Başbakan’a bunları sorardım

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan seçim kampanyası boyunca diğer muhalefet liderleriyle karşı karşıya gelmek istemedi. Kendi çıkmadığı gibi partisine de talimat vererek “Diğer parti adaylarıyla birlikte çıkmayın” dedi.

Başbakan bununla da kalmadı. Tek başına çıktığı televizyon programlarında da karşısına geçecek gazetecileri bizzat seçti. Her ne kadar “A’dan Z’ye istediğinizi sorabilirsiniz” dese de, daha önceki deneyimlerine bakarak gazeteciler kendisine “gerçek” sorular soramadı.
Oysa aynı gazeteciler Kemal Kılıçdaroğlu ’na en sert soruları sormaktan hiç çekinmedi bile.

Doğal olarak ben de Başbakan’a “soru sorabilecek nitelikte” bulunmadığım için bu tür hiçbir programa çağrılmadım. Sanıyorum Başbakan ve AKP’liler hatta genel olarak izleyiciler Başbakan’la karşı karşıya gelmemizin çok tatsız olabileceğini düşünüyordur.

Bunu rahatlıkla söylüyorum çünkü ne zaman konu açılsa “benzer yorumlar” duyuyorum.

Oysa ben gazeteciyim. İktidara muhalif olmam düşman olduğum anlamına gelmez. İktidarın uygulamalarını, kararlarını, Başbakan’ın tavır ve sözlerini eleştirmem gözü kara bir karşıtı olduğumu da göstermez.

Eğer bir programına beni de çağırmış olsaydı, gazeteci-başbakan ilişkisinde nezaketi asla bozmaz, kavga etmek ya da Başbakan’ı zor duruma düşürmek için çaba harcamazdım.
Herkesin aklında olan çok basit soruları hiç yorum yapmadan sorardım. Dinler, notumu alır tartışmaya da girmezdim. Sorular ve cevaplar kamuoyunun önünde söyleneceği için herkesin kendi kararını vermesini beklerdim.
Başbakan’la karşı karşıya gelmemiz halinde neler sorabileceğimi merak edenler için aklıma hemen gelen birkaç soru hazırladım. Böyle bir programda bana sıra geldiği oranda bu soruları sormaya çalışırdım.

* Libya olayı başladığında “NATO’nun orada ne işi var?” dediniz. Daha sonra neden karar değiştirdiniz?

* Gazze’deki Filistinlilere yönelik katliama seyirci kalmadınız ama Irak’ta öldürülen Müslümanlar için sizden neden tek kelime duymadık. Hatta tam tersine neden Amerikalı askerlerin başarısı için dua ettiğinizi söylediniz?

* İDO’dan satın alınan Mavi Marmara gemisinin Cibuti bandırası almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

* Mavi Marmara’ya binecek milletvekilleri neden son anda gemiden indiler?

* İsrail’den tazminat ve özür beklediniz. Bunlar gerçekleşmedi. Neden?

* İsrail’le bozulan ilişkileri düzeltmek için bir iş adamını kendi uçağınızla Tel Aviv ’e gönderdiğiniz doğru mu?

* Seçim meydanlarında neden Bayar ve Menderes’in de içinde olduğu CHP’li tek parti dönemini kötü örnek olarak gösteriyorsunuz?

* Çeşitli haber kanallarında öfkeli ve sert konuştuğunuzu söylüyorsunuz ama bu yöntemi size hakaret edildiği için kullandığınızı buna karşın asla hakaret etmediğinizi belirtiyorsunuz. Densizlik, ahlaksızlık, alçaklık sizce hakaret kelimeleri değil mi?

* Merkez Bankası döviz rezervi hakkında kamuoyuna neden yanlış bilgi veriyorsunuz?

* Kılıçdaroğlu’nun denginiz olmadığını söyleyerek karşılıklı tartışmaya çıkmıyorsunuz. Siz zamanında aynı durumdayken diğer liderlerle ekrana çıkmak için neden çaba harcadınız? Sizin mantığınıza göre Obama başkanlık seçiminde ilk kez aday olacak Cumhuriyetçi rakibinin karşısına çıkmamalı mı?

* CHP’ye oy verilmesini tavsiye eden The Economist ve sonra da diğer batılı medya kuruluşlarını çetecilikle suçladınız. Aynı yayın organları daha önce benzer desteği size verdiklerinde neden bu tür bir tepki göstermediniz?

* Seçimde 330 milletvekili altında kalsanız da yeni anayasa için harekete geçecek misiniz?

