Cumartesi günü “İddia: Kaset AKP’deydi” başlıklı yazım hayli ilgi çekti. Zübeyir Kındıra‘nın “Kemal” kitabından yaptığım alıntıya şu ana kadar Deniz Baykal’dan veya iktidar kanadından bir açıklama, düzeltme veya yalanlama gelmedi.
Kitabın yazarı Zübeyir Kındıra ile de konuştum. Kendisine yönelik bir açıklama veya yalanlama gelip gelmediğini sordum. Ona da gelmemiş. Ayrıca “Kimse yalanlayamaz zaten, çünkü bilgilerim çok sağlam, yalanlayan olursa başka noktaları da açıklarım hemen” dedi.
Bu arada anladığım kadarıyla Kındıra’nın “kaset olayındaki aracı” olarak adını vermeden söylediği kişi herkesin hemen tanıyacağı biçimde tanımlanmış. Şimdi gerçeği söylemek istiyorum. Evet, isim herkesin tanıdığı bir merhuma ait. Ama Başbakanlık özel kaleminde çalışan bir kişinin da adı soyadı aynı.
Gelelim kasetin neden servis edildiğine.
Kındıra kitabında diyor ki “Aslında kaset 2007 seçimlerinden önce AKP’nin elindeydi. Tayyip Erdoğan’ın bilgisi vardı. Ama o sıradaki anketler AKP’nin zaten tek başına iktidar olacağını gösteriyordu, bu nedenle kasetin daha uygun zamanda kullanılmasına karar verildi.”
Bu satırları okuyan bazı okurlar “O halde kaset neden seçimden önce değil de, CHP Kurultay’ın önce gündeme getirildi, burada mantıksızlık yok mu?” diye sordular.
Mantıken haklılar ama gerçek farklı. Benim yorumum şu: AKP özellikle Kürt açılımı nedeniyle hızla oy kaybettiğini görüyor. Seçimlere kadar bu düşüş tek başına iktidar olma ihtimalini ortadan kaldırabilir. Bu durumda kaset seçimden önce ortaya çıksa bile beklenen etkiyi yapmayabilir.
Oysa Kurultay öncesi bu kasetin açığa çıkması ile ortaya iki durum çıkar. Birincisi Baykal istifa etmez, ama itibarı çok düşer, partideki desteği azalır. İkincisi Baykal istifa eder yeni Genel Başkanlık için kavga çıkar ve CHP’den ayrılmalar olabilir.
Yani her iki durumda da CHP’nin bölünmesi kaçınılmaz olarak tahmin ediliyor. AKP, bölünme sonrası solda oluşacak yeni partiyle koalisyon ortağı olabileceğini de hesaplamış olabiliri.
Ancak hepimizin bildiği gibi olaylar hiç de böyle gelişmedi. CHP’de bölüme bekleyenlerin tersine, kamuoyunun da baskısıyla parti bütünleştiği gibi arkasına rüzgâr da aldı.
İktidar artık kaset olayını çözmek zorunda
Başlıkta artık diyerek iktidara bir parça avans vermeyi düşündüm. Çünkü normal koşullarda zaten iktidarın elindeki bütün gücü kullanarak Deniz Baykal aleyhine düzenlenen komployu ortaya çıkarması gerekiyordu. Nedene bugüne kadar yapmadılar.
Ancak bu andan ibaren durum farklı. Henüz yalanlanmayan iddiaya göre Baykal kaseti AKP’ye pazarlandı. Başbakan’ın durumdan haberi vardı.
Demek ki artık kaset olayını çözmek AKP’nin de namusu haline geldi. Kuru bir yalanlama ile konu geçiştirilemez. AKP teknolojik olanakların denetiminden de sorumlu üstelik elinde her türlü güç de var.
Kasetin kim ya da kimler tarafından servis edildiği mutlaka ortaya çıkarılmalıdır.
Raportörün raporu
Anayasa Mahkemesi önümüzdeki günlerde siyasetin de kaderini çizecek çok nemli bir kararı almak üzere. İktidarın yargıyı da tamamen ele geçirme planı ya durdurulacak ya da Türkiye sonu belirsiz bir karanlığa adımını atacak.
