Baba nasihatleri

Haberin Devamı

Hayatın her döneminde vardır baba nasihatleri ancak kaçına uyulur ki? Herbirini bildiğimiz bu hayat notlarını pek umursamayız ancak bir arada okuduğumuzda ne kadar etkili olduklarının farkına varıyoruz. İşte Nejat Taraçı’nın gönderdiği bazı baba nasihatleri;

* Türkiye’de hiçbir zaman döviz üzerinden borçlanma.

* Başbakan dahil hiçbir siyasi liderin veya bakanın demecine inanıp işlerini onlara göre sakın düzenleme.

* Hiçbir zaman acele karar verme ve verdiğin karardan kolay geri dönme, bu davranış kendine güvenini artırır.

* Arkadaşına kefil olmak yerine, eğer imkanın varsa ona borç vermeyi teklif et.

* Eğer bir mal satman gerekiyorsa mümkünse vadeli satma, peşin sat, hatta biraz zarar etsen bile böyle yap.

n Kredi kartı şifreni banka görevlisi de olsa bile kimseye söyleme ve ATM makinesi kullanırken de çevredeki kişilere gösterme.

* En zor taklit edilen imza, bir defada kalemi kağıttan kaldırmadan atılan imzadır. İmzanı bu şekilde atmaya gayret et, en büyük ve yenilmeyen tek gücün bilgi ve tecrübe olduğunu unutma.

* Her kime olursa olsun kefil olacaksan ödeyebileceğin rakamdan fazlasına kefil olma, kefalet tutarı belli olmayan sözleşmelere imza atma, aksi takdirde her şeyini kaybedebilirsin.

* İş hayatında hiç kimseye olduğundan fazla değer verme, hiç kimseyi de küçük görme, iş yerine girerken kapıcının elini sık, hizmetlinin hatırını sor, gerektiğinde karşılıksız yardımda bulun.

* Yürüyebileceğin mesafelerde otomobil kullanma. Hiçbir zaman görevde iken bir devlet memuruna hakaret etme.

* Otomobil satın alınırken satışı en kolay olan marka ve modelde araç satın almaya gayret et. Bu senin hazır para kaynağın olmalıdır. Çünkü insanın büyük paraya ne zaman acilen ihtiyaç duyacağı belli olmaz.

* Güvenebileceğin bir tamircinin telefonu her zaman yanında olsun. Mümkünse aynı marka otomobilin yeni modellerini satın al, böylece tamircin hep aynı kalır.

* Otomobilinin periyodik bakımı ile trafik ve sigorta belgelerinin tam ve eksiksiz olmasına dikkat et. Arabanının tüm emniyet ve güvenlik sistemleri tam olsa bile ayrıca alarm taktır. Hırsızı caydıracak tek şey budur.

* İyi bir avukatın, elektrik tamircisinin ve su tesisatçısının adresi kolayında olsun. Sabah uyandığında yatağını mutlaka topla.İş kıyafetini çorabın da dahil olacak şekilde akşamdan hazırla, gerektiğinde çamaşır yıkamayı öğren, ancak kendi giyeceklerinin ütüsünün tamamını her zaman kendin yap.

* Çorba, pilav, makarna yapmayı, et terbiye etmeyi ve pişirmeyi mutlaka öğren. Evin içinde cumartesi ve pazar hariç pijama veya eşofmanla dolaşma, hatta bu günlerde bile uygun bir kıyafet giy.

* Ev içinde çorapla veya yalınayak gezme. Mümkünse sadece ev içinde giyebileceğin rahat bir spor ayakkabın olsun.

* Eşinin yükselen burcunu karakterini çok iyi öğren. Ara sıra eşine sürpriz yap, eve çiçekle git, tiyatroya bilet al. Onu iyi bir restoranda mutlaka akşam yemeğine götür.

* Eşinle kendi aranda mesafeyi yok etme; her zaman onunda bir özel yaşamı olduğunu kendi arkadaşları ile gezip eğlenme hakkı olduğunu unutma.

* Sadece; Allah’tan, evlat acısı yaşamaktan, yetim hakkı yemekten, kuru iftiraya uğramaktan, sabırlı insanın öfkesinden, korkusuz insanın cesaretinden ve kendi nefsinden kork. Ben bunların çoğunu yapamadım ama sen yap...

*****

Demokrasinin kusurları, yine demokrasiyle kapatılır. Alfred E. Smith

*****

Zamanla kaybettiklerimiz

Bir gün insan virgülü kaybetti, o zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı; cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti.

Sonra ünlem işaretini kaybetti; alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık ne bir şeye kızıyor, ne bir şeye seviniyordu. Hiçbir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu.

Bir süre sonra soru işaretini kaybetti ve soru sormaz oldu, hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne evren, ne dünya, ne de kendi apartmanı umurundaydı.

Birkaç yıl sonra iki nokta üst üste işaretini kaybetti ve davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti.

Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız tırnak işareti kalmıştı. Kendine özgü tek düşüncesi yoktu, yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu. Düşünmeyi unuttu ve böylece son noktaya erişti.

*****

Zehir

Uzun yıllar önce Çin’de Li-Li adlı bir kız evlenir. Aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisinin de kişiliği tamamen farklıdır bu da onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar. Bu Çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrenin oldukça tepkisini alır.

Ev, birkaç ay sonra bitmez tükenmez gelin-kaynana kavgalarından, onun ve eşi içinde cehennem haline gelmiştir. Artık bir şeyler yapmak gerektiğine inanan genç kadın doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona bitkilerden yaptığı bir ilaç hazırlar ve bunu 3 ay boyunca her gün azar azar kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir azar azar verilecek, böylece onu gelininin öldürdüğü belli olmayacaktır. Yaşlı adam genç kadına kimsenin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını, ona en güzel yemekleri yapmasını söyler.

Sevinç içinde eve dönen Li-Li yaşlı adamın dediklerini aynen uygular. Her gün en güzel yemekleri yaparak kaynanasının tabağına azar azar zehri damlatır. Kimseler şüphelenmesin diye de ona çok iyi davranır. Bir süre sonra kayınvalidesi de çok değişmiştir ve ona kendi kızı gibi davranır. Evde artık barış rüzgârları eser. Genç kadın kendisini ağır bir yük altında hisseder, yaptıklarından pişman bir vaziyette baharatçı dükkânının yolunu tutar ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehirleri onun kanından temizleyecek bir iksir için yalvarır. Yaşlı kadının ölmesini artık istemiyordur. Adam yaşlı gözlerle karşısında konuşup duran Li-Li’ye bakar ve kahkahalarla gülmeye başlar.

“Sevgili Li-Li, sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni sadece daha da güçlendirdin hepsi bundan ibaret. Gerçek zehir ise senin beyninde olandı. Sen ona iyi davrandıkça oda dağıldı ve yerini sevgiye bıraktı böylece siz gerçek bir ana kız oldunuz” der.

Eski bir Çin atasözü şöyle der: “Gül veren elde gül kokusu kalır.” Sevilen insan sevgisini insanlara veren insandır.

İçinizde bir damlacık bile zehir olmaması dileklerimle...

DİĞER YENİ YAZILAR