NOT 1: Bu sorular en iyi ve doğru sorular değil tabii ki. Ama bunlar bile sorulmadı hiç.

NOT 2: Son bir haftadır ekranlarda Başbakan’a “güya” soru soranları izledikçe mesleğim adına çok üzüldüm. Bu hale
gelmemeliydik.

*****

Uçak mı otobüs mü?

Başbakan Erdoğan seçim kampanyası boyunca icraatlarını anlatırken uçak yolcusu sayısındaki artışa sürekli dikkati çekerek “Gençliğimizde uçaklar geçerken sırtüstü yere yatıp seyrederdik, uçağa binmek hayaldi, şimdi halkımızı otobüs çilesinden kurtardık ” diyor.

Güzel tabii. Türkiye’nin bir ucundaki insanlar bir buçuk saat içinde istedikleri yere ulaşabiliyor.

Ama bu arada otobüs sektörü ölüyormuş, o da ayrı sorun.
İyi de, otobüs şirketleri gazetelere tam sayfa ilan vererek Başbakan’a teşekkürlerini sundular. Duble yolların yapılmasıyla kazaların sayılamayacak kadar aza düştüğünü, daha konforlu ve güvenli yolculuk yapıldığını, müşteri sayılarını da katladıklarını açıkladılar.

Peki hangisi doğru? Uçakların daha ucuz olması nedeniyle otobüs çilesi mi bitti yoksa otobüslerin müşteri sayısı ikiye mi katlandı?

Tabii otobüsçülerin teşekkürünü de anlamak zor. Belli ki zorlanmışlar böyle bir ilan vermeye.

Niye böyle diyorum. Çünkü Giresun’da bir kaza oldu. Otobüste kullanılan mazota 10 numara yağ ve inceltici karıştırılmış olabileceği ileri sürülüyor. Ayrıca şoförler de bu gerçeği itiraf ederek “Hiç kazanamıyoruz, başka çaremiz mi var, mazot olmuş 3.5 lira, bir lira ucuz olması bile kâr” diyorlar.

*****

2’nci Kenan Evren

12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren idamların eleştirilmesi üzerine “tarihe bir kara leke olarak geçen” ünlü sözünü söylemişti. “Ne yani asmayacak da besleyecek miydik?”

O Kenan Evren’di. Darbe yapmıştı. Astığı astık kestiği kestikti. Elinde silah vardı. Bu çirkin sözü içimize attık. Kenan Evren hakkında belki dava açılamayacak ama o, halkın gözünde çoktan yargılandı bile. Şimdi ifadesi de alındı. Tabii ki yetmez ama, bu bile çok önemli.

Peki Başbakan Tayyip Erdoğan’a ne diyeceğiz? İmralı’daki için “Biz asardık, asamazsak da hükümetten çekip giderdik” dedi.

Tersten okuyun. Ne farkı var Kenan Evren’in söylediğinden. Erdoğan’ınki de bir tespit. “Asmadık besliyoruz” diyor.
Elbette İmralı’daki terör liderinin idam edilmesini o gün de isteyen bugün de isteyecek olan pek çok kişi vardır.
Ama herhalde hiçbiri bugün İmralı’daki ile oturup pazarlık yapmıyor. Oysa o gün için “Biz asardık” diyen Erdoğan, İmralı’daki ile uzun süredir pazarlık yapmaktan geri durmuyor.

“Biz onu çıkarmayız” demek sadece bugün için geçerlidir. Yarın çıktığında nasıl olsa topu atacak birini bulacaklardır.

*****

Bağımsız sürprizi

Bugün seçimden önceki son gün. Hep partileri konuştuk, yazdık. Bir de BDP’liler dışında bağımsızlar var. Seçimde şu anda Ergenekon ve Balyoz davalarında tutuklu olan bazı bağımsız adayların sürpriz yapmaları kimseyi şaşırtmasın.
Örneğin İstanbul birinci bölgedeki Tuncay Özkan’ın taraftarları müthiş çalışma içinde. Özkan’ın yeterli sayıya ulaşabileceği belirtiliyor.

İkinci bölgedeki Çetin Doğan için de yoğun bir çalışma var. Seçilebilir mi bir tahminim yok.

İzmir’de Doğu Perinçek taraftarlarının da neredeyse tüm partilerden daha fazla çalıştıklarını duyuyorum. Perinçek de Meclis’e gelebilir.

DİĞER YENİ YAZILAR