesi

Bu pazar çok hoşuma giden, mail grupları arasında da çok dolaşan bir hikâyeyi yazmak istiyorum. En çaresiz zamanlarda bile insan zekâsının nelerin üstesinden gelebileceğini hatırlamakta fayda var. İşte o hikâye:

Nebraska’da yaşlı bir adam yaşıyordu. Patates ekmek için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, fakat bu o yaştaki biri için çok zor bir işti. Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi fakat o da hapisteydi. Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve durumunu anlattı:

“Sevgili David,

Patates bahçemi belleyemeyeceğimden kendimi çok kötü hissediyorum. Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin.

Sevgiler, Baban.”

Yaşlı adam birkaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı:

“Babacığım, sakın bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm!

Sevgiler, David”

Ertesi gün sabaha karşı FBI ve yerel polis çıka geldi ve tüm sahayı kazdı ama herhengi bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler. Aynı gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.

“Babacığım, Şimdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım.

Sevgiler, David.”

*****


İşi olmayan sınıfa giremez, içeride yeterince işsiz var zaten!

DİĞER YENİ YAZILAR