Bakan Günay içini döktü

Haberin Devamı

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’la dün bir telefon görüşmesi yaptım. Bakan Günay kendi cep telefonundan araya hiç kimseyi sokmadan, direkt aradı. Konuyu tahmin edersiniz, dün yazdığım “Şimdi oldu mu Sayın Bakan” başlıklı yazı için.

Bu yazıda Günay’ın, kendisini il sınırında karşılamadığı için Ordu vali vekilini azarlamasını, ardından gittiği Giresun’da ise ilin neredeyse tüm yetkililerinin etrafında pervane olmasından duyduğu memnuniyeti yazarak eleştirmiştim.

Ertuğrul Günay “Can Bey asıl manzara bu değil, siz de beni tanırsınız, bakanlığımı kullanarak itibar görmeye meraklı ve hevesli biri değilim. Bugüne kadar hemen her ile gittim, hiçbirinde karşılama uğurlama istemedim, istemem de, ama bu farklıydı” dedikten sonra anlatmaya başladı.

“Karadeniz Bölgesi’ndeki bazı il ve ilçe ile beldelerdeki tarihi ve turistik tesisleri inceleme amacıyla ve resmi olarak bölgeye geldim. Bayram tatili için gelmedim. Sizin de eleştirdiğiniz gün tam 6 saat boyunca 3 ilçe 6 beldede incelemelerde bulundum. Bu süre içinde valilikten tek kişi bile yanımda yoktu.”

Günay kendisinin bir bakan olduğunu ve inceleme yaptığı yer konusunda bilgi istediğinde karşısında bir muhatap bulamadığını belirterek şöyle devam etti: “Valinin nerede olduğunu sordum, izinde dediler, yerine bakanı sordum o da vilayette bekliyormuş. İyi de ben valiliği ziyarete gelmedim ki.”

Günay bugüne kadar hiçbir zaman makam ve mevki peşinde koşmadığını ve makamını hiçbir şekilde kendi amacına yönelik kullanmadığını da söyleyerek geçen bayramla ilgili yaşadığını da şöyle anlattı: “Geçen bayram eşimi yanıma aldım, hatta arabanın arkasına köpeğimi de koydum, yanıma eskort bile almadan direksiyona geçip Burdur Müzesi’ni gezmeye gittim. O sırada tatildeydim ve bir vatandaş gibi davrandım.”

Bakan Günay valinin hacca gittiğini öğrendikten sonra bir spekülasyona yol açmamak için “Allah kabul etsin” dediğini belirterek “Ama nasıl gitmiş, giderken neden bir önlem almamış elbette bunları unutacak değilim, bunun da gerekçelerini elbette öğreneceğim ve gerekirse de hesabını soracağım” dedi.

Ordu’dan sonra gittiği Giresun’daki karşılama konusunda “Giresun’a haksızlık yapıldı” diyen Günay, “Ordu-Giresun arası çok yakın. Zaten ilk ilçede toplantım vardı, beni orada karşıladılar, doğru olanı yaptılar, ama bir gün önceki olay nedeniyle zan altında kaldılar buna da üzüldüm” dedi.

NOT: Dünkü yazıya siz okurlardan pek çok tepki mesajı geldi. Bakan’ın tavrı çok eleştiriliyordu. Bazı okurlar ise “Kültür Bakanı ne yapsa eleştiriyorsunuz, diğer bakanlara karşı böyle değilsiniz” dediler.

Düşündüm, haklı olabilirler, gerçekten Günay’la ilgili daha çok eleştiri çıkmış bu köşede. Bu sanıyorum, çok uzun yıllar ilgi ve hatta hayranlıkla izlediğim Ertuğrul Günay’ı, yeni siyasi yerine bir türlü yakıştıramamamdan kaynaklanıyor olabilir. Ne derse desin, ne ya-parsa yapsın Günay sanki bulunduğu yerde eğreti gibi duruyor, gitmiyor işte...



***




Kahverengi tabelalar

Madem söz Kültür ve Turizm Bakanı’ndan açıldı, ne zamandır aklımda duran bir konuyu da yazayım istedim. Karayolu ile seyahat edenler mutlaka görüyorlardır, çeşitli yerlerde “kahverengi” tabelalar var. Normal yön ve kilometre uyarıları mavi tabeladır. Kahverengi tabela ise belirtilen yönün tarihi, turistik ya da doğal güzellikte bir yer olduğunu belli eder.

Böylelikle eğer tatile çıkmışsanız, gördüğünüz kahverengi tabela sizi cezbedebilir, gidip orayı görmek isteyebilirsiniz.

Şimdi herkesin bildiği yerler var. Örneğin, Antalya’da kahverengi tabelada “Aspendos” yazar. Aşağı yukarı herkes bunun ne olduğunu bilir. Orada dev bir tarihi amfiteatr vardır. Ya da “Belek” yazan kahverengi tabela tatil köylerinin olduğu yeri gösterir.

Ama yolda gidiyorsunuz, kahverengi bir tabelada bir isim okuyorsunuz. Ne olduğunu hiç bilmiyorsunuz, yanınızda bir kaynak da yok. Ve tabelada örneğin 22 km yazıyor.

Merakınız sizi çekiyor ama belki de ilginizi çekmeyecek, hatta belki de yolu bile bozuk bir yere 44 km fazladan yol yapmak size cazip gelmiyor.

Bu nedenle Ertuğrul Günay’a bir öneride bulunmak istiyorum. Bu önemli yerleri kahverengi tabela ile belirtmek güzel. Ama bir adım daha gidelim, bu tabelaların yanına gidilen yerle ilgili birkaç dilden açıklama koyalım, hatta mümkünse bir de fotoğraf.

Maliyeti de çok yüksek olmaz. Hatta buna sponsor olarak tabelaların altına isimlerini yazacak şirketler bile çıkabilir.



***




Küçük şeylere fazla önem verenler ellerinden büyük şeyler gelmeyenlerdir. Eflatun



***




Cihan Demirci fıkralarına bugün de devam

Aynı anda 4 fıkra kitabı birden çıkaran Cihan Demirci’den bugün de üç fıkra okuyalım. Aslına bakarsanız daha çok fıkra var ama sonuçta sanatçıya da saygı duymak gerek, 4 kitaplık onlarca fıkra yazmış, diğerlerini merak edenler artık bir zahmet kitapları satın alacak.

Boşluktaki el

Sanık mahkemede hâkimin önündeydi... Hâkim sanığa sordu: “Sevgilinin elini tutmayıp bırakmakla suçlanıyorsun, ne diyeceksin?..”

Sanık cevap verdi: “Bir insanın sevgilisinin elini tutmadı, bıraktı diye suçlanmasını bir türlü anlayamıyorum, içime sindiremiyorum hâkim bey!..”

Hâkim, kafasını iki yana sallayıp konuştu: “Bu hareketi bir parkta, bankta otururken filan yapsaydın lafı bile olmazdı, ama insan sirkte trapez gösterisi yaparken, kendisine uzanan trapezci sevgilisinin elini tutmaz, o sevgili de yere düşüp ölürse, sen de bal gibi suçlu olursun işte kardeşim!..”

On altı yumurta

Öğretmen matematik dersinde öğrencisine sordu: “Erdi evladım, söyle bakiiim, evinizde on altı yumurta var ve aileniz dört kişi, bu yumurtları nasıl paylaştırırsın?..”

Erdi, çok bilmiş bir ifadeyle cevabı yapıştırdı: “Bu hayat şartlarında tabii ki herkese birer tane veririm öğretmenim... Geri kalan 12 yumurta bizim daha kaç gün işimizi görür, siz biliyor musunuz?..”

Yol göstericilik

İki arkadaş uzun yıllar sonra karşılaşmıştı... Sarmaş dolaş olurlarken biri hemen lafa girdi: “Vaaay Seçkin abicim vaaay, yıllar oldu görüşmeyeli yaaa... Sen bu topluma yol gösterecek bir adamdın zamanında... Şimdi neler yapıyorsun?..”

Diğeri cevap verdi: “Sorma Hulusi, topluma yol göstericiliğim çok gerilerde kaldı... Şimdilerde bir sinemada yer göstericilik yapıyorum!..”

DİĞER YENİ YAZILAR