Bağış güzel ama ülkenin fakirliği de ortaya çıkıyor

Haberin Devamı

İslam dininin en kutsal özelliklerinden biri toplumda dayanışmayı en iyi şekilde düzenlemesi ve yardımlaşmayı kurumsal hale getirmesidir. Nitekim zekat ve fitre gibi dayanışma örnekleri başka dinlerde bu kadar kurumsallaşmamıştır.
Bayramla birlikte bu toplumsal dayanışma ve yardım alanında da müthiş bir hareketlilik yaşanıyor. Gazete haberlerine göre bu yıl kurban nedeniyle yapılan bağışlarda rekora gidiliyormuş. Elbette bu dayanışma ve yardımlaşma çok güzel. Ancak bu aynı zamanda ülkenin içinde bulunduğu fakirliğin de bir yansıması değil mi?
Başbakan iş adamlarının gözünün içine bakarak “Siz bilmiyorsunuz, hesabın nasıl yapılacağını ben size anlatayım” diyerek ekonomi dersleri veriyor. Türkiye’nin nereden nereye geldiğini, iktidarı boyunca halkın gelirin nasıl arttığını anlatıyor, kişi başına düşen gelirin 10 bin doların da üzerine çıkacağını müjdeleyerek halkın zenginleştiğini söylüyor.
Ama aynı sırada paralel olarak milyarlarca liralık bağış toplanıyor, bunlar halka dağıtılıyor. Yani aslında geliri artan, zenginleşen halkımız bu yardımlara muhtaç durumda.
Ve Başbakan bu “güzel sözleri söylerken, AKP’ye yakın olduğu bilinen bazı dernekler inanılmaz reklam kampanyaları ile bağış toplama yarışında. Tabii bu da nasıl oluyor insan merak ediyor. Adeta dilenir gibi yüz binlerce liralık reklam harcamaları yapmak çok dikkat çekici. Sanki amaç bağış toplamak değil de “nasıl müthiş çalışıldığını” göstermek. İktidar bir taraftan “pembe tablolar” çizerken öte tarafta fakirleştirilen vatandaşların gözünü yardım ve bağışlarla boyayarak “oy deposunu” garanti hale getirmeye çalışıyor. Başedilmesi güç bir popülizm.

*****


Şimşek siyasete çok çabuk alıştı

AKP’nin yeni yıldızlarından Mehmet Şimşek yıllar sonra doğduğu köyü ziyaret etmiş. Batman’ın Gercüş İlçesi Arıca Köyü’ne giden bakan Şimşek büyük heyecanla karşılanmış.
Gazetelerdeki fotoğraflarına baktım, bakan Şimşek köyünde yere oturmuş öyle sohbet ediyor.
Demek ki siyasete çok çabuk ısındı. Çünkü Şimşek’in öz geçmişine baktığımızda köyünden yıllar önce çıktığını, ömrünün büyük kısmının yurt dışında geçtiğini görüyoruz. Yani Şimşek’in “yerel” adetleri yurt dışında da uyguluyor olması az bir ihtimal. Ama köyüne gidince yerelliği de aklına gelmiş.
Bunu eleştirmek için yazmıyorum. Şimşek’in fotoğrafları çok şirin. Sadece durum saptaması yapmak istedim.

*****


Anadolu kentleri Avrupa gibi de ruhu ne olacak

Geçen hafta Kayseri’deydim. Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri davet ettiler. Mesleki deneyim ve bilgilerimi bir sohbet ortamında aktarmaya çalıştım.
Kayseri’ye 10 yılı aşkın süre önce gitmiştim. Kenti çok gelişmiş ve büyümüş buldum. Bir Avrupa kentinden farkı yok. Geniş caddeler, büyük alışveriş merkezleri, kentin ortasından geçecek olan bir raylı toplu taşıma sistemi. Meydan çok geniş ve ferah. Kentin çevresi çok katlı konutlarla çevrelenmiş. Gecekondu yok denecek kadar az. Doğalgaz neredeyse tüm kente yayılmış.
Ancak sadece Kayseri’de değil, pek çok Anadolu kentinde hissettiğim bir duyguyu anlatmak istiyorum. Gerçekten modern şehircilik adına Anadolu belediyeleri çok iyi çalışıyor. Bu kentlerde yaşayanlar da giderek zenginleşiyor ve kentli yaşamın bütün nimetlerinden yararlanmaya çalışıyor. Buna karşın her biri binlerce yıllık tarihe sahip bu kentlerin ruhu yaşatılamıyor. Giderek gelişen Anadolu kentlerinin sıradan ama gösterişli Avrupa kentlerinden farkı kalmıyor. Bu nasıl çözülür bilemiyorum, ama kent mimarlarının, tarihçilerin, arkeologların bunu düşünmesi gerek. Yoksa çok geç kalınacak.


***


Türbandan yanayız ama modamız öyle değil

Pazartesi günü gazeteleri karıştırırken eklerden birine denk geldim. 10 sayfalık bir moda eki dikkatimi çekti. Sayfalarını karıştırmaya başladım. Ne kadar bilindik alışveriş merkezi ve ünlü marka varsa hepsinden seçmeler vardı. Bol da ilan tabii. İlanlardan sadece biri ise Armine türban firmasınındı.
Kendi kendime “Türban üreten şirketler artık moda eklerine de giriyorlar” diye düşündüm. Sonra “Bu ek hangi gazetenin” diye ilk sayfaya tekrar baktım. Bir de ne göreyim; Yeni Şafak Gazetesi’nin moda ekiymiş.
10 sayfalık moda ekinde Armine firmasının ilanı ve bir küçük haberi dışındaki tüm moda haberleri ve fotoğrafları bildiğimiz moda dergilerindeki gibi. Sadece fazla dekolte giysilere yer verilmemiş o kadar. Bu nasıl bir anlayıştır? Gece gündüz tesettürden, inanç gereği sarılan türbandan, eğitimsiz kalan kızlardan söz edeceksiniz, sıra modaya geldiği zaman eleştirdiğiniz, içinde asla yer almak istemediğiniz ortamın reklamını yapacaksınız. Bunu kimse bana “Her görüşe ve yaşam biçimine saygımız var” diye anlatmaya kalkmasın. Yok böyle bir şey. Siyasette türban, moda da türban dışı. Samimi olmak gerek...


*****


Hayırsever üniversitesi

Kayseri Erciyes Üniversitesi’ni çok beğendim. Şimdilik öğrenci adına tabii, tek kusuru, çok büyük bir alana yayılmış olması. Çocuklar bir binadan diğerine gitmek için neredeyse şehirlerarası yolculuk yapıyor ya da yürüyor. Üniversite binaları son derece modern ve olanaklı.
Bu üniversitenin en büyük özelliği neredeyse tüm fakülte ve yüksek okullarının hayırseverler tarafından yapılmış olması. Galiba sadece rektörlük binasını devlet yapmış. O da 9 yılda ancak bitmiş. Oysa hayırseverlerin yaptığı binaların temel atma- bitiş süresi en fazla 2 yıl.
Binalar modern ve olanaklı dedim, şundan; binaları hayırseverler yapınca devletin klasik bina projeleri bir kenara bırakılmış, inşaatlar okul için ne gerekiyorsa o şekilde yapılmış.
Sonra hayırseverler yaptıkları işlerin peşini bırakmamış, yeni doğan ihtiyaçlara göre takviyelerde bulunmuşlar.
Keşke Anadolu’nun bütün üniversiteleri tıpkı Kayseri gibi çok sayıda hayırsever bulsa...

DİĞER YENİ YAZILAR