Bir an kendimi 1989’da zannettim

Haberin Devamı

CHP şaşırtıcı biçimde ikinci kez bir etkinliğine davet etti. Artık bilemiyorum Aydın Ayaydın mı bir jest yaptı, yoksa gerçekten Genel Başkan mı söyledi, pazar günümü CHP’nin İstanbul 3. Bölge turunda geçirdim.

Önce Beylikdüzü’ndeki Ramada Otel’de kahvaltıyla başladık güne. Kılıçdaroğlu bölgedeki sanayici ve iş adamlarını davet etmişti kahvaltıya. Önce kalabalığa şaşırdım. Hepsi paralı pullu adamlar güneşli bir pazar sabahını muhalefete ayırmıştı. Demek ki “korku bulutları” biraz dağılıyor.

Kılıçdaroğlu çok güzel bir konuşma yaptı. Ama daha da güzeli, sorulan her soruya cevap vermesiydi. Birlikte oturduğumuz Serpil Yılmaz ve Vahap Munyar pazartesi günü bu konuşmayı çok güzel yazdılar.

Ardından bindik otobüse ve başladık tura. Büyükçekmece, Beylikdüzü, Esenyurt, Küçük Çekmece, Halkalı ve Bağcılar.

Gezdiğimiz yerlerdeki CHP örgütleri iyi hazırlanmışlar bu tura. Her taraf afiş ve bayraklarla süslü. Belli yerlerde de kalabalıklar.

Ama asıl önemli olan, Kılıçdaroğlu’nun mahallelerinden geçeceğinden pek haberi olmayan vatandaşların tepkileriydi.

15-20 katlı binaların üst katlarında oturanlar bile yarı bellerine kadar ellerinde bayraklarla sarkıp CHP Genel Başkanı’na el sallamaya çalışıyordu.

Bu tür gezilerde kalabalıkların çokluğuna bakmam. Yüzlere bakarım, gözlere bakarım. Samimiyet ve davranışlarını gözlemeye çalışırım.

Pazar günü gördüğüm kalabalıklar, sevgi ve samimiyet doluydu. Kılıçdaroğlu’nu yürekten alkışlıyor, gözleriyle öfkelerini dile getiriyor ve “kurtaracaksın değil mi bizi bunların elinden” derken o heyecanı çekinmeden ortaya koyuyordu.

Bu manzarayı izlerken gözümün önünden 1989 yılı geçti bir anda.

Seçime birkaç gün kala Bedrettin Dalan böyle bir otobüs turuna davet etmişti. Yine en ön koltukta oturup halkın davranışını izlemiştim. Gazeteye döndüğümde yazı işleri masasında birkaç arkadaşım ve o zamanki Sabah için kamuoyu araştırması yapan PİAR’ın yöneticileri Bülent Tanla ve Temel Aksoy vardı.

“Biliyor musunuz?” demiştim “Dalan’la gezdim, ama bir gariplik var. Halk Dalan’a buz gibi bakıyor, gözlerde bir ışıldama yok, tepki yok. Dalan el sallarsa onlar da sallıyor, hepsi bu. Galiba seçimi Sözen kazanacak.”

O tarihte PİAR Dalan’ın seçimi yüzde 60’la kazanacağı sonucunu bulmuştu kamuoyu araştırmalarında. Temel Aksoy başını bana çevirip çok küçümseyici bir ifadeyle “Lütfen burada ciddi bir iş yapıyoruz, bu fikirleri kendine sakla” dedi. İçime oturmuştu o söz. Hiçbir şey söylemedim başka.

Birkaç gün sonra seçim oldu. Yüzde 60 alacağı söylenen Dalan Sözen karşısında hezimete uğramıştı.

Neden aklıma 1989 geldi bir anda. Çünkü şimdi AKP için yüzde 50’lerden söz ediyor araştırmacılar. Ama sokakta gördüğüm halk, o bakışlar, o ifade durumun hiç de böyle olmadığını gösteriyor.

Söylenecek fazla söz yok. Şunun şurasında 20 gün sonra seçim var.

*****


Vecdi Gönül siz bakan mısınız?

Tamam, seçimlere çok az zaman kaldı, herkes seçim ve seçilme telaşında. Bu nedenle bakanlar dahil birçok kişi sadece seçim için çalışıyor ve asli işlerine çok fazla bakamıyor.

Ama bu “sanki hiç yokmuş” gibi davranmanın gerekçesi olamaz herhalde.

Örneğin, zaten normal günlerde bile pek ortalarda olmayan Milli Savunma Bakanı nerede?

Niye merak ediyorum? Çıkarılan bir kanunla 12 Mart’tan bu yana ordu ile ilişkisi kesilen subay ve astsubaylara hakları geri veriliyor.

Ancak AKP’nin ince bir oyunu ile bu haktan sadece “irtica nedeniyle ordudan atılanlar” yararlanabiliyor. Özellikle “solcu oldukları için ordudan atılanlar” bu kapsam dışında tutuldu.

Bu konuda birçok başvuru yapılıyor ama Savunma Bakanlığı’nın sanki bu olayla hiçbir ilgisi yok.

Gerçi ortada başka bir durum daha var. Belli ki haklarını arayanlar ülkede bir Milli Savunma Bakanı olmadığını bildiklerinden olacak, bakanlığa gitmek yerine AKP’li Bekir Bozdağ’ın kapısını aşındırıyor, ondan medet umuyor.

Bunun bile Milli Savunma Bakanlığı koltuğunu işgal eden Vecdi Gönül’ü rahatsız etmesi gerek. Oysa Bakan Bey tınmıyor bile.


***


CHP’nin çılgın projesi eğitimle ilgiliymiş. “Proje” denildiğinde akla ilk gelenin “rant” olduğu bir devirde, CHP’nin insana yatırımı hedeflemesi gerçektençılgınlık! (Gani Yıldız)

*****


Bu da mantıkmış

Kürt açılımı diyen ama ortaya hiçbir şey koymadığı için çözüm de bulamayan AKP.

İmralı’daki terör lideriyle pazarlık yapan AKP.

Anayasa’da “Türklük tanımının değişmesi gerektiğini” söyleyen AKP.

Bu konuda İmralı’daki örgüt liderine söz veren AKP.

Her gece ekranlarda Kürt milliyetçiliği propagandası yapanlar AKP’li.

Kepenk indirilmesine karşı devlet otoritesi gösteremeyen AKP.

Sokaklardaki şiddeti önleyemeyen AKP.

Ama CHP Güneydoğu’ya gidince “Gördünüz mü BDP CHP işbirliği var” diye manşetler attıran da AKP.

AKP Kürt sorununun çözülmesini mi istiyor, yoksa sadece bu konunun rantını elde etmek için bir oyun mu oynuyor?

AKP’nin bir karar vermesi gerek. Kürt halkı ve siyasi uzantısı BDP meşru mu değil mi?

Eğer meşru değilse devlet otoritesini neden ortaya koyamıyor?

Yok eğer meşruysa, kendisinden başkaları bölge halkı ile yakınlık kurduğunda neden bir vebalıdan söz eder gibi “İşbirliği içindeler” diye kötülemeye kalkışıyorlar.

DİĞER YENİ YAZILAR