Bu aşamada Anayasa Mahkemesi raportörleri başvurunun reddini isteyen bir rapor hazırladılar. Gerekçe olarak yasalaşma sürecinin henüz tamamlanmadığı ileri sürülüyor. Yani rapora göre mahkeme ancak halkoylamasından sonra konuyu inceleyebilir.
Bu gerekçe bana mantıklı gelmedi. Çünkü sonuçta yasama meclisi bir karar vermiş ve Cumhurbaşkanı da bunu onaylamıştır. O halde Anayasa Mahkemesi başvuruyu buna dayanarak reddedemez.
İnceleme biçimi konusundaki hukuki tartışmalara ise girmek istemiyorum. AKP ve yandaşları dışındaki bütün anayasa uzmanları mahkemenin yürütmeyi durdurabileceğini söylüyor zaten. Karar Anayasa Mahkemesi’nin artık.
Bunun neresi kahramanlık?
İsrail’le yapılan “gizli toplantıyı” tekrar gündeme getirmek istiyorum. Bu konuyu hiç yazmadım, ama iki ayrı televizyonda görüşlerimi belirttim. Bugün de kayda geçmesi için sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu İsrailli Bakan Eliezer’le Brüksel’de gizlice bir araya geldi. Haberin İsrail basınına sızması üzerine olay açığa çıktı.
Dışişleri Bakanı gizli görüşmeyi doğrulamak zorunda kaldı.
AKP yandaşı medya ise bu görüşmeyi adeta bir kahramanlık havası içinde sunmaya çalıştı. Şartlarımızı İsrail’in önüne koyduğumuz söylendi. Görüşme talebinin İsrail’den olduğunun altı kalın çizgiyle çizilerek “ayağımıza geldiler” havrası yaratıldı. Neredeyse ikinci “one minute” vakası yaşamış gibi olduk.
Oysa bu gerçek değil. Bana göre bu gizli görüşme çok büyük bir skandaldır. Haklıyken haksız konuma düşmektir.
Çünkü Türkiye, İsrail’e tepkisini açıkça dile getirdi. Başbakan, İsrail’e diplomatik sınırları aşan ifadelerle ağır sözler söyledi. Taleplerimizi hiç gizlemeden dünyanın önünde açıkladık.
Elbette devletlerarası ilişkilerde gizli görüşmeler de yapılabilir. Ama bu durumda asla. Çok haklı olduğunuz bir olayda ilk teması neden gizli yapasınız ki? Tam tersine eğer İsrail gizlilik istiyorsa bunu sizin ifşa etmeniz bile daha doğru olurdu.
İsveç’le fark
Okurlarımdan birinden gelen mesajı sizlerle de paylaşmak istedim. Bakın ne yazmış:
Tanınmış üniversitelerimizden birisinin merhum rektörü evinin bahçesinde dostlarını ağırlıyordu. Davetlilerden birisi İsveç’teki bir üniversiteden bir profesör idi. Masada bir İsveçli olunca sohbet ister istemez İsveç üzerine odaklandı. Davetlilerden birisi “İsveç, İsveç diyorsunuz, o kadar büyütmeyiniz, otomobilse otomobil biz de yapıyoruz, aramızda ne fark var ki” demek gafletinde bulundu İsveçli profesörün beraberinde getirdiği olan aynı kürsüde görev yapan Türk profesöre.
Türk profesör gayet sakin “Size aramızdaki farkı anlatmak çok uzun sürer, yalnızca bir iki örnek vereyim” diye yanıtladı bu soruyu.
İsveç’te Başbakan işine bisikletine binerek gider. Önünde arkasında eskort filan yoktur.
Kent dışında örneğin Konya’da işi varsa kentlerarası otobüslerden birisini kullanır.
Bundan gazetecilerin bile haberi olmaz. İşte aramızdaki fark budur. (Engin Saldamlı)
Seçim için geri sayım başladı.
Politikacılarımız yatırımlara devam ediyor. Günlerdir “siperden birinci parti olarak çıkma
çabalarını” izliyoruz. (Gani Yıldız)

