Sevgili okurlar; Türkiye son iki haftasını farklı bir heyecanla geçirdi. CHP’deki beklenmedik gelişmeler, iktidar kanadında ciddi bir panik ve endişe yaratırken, muhalefet cephesinde de müthiş hareketlilik sağladı. Baykal’ın gidişiyle başlayan komplo tartışmaları ise sanıyorum, uzun süre muhalefet etmeden durumu idare eden medyanın şaşkınlığını yansıtıyor.
Baykal’a komplo mu?
Her şey bir internet sitesinde (iktidarın emrinde olduğu biliniyor) yayınlanan görüntülerle başladı. İlk bakışta müthiş bir komplo ile karşı karşıya olunduğu hemen anlaşılıyordu. Kimsenin aklına bu kadar hayasız bir atak yapılacağı gelmiyordu. Ama o da oldu. Birileri hiçbir ahlaki ve vicdani kaygı duymadan bu görüntüleri yayınladı.
İnkâr edilebilirdi
Doğal olarak herkes Baykal’a döndü. Görüntüler için ne diyecekti? Tam benim tahmin ettiğim gibi Baykal çok ilkeli davrandı, içerik konusunun (doğru olsa da olmasa da) asla tartışılamayacağını söyledi. Ahlak bekçilerinin ilk saldırılarını püskürttü ama partisinin Genel Başkanlığı’ndan da istifa etti. İşte asıl beklenmedik olan buydu.
Sanılanın aksine
Uzun uzadıya konuyu yazmak istemiyorum, ama eğer görüntü olayı Baykal’ı yerinden etmek için bir komplo olarak düzenlenmişse, istenen amaca ulaşılamadığı kesin. Çünkü kimse durumun bugünkü hale geleceğini hayal bile etmiyordu. En yakın tahmin Baykal’ın, partisinin baskısına dayanamayıp geri döneceği yolundaydı.
CHP’den olamaz
Medya iki haftadır “komployu kimin yapmış olabileceğini” tartışıyor. Hemen herkes kendi meşrebine göre bir tahminde bulunuyor. Komplocuyu ortaya çıkarmadan ne tahmin yapsak kesin doğruyu bulamayız. Ama sadece şunu söyleyebilirim: Kimilerinin dediğinin aksine en zayıf ihtimal görüntülerin CHP içinden yayılmasıdır.
CHP olamaz çünkü...
Amaç, Baykal’ı indirmek olsa bile, hiçbir CHP’li böyle bir operasyondan sonra CHP’nin cazibe merkezi olabileceğini hesaplayamazdı. Böyle bir komplonun amacı CHP’yi bölmek, iktidardan tamamen uzaklaştırmak olabilir ki, bu da CHP içindeki kimsenin işine gelmez. Demek ki görüntülerin CHP dışından verildiği fikri daha mantıklı.
Öyle ya da böyle
Ancak ben artık, olayın komplo olup olmamasını fazla tartışmak istemiyorum. Öyle ya da böyle durum bambaşka hale gelmiştir. Baykal CHP’nin başından gitmiş, parti bölünmeyi bir kenara bırakın bir anda cazibe noktası haline gelmiş, arkasına ciddi bir kamuoyu desteği almıştır. O halde bundan sonrasına bakmak gerek.
Baykal’ın görmediği
Bu noktada, daha önce fazla kırıcı olmamak için çok açık yazamadığım bir noktayı belirtmek istiyorum. Deniz Baykal, çok derin siyaset bilgisi, çok uzun yıllara dayanan tecrübesi ve üstün konuşma vasfıyla partisini başarıyla temsil ediyordu. Ama bütün bunlar Baykal’ı toplumun bir bölümünde “alerjik” hale gelmekten kurtaramadı.
Kime oy vereceğiz?
Gazeteci olarak her gün halkın içindeyiz. Toplumun çeşitli kesimlerinden, farklı görüşlere sahip kişilerle hemen her gün ilişkimiz oluyor. AKP iktidarına karşı olanların çok önemli bölümü, “Tamam ama ne yapacağız, kime oy vereceğiz” sıkıntısı içindeydi. Bu sıkıntı milyonlarca insanı yalnızlığa itmişti. Bu insanlar “Artık bu iktidarı devirme şansımız yok” duygusu içindeydi.
