Aysun kızımızdan ne istediniz?

Haberin Devamı

Aysun Kayacı “Çobanın oyuyla benim oyum neden aynı?” diye sordu. Kıyamet koptu. Bu söylem demokrasiye ve milli iradeye çok aykırı bulundu. Tabii üstü kapalı da olsa Aysun Kayacı’ya destek veren ve “Aslında kız haksız değil” diyen de oldu.

Aysun kızımızın sözlerini “en söylenmeyecek ve ayıp” olarak algılayalım ve bakalım Başbakan Erdoğan ne diyor? O da “Ayakların başları yönettiği yerde kıyamet kopar” diyor. Aysun Kayacı’nın söylediklerinden bir farkı var mı bu sözlerin? Yok.

Üstelik Aysun Kayacı’nın söyledikleri kendini bağlar, eğer ayıplanırsa kendisi ayıplanır. Ama bunu ülkeyi yönetmekle yükümlü Başbakan söylerse ne olur?

Normal demokratik kültürün olduğu bir ülkede “Ayakların başları yönettiği” diye söze başlayan bir siyasetçi bir dahaki seçimde tek oy bile alamaz.

Şimdi gelelim bