Barzani’nin yatırımları şimdi akla geldi

Haberin Devamı

Bundan yaklaşık 4 ay önce bu köşedeki bir yazımda Barzani’nin Türkiye’deki yatırımlarından söz etmiştim. Bunun da ötesinde Barzani’nin yakınlarının ve Türkiye’deki işbirlikçilerinin yeni bir örgüt marifetiyle çok ciddi kaçakçılık faaliyetleri içinde olduğunu anlatmıştım.

Bu bilgileri de şimdi de iyi haber aldığına inandığım bir eski istihbaratçı ile yaptığım konuşmadan edindiğimi söylemiştim.

Şimdi “lafın bittiği yere” geldik.

Bakıyorum da Barzani’nin Türkiye’deki yatırımları artık haber olmaya başladı. Ayrıca bazı iş adamlarının Kuzey Irak’taki yatırımları da gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanıyor.

Milyar dolarlarla ölçülebilen bu karşılıklı yatırımlar ve kaçakçılıklar belki bazılarının zihninde oluşan “Neler oluyor?” sorusuna da ipuçları verebilir.

Şimdi isterseniz 2 Temmuz günü bu köşede yayınlanan konuşmadan kısa bir bölümü tekrar okuyalım; (ilk söz benim).

- Irak konusu hükümeti çok sıkıştırıyor.

- Evet ama hiçbir şey yapmayacaklar.

- Neden?

- Birçok nedenini sen yazdın zaten.

- Ama Genelkurmay’ın son çıkışı önemli.

- Öyle ama hükümet direnebildiği kadar direnecek.

- Ne kadar?

- Seçime kadar götürmek istiyorlar.

- Seçimden sonra sınırlı operasyon?

- O konuşuluyor ama o da zor.

- Peki ne olacak?

- Belki gerçekleri ortaya çıkarmak lazım.

- Mesela?

- Şu anda Güneydoğu’da büyük sigara kaçakçılığı yapılıyor.

- Sadece orada mı?

- Hayır ama o bölgede bandrollü sigara bulamazsın.

- Ne tutar bu?

- Bir milyar doları bulur.

- Vay canına!

- Bunu da Barzani’nin kontrol ettiği kesin gibi.

- Başka?

- Barzani’nin Türkiye’de yatırım yaptığı da söyleniyor.

- Nerede?

- Bak Amerikalılar bir harita yayınlamıştı.

- Şu neredeyse tüm Doğu’nun Kürdistan olarak gösterildiği?

- Evet o harita.

- Tamam.

- İşte haritadaki bölgede yatırım yapıyor.

- Ooo, bu çok önemli.

- Biliyor musun, elma bahçesi aldığı bile var raporlarda.

- Adamlar çok emin yani.

- Arkasında Amerika da olunca gemi azıya alıyorlar.

- Peki bunlar niçin ortaya çıkmıyor?

- Nasıl çıksın; birincisi, kesin belge yok, ikincisi öyle bir ticari ilişki var ki.

- Kimlerin?

- Var işte, git bak bakalım Erbil’e kaç Türk göreceksin, hem de en ünlülerinden.

- Duyuyoruz tabii, ama onlar yasal yoldan gitmediler mi?

- Orası öyle ama görünürdeki iş bağlantılarının arkasında da çok iş var.

- Milyar dolarlar mı?

- Aynen öyle.

- O zaman işimiz çok zor.

*****

Demiryolu sevgisi

Pazartesi akşamı Levent Metrocity önünden metroya binmek üzere aşağı indim. Metroya giden yol üzerinde bir sergi olduğunu görünce durup ilgilendim. Çünkü çocukken çok sevdiğim oyuncak trenlerle doluydu her yer. Meğer emekli gar müdürlerinden Mete Tekyıldız’ın koleksiyonuymuş. Tekyıldız ömrünü Devlet Demir Yolların’nda geçirmiş. En büyük hobisi de başta oyuncak trenler olmak üzere demiryolları ile ilgili her şeyin koleksiyonunu yapmak. O kadar hoş bir koleksiyon ki anlatmak zor, fırsatı olanların gidip görmesini tavsiye ederim. Birbirinden güzel trenlerin yanı sıra, kullandığımız eski biletler, kondüktör şapka ve üniformaları, demiryolu armaları, yabancı trenlerin levhaları görülmeye değer.

Mete Tekyıldız koleksiyonunun her tarafına “Demiryolu Meslek Lisesi tekrar açılsın” sloganını yazmış. Bilmiyordum, böyle bir okul varmış zamanında ve demiryolcu yetiştirirmiş. Şimdi kapanmış. Aslında önemli bir meslek kolu, okulunu neden kapattılar acaba? Kim bilir, Tekyıldız’ın ısrarlı çabalarıyla tekrar açılır belki.

*****

Bu saatten sonra ne kadar inandırıcı olabilecekler ki?

Çok değil üç gün önce “Türkiye’ye PKK liderlerini değil bir kedimizi bile vermeyiz” diyen Talabani dün çark etmiş görünüyordu. Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Bağdat’taki temaslarından sonra açıklama yapan Talabani “Bu konuyu reddetmeyiz” anlamına gelen sözler söyledi.

İyi de bu sözler ne kadar inandırıcı olabilir artık. Türkiye’den hiçbir tehdit gelmeyeceğine inandıkları için galiba ağızlarına geleni söylemekten çekinmeyen bu terör hamisi aşiret liderleri şimdi işin o kadar ucuz olmadığını gördüler anlaşılan.

İktidar, kamuoyunun da yoğun baskısıyla, şimdilik fiili bir şey yapmasa da Kuzey Irak’taki sözde kahramanları korkuttu sonunda.

Ama yine de içimde bir kuşku var. Çünkü sonuçta karşımızdaki sözde liderler birer devlet adamı değil, aşiret reisi. Böyle olunca da ilişkileri feodal oluyor. Dün söyledikleriyle bugün söylediklerinin birbirini tutmaması, verdikleri sözleri yerine getirmemeleri bu feodal yapının da bir özelliği.

Türkiye’de patlayan öfke belli ki Amerika’yı da endişelendirdi. Amerika Türkiye’de dalga dalga kabaran öfkenin Tayyip Erdoğan’ın direncini de kırabileceğini ve sınır ötesi harekâtın başlayabileceği ihtimalini göz önünde bulunduruyor. Bu durumda iki aşiret liderine “Geri adım atın” talimatı vermiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Bu nedenle Türkiye’nin “İşte dize getirdik” havasına girmeden soğukkanlılıkla gelişmeleri izlemesi gerek.

Bugüne kadar hiçbir sözünü yerine getirmeyen ve bundan da bir utanç duymayan aşiret liderlerine öyle hemen güvenmek olmaz.

*****

“Birileri istiyor diye olmaz”

Sayın Başbakan aylarca terör konusunu ciddiye almadı. Genelkurmay Başkanı’nın “Irak’a sınır ötesi operasyon yapmamız lazım, aksi takdirde terör tırmanacak” sözlerine ilk başlarda cevap bile vermedi. Bu taleplerin ısrarlı biçimde tekrarlanması da Sayın Başbakan’ı tavrından döndürmedi.

Derken 13 askerimiz şehit edildi. Sayın Başbakan yine aldırmadı.

Ardından 12 askerimiz daha şehit edilince tüm Türkiye ayağa kalktı. Sayın Başbakan da o zaman durumun vahametinin farkına vardı.

Şimdi tam bir şahin gibi konuşuyor. “İnceldiği yerden kopsun” diyor, “Ödenecek bedelden” söz ediyor. Geçen gün de sormuştum ama hâlâ bu bedelin ne olduğunu öğrenemedik. Bir “bedel ödemektir” lafı gidiyor da, bu bedeli kimse anlatmıyor.

Şimdi merak ettiğim bir söylem daha var. Sayın Başbakan “Birileri istiyor diye olağanüstü hal ilan edilemez” diyor. Doğru da da merakım şu “birilerinin” kim olduğu konusunda. Çünkü hafızamı zorluyorum, kimse ortaya çıkıp da “olağanüstü hal ilan edilsin” demedi ki. Muhafefet partileri “olağanüstü durumdan” söz etti. İkisi birbirinden farklı. Sayın Başbakan bu sözü üstelik birkaç kez herhalde bilerek söyledi. O halde bu “birilerini” merak etmemiz hiç de yanlış değil.



DİĞER YENİ YAZILAR