Bedelliciler iyice azıttı

Haberin Devamı

Üç kuruş paralarına güvenip “Parasını verelim askerlik yapmayalım” diyenler, Başbakan’ın oyununa gelip hayal kırıklığına uğrayınca adeta deliye döndüler.

Aylardır gazete yazarlarını “taciz” ederek “çirkin” bir propaganda yürüten “bedelliciler” hayal kırıklıklarının acısını giderek küstahlaşan ve hakarete varan mesajlarla çıkarmaya çalışıyorlar.

Son iki günde gelen mesajlardan bazı cümleler paylaşmak istiyorum sizlerle. Bu gözü dönmüş paralıların herkese nasıl hakaretler yağdırdığını sizler de öğrenin.

Örneğin en çok kullanılan cümle şu: “Eşlerimizin, çocuklarımızın, ailemizin rızkını paşalara, generallere yedirmeye; paşaların, generallerin saltanatları devam etsin diye onların köleleri olmaya niyetimiz yok.”

Özellikle yurt dışında çalışanlara kafayı takanlar ise “Bedelliyi bu millete açıklayamayız diyenler önce yurt dışındaki vatandaşlarımızın yaptığı bedellinin nasıl yaptırıldığını açıklasınlar millete” diyorlar. Oysa o sistem çok farklı. Hayatını yurt dışında geçiren ve dönme ihtimali az olan insanlara “vatandaşlığının devamı için” tanınmış bir hak bu.

Zamanında bazı zenginler bu yolla çocuklarına bedelli askerlik yaptırmışlar. Ancak şimdi durum çok farklı. İş o kadar sıkı ki hiçbir zengin bu yola başvuramıyor bile.

Bazıları cahillikten olsa gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmekten söz ediyor. Şöyle demiş biri: “Türkiye’ye AİHM’de dava açıp milyonlarca vatandaşımızın mağduriyetlerinin giderilmesi için kanımızın son damlasına kadar savaşacağız.”

Mesajlardan bir diğeri ise tam öfke kusuyor; “Hepinizin Allah belasını versin. İnşallah milyonlarca vatandaşımızı mağdur ettiğiniz, çaresiz bıraktığınız için yüce Rabbim her türlü kötülüğü ve felaketi üzerinize yapsın” diyor.

Tayyip Erdoğan’ı suçlu bulanlar ise hükümetin ordu gölgesinde kaldığını iddia ediyor. Bu noktada genellikle aynı cümle var: “Ordunun gölgesi altında yönetilmekten vazgeçmediği sürece kimse kusura bakmasın bu ülkeden bir cacık olmaz. Sayın Başbakan bir kez daha ülke kaynaklarının Türk Silahlı Kuvvetleri’ne peşkeş çekilmesine ekranları başındaki milyonlarca Türk vatandaşının tanıklığında izin vermiştir.”

Daha ileri giden de var. Örneğin diyor ki biri “Böyle bir ülkenin vatandaşı olmaktan, böyle bir başbakana sahip olmaktan ve böyle bir asker devletinde yaşamaktan utanç duyuyorum.”

Bir de galiba orduda emir eri olduğunu sananlar var. Hatırlatma yapıyorlar: “Başbuğ’a önce emrinde çalıştırdığı onlarca emir erini ülke koruması için göreve ataması gerektiğini hatırlatmak istiyoruz.”

Yine tek tornadan çıkmış gibi gelen mesajlarda şöyle bir daha bölüm var: “AKP hükümetine sesleniyoruz. Bu millet size elinizdeki yetkiyi Genelkurmay Başkanı’nın gölgesinde hareket edin diye vermedi, ülke kaynaklarını Genelkurmay Başkanlığı’nın isteği dogrultusunda israf edin diye görevlendirmedi. Aklınızı başınıza alın bu milletimizin size son uyarısıdır. Sizleri o koltuğa seçenler sizleri o koltuktan indirmesinide çok iyi bilir.”

İster misiniz bedelli isteyenler AKP hükümetini düşürsünler.