Baykal alerjisi
“Kime oy vereceği” yolunda kararı olmayanlara örneğin “CHP’yi neden istemiyorsun?” diye sorulduğunda alınan cevap genellikle şu oluyordu: “Muhalefet yapmıyorlar ki, Baykal da o partinin başında oldukça oyumu vermem.” Anlaşılan kamuoyunun gözünde sorun Baykal’dı. O, parti başında oturdukça CHP’ye asla oy vermeyeceğini söyleyenlerin oranı hiç de azımsanmayacak ölçüdeydi.
Baykal hak etmedi
Açıkçası Baykal bunu hak etmiyordu bana göre. Muhalefet yapmadığı eleştirileri de aslında abartılıydı. Örneğin salı günleri grupta yaptığı ve bazıları “muhteşem” olan konuşmalardan sonra bile Baykal alerjisinde bir değişiklik olmadığını görüyordum. İşte Baykal, herhalde bu durumu biliyordu ama, kolay değil, sindirmekte ve hatta gereğini yapmakta zorlanıyordu.
Hiç umut vermedi
Baykal elbette bir kısım vatandaş kendisini istemiyor diye Genel Başkanlığı bırakacak değildi. Ancak bazı tepkileri azaltmak, topluma umut vermek adına da bir şey yapmadı. Holding binasını andıran CHP Genel Merkezi’ne kapandı. “Bari vitrinde değişiklik yapın, genç isimlerin önünü açın” önerilerine de kulak tıkadı.
O halde gidersin
Şimdi söylemeyi pek içime sindiremiyorum, ama Türkiye’nin uçurumun kenarına geldiği bir dönemde hâlâ toplumdaki talebi görmeyip, “Ben partiyi yukarı taşıdım, oy oranımız zaten yüzde 30’ları geçti” diyerek hiçbir şey yapmazsanız, bir an gelir bunun bedelini ödetiverirler. Öyle gitmezse böyle gider.
Toplumun dinamiği
Şimdi gelelim yine komplo iddialarına. Ne olursa olsun sonuç, halkın yükselen dalgasının eseridir. Eğer halkın tepkisi olmasaydı, Baykal gerçekten geri dönecekti bana göre. Zaten medyanın Ankara temsilcilerinin hepsi “Yüzde 99 geri dönüyor” derken tahminden öte bilgi veriyorlardı aslında. Halkın tepkisi hepsini ters köşeye yatırdı.
Baykal’ı kırmamak
Yine Baykal’ı kırmamak için yazamadığımız bir gerçek vardı. Parti Genel Merkezi’ndeki CHP’liler Baykal’ı geri döndürmek için çabalıyordu belki ama gazetelere mesaj yağdıran binlerce kişi “Baykal dönmesin” diyordu. Sokakta rastladığım hemen herkes “Baykal dönmeyecek değil mi?” diye sorarak umutlu gözlerle “Evet, dönmeyecek” cevabını bekliyordu.
İl başkanları gösterdi
CHP içindeki en iyi gösterge il başkanlarının tutumu oldu. Baykal’ın aday olmayacağının anlaşılıp da Kılıçdaroğlu’nun ortaya çıkmasını fırsat bilen il başkanları hemen destek bildirisini imzaladılar. Çünkü onlar Genel Merkez binasından değil, halkın içinden geliyordu. Bazı il başkanlarının eşleri bile “Baykal’ı sakın döndürmeyin, Kılıçdaroğlu’nu seçin” baskısı yapıyordu.
Bir vefasızlık yok
Yandaş medya ve maskeli faşistler, aslında halkın tepkisini gördükleri için telaşa kapıldı. Bu nedenle şimdi CHP’ye sürekli saldırarak rüzgârın etkisini kırmaya çalışıyor. CHP’lileri Baykal’a karşı vefasızlık yapmakla suçluyor. Oysa ortada bir vefasızlık yok. CHP’deki herkes toplumda aslında Baykal’ın istenmediğini biliyordu. Sadece bu, parti içinde açıkça dile getirilemiyordu.
Her şey olabilir
Sonuç olarak, her şeyin ötesinde son günlerde yaşadıklarımız tamamen halkın umutlanmasının bir sonucudur. Türkiye’nin karanlık bir uçuruma düşeceğine inanan kitleler, beklenmedik bir olayla bunu önleme gücüne sahip olduğunu gördü. Bu da çok ciddi bir dalga yarattı. İbre şimdilik CHP’ye yönelik olsa da, rüzgâr aslında iktidara karşı esmektedir ki, bundan sadece CHP yararlanmayacaktır.
Hepinize iyi haftalar...
Baykal gitti, toplumun umudu yükseldi
Haberin Devamı

