Beğenmediğiniz Demirel Tural’ı görevden almıştı

Haberin Devamı

Önce canımı gerçekten sıkan şeyi yazayım; okumaya başladığınız bu yazıyı Erdoğan’ın “ben başkaları gibi gitmem” dediği sırada yazmak üzere notumu almıştım.

Ama önceki gün ne göreyim, Milliyet’in manşetinde Güneri Cıvaoğlu’nun aynı yöndeki yazısı yok mu?

Hem kıskandım hem de canım sıkıldı. Gerçi ben Demirel’le konuşmadan yazacaktım, çünkü bu bir tarihi gerçek, Güneri Cıvaoğlu, Demirel’le konuşmuş ve onun ağzından yazmış.

Okuyan Milliyet’ten de okudu gerçi de, Vatan okuyan herkes Milliyet okumadığına göre bu önemli saptamayı mutlaka yazmak gerek diye düşünüyorum.

Çünkü bu iktidar ve yandaşları sanki Türkiye’de demokrasi yolunda her adım AKP döneminde atılmış gibi propaganda yapıyor.

12 Eylül misyonu gereği siyasetten, ülke sorunlarından ve bilgiden uzak tutulan gençler de bu propagandaların etkisi altında Türkiye’nin yakın geçmişini yanlış değerlendiriyor.

Yeni nesle göre AKP’den önce bu ülkede kimse demokrasi için mücadele etmedi, herkes asker boyunduruğu altında yaşadı, özgürlükler, hak ve hukuk konusunda kimse ağzını bilie açamadı.

Başbakan da yaratılan bu ikilemden yararlanarak geçmişle ilgili çoğu yanlış ya da çarpıtılmış-abartılmış bilgilerle siyaset yapıyor.

İşte bunların son örneği başta Demirel olmak üzere geçmişte askeri müdahalelerle karşılaşan her siyasetçinin sindiği, şapkasını alıp kaçtığı söylemi.

Evet, Süleyman Demirel 12 Mart’ta muhtırayı alınca hiç tereddüt etmeden istifa etti. Yıllarca Demirel’i bu tavrı yüzünden çok eleştirdik. Oysa Demirel’in haklı olduğu nokta şuydu: Bu istifa ile askeri darbe ortadan kalkmış ve parlamento açık kalabilmişti. Gerçi askerlerin baskısıyla bir geçiş hükümetleri kuruldu ve bu hükümetler Türkiye’nin çok acı günler yaşamasına neden oldu.

Buna karşın o parlamento örneğin “Cumhurbaşkanı seçin” talimatıyla Meclis’e gönderilen Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler’i seçmedi. Koca Paşa, Meclis’te tek başına kaldı ve sonra da kahrından öldü.

Gelelim Tayyip Erdoğan’ın “gereğini yaparım” diyerek Genelkurmay Başkanı’nı görevden alabileceği imasına. Başbakan yapmadığı bir şeyi yapacakmış gibi davranıyor, Demirel ise gelmiş geçmiş en sert Genelkurmay Başkanı olarak bilinen Cemal Tural’ı görevden alıp Yüksek Askeri Şûra üyeliğine getirmiş, bir yıl sonra da emekli etmişti.

O Cemal Tural ki, örneğin canı istediğinde TRT’ye gider brifing alır yayınların nasıl olması gerektiği talimatları verirdi.

Başbakan iktidarın sihriyle herkesin hafızasını yitirdiğini sanıyor. Yanlış. Bu milletin hafızası var. Vefası da..

*****


Türkiye Partisi atakta

Salı günü Abdüllatif Şener’in kurduğu Türkiye Partisi’nin İstanbul İl Başkanı Mehmet Yazar ve il yöneticileriyle yemek yedim. Yaklaşık iki saat boyunca partinin kuruluş amacını ve misyonunu anlattılar.

İl Başkanı Yazar ve arkadaşlarının politik geçmişleri çok eskiye dayanmamakla birlikte CHP ve DSP kökenli hareketlerin içinde yer almışlar.

Birbirlerini daha önceden tanımıyorlar. Ortak yönleri Türkiye’nin yeni ve çağdaş bir siyasi bir partiye ihtiyaç duyduğuna inanmaları. AKP’den istifa ettikten sonra hepsi de sanki söz birliği etmişçesine “Yeni hareketin lideri olmalı, dürüst, eğitimli ve bilgili” diye düşünerek Abdüllatif Şener’in çevresinde buluşmuşlar.

Yazar, İstanbul İl Örgütü olarak sürekli çalıştıklarını, her çevreyle ilişki kurduklarını, misyonlarını anlattıklarını belirterek “İktidar yolunda çok iddialı adımlarla yürüyoruz” dedi.

*****


Aşının tamamı 500 milyon lira

Önceki gün yazdığım “Aşı parasını kim ödeyecek?” başlıklı yazım üzerine Sağlık Bakanlığı’ndan açıklama geldi. Gerçi yazılı açıklamadan önce telefonla haber vererek Hürriyet’ten Eyüp Can’a ayrıntılı açıklamalar yaptıklarını ve o yazıyı da okumamı istediler.

Açıklamanın başında ise beni dava edecekleri iması var. Olabilir, yazdıklarımda bir yanlış varsa yargıya gidebilirler. Bugüne kadar fazla davam olmadı, mahkûmiyetim ise son 15 yılda hiç yok.

Yalnız dikkatimi çeken nokta şu ki; ben bu yazımda ve aynı konudaki diğer yazılarımda Sağlık Bakanlığı’nın önlemlerine karşı çıkmadım tam tersine çok hızlı çalışıkları için onları övdüm bile.

Yazılarımın ana konusu bu önlemler alınmışken Başbakan’ın iki kez aşılar aleyhine konuşmasıydı.

Buradaki garipliğe dikkat çekmeye çalıştım. Çünkü eğer Başbakan aşıya karşı çıkarsa ve üstelik “Amerika’dakiler farklı” derse bu halkın kuşkuya düşmesine neden olur. Gönüllü olarak kimse aşı olmaz. Alınan aşılar heba olur.

Açıklamada benim yaptığım maddi bir hataya çekiliyor. Yazılarımda 23 milyon doz için 500 milyon dolar ödendiğini aşıların tamamının 1 milyar doları bulacağını belirtmiştim.

Oysa doz başına 5.2 euro ödeniyormuş, bu da toplamda 500 milyon liralık bir fatura ödenmesini gerektiriyor.

Ancak bakanlık aşıların partiler halinde alınacağını ve bu paranın belki de tamamının ödenmeyeceğini belirtiyor.

Telefon konuşmasında isteyenin nasıl aşı olacağını da sordum. Şu anda risk grupları aşılanıyormuş, gönüllü aşı olmak isteyenler aralık ayının sonunu bekleyecek. Aşılar devlet sağlık kurumlarında yapılacak ve ücret alınmayacak.

DİĞER YENİ YAZILAR