*****


Hazin bir ‘araba çekme’ hikâyesi


Sürekli yazdığım bir konu var biliyorsunuz. Özellikle İstanbul’da kurulu “Trafik Vakfı” adlı bir örgüt adeta piyango çeker gibi canının istediği yerden arabaları çekicilere yükleyip götürüyor. Arabası çekilenler, binbir eziyetten sonra çekici parası, park parası ve eğer şansızsalar bir de trafik cezası ödemek zorunda kalıyorlar. Çünkü “insaflı” polislerin çoğu çekici ve park masrafının üzerine ağır olmasın diye ayrıca ceza yazmıyorlar genellikle.

Buradan da belli ki amaç trafik cezası kesmek değil, valinin başkanı olduğu vakfa gelir sağlamak.

Üzerinde durduğum şu: Elbette hatalı park yapan araçlara gereken ceza verilmeli, araçları da çekilmeli. Ama bu adil biçimde yapılmalı. Konu “Şu kadar para getireceksin” talimatı alan polis ekiplerinin insafına kalmamalı. Çekilen araç başka bir araç için açılmış park yeri haline geliyorsa, araç çekmek caydırıcı bir yöntem değil, halkı tuzağa düşürmektir.

Şimdi size güvendiğim bir görgü tanığından dinlediğim “hazin” bir araba çekme macerası anlatacağım:

Cumartesi gecesi. Geceyarısı. Yer Şişli’deki Günay Restoran’ın önü. Hafta sonları programı olan Günay’ın önü çift sıra park etmiş araçlarla dolu. Valeler oradan oraya koşuşturuyor gelen araçları düzene sokmak için.

O sırada bir çekici beliriyor. Bir dolu “park yasağı” tabelasının altındaki araçları çekmek istiyor. İstiyor da ne mümkün. Valeler doluşuyor içinde polis olan çekicinin başına. “Bak” diyorlar polise “İçeride valinin oğlu var.”

Polis direniyor, yolu açmaya kararlı olduğunu söylüyor. Valeler bu kez “Valinin oğlu haber gönderdi, yaka numaranı istiyor, başına iş almadan çekip git” buradan diye üsteliyorlar. Sonuçta araba çekilemiyor tabii. Görevini yapmaya çalışan polis de büyük ihtimalle büyük bir onur kırıklığı ve eziklik içinde “kolay yerden” araba çekmek üzere uzaklaşıyor.

İşte anlatmak istediğim bu! Çekiciler gece ya da gündüz, trafiği engellemeyen ama hata yapan araçları piyango usülü çekip götürüyorlar. Ama iş günleri trafiği sıkıştıran hatalı parklara dokunamıyorlar bile. Hele hatırlı yerlerin önünde çift sıra olanlara hiç yanaşamıyorlar.

Günay’ın önüne cumartesi gecesi belli ki “vazifeşinas” bir memur gitmişti. Eğer Trafik Müdürlüğü samimiyse, bunu bir kampanya halinde yürütür. Gece de gündüz de kimse aracını yasak yere park etmez. Her şeye rağmen görevini yapmaya çalışan polislerini de küçük düşürmez.



*****


Bu kadarı ayıp



Adam çıkmış televizyona diyor ki “Anayasa değişiklikleri kabul edilmezse Ergenekon zafer kazanır.”

Eee bu kadarı da gerçekten çok ayıp. AKP’nin kendisini koruma ve yargıyı tamamen egemenliğine alma çabasına karşı çıkan herkesi Ergenekoncu göstermeye çalışmak, bunu televizyonlarda söyleyip gazete sayfalarında yazmak utanmazlığın da ötesindedir. Demokrasi ve hukuktan hiç nasibini almamış, tam tersine demokrasi ve hukuk yüzünden çıkarlarının bozulacağını bilen bir güruh günlerdir bu propagandayı yapıyor. Sadece “Sinirleriniz bozmayın, bu güruh nasıl olsa süpürülecek bir gün” diyorum.



*****


Meclis’te pankart açılımı başladı. Önümüzdeki günlerde, “Açılan pankart sayısı ve partilere göre dağılımı” gibi istatistiklerle karşılaşabiliriz! (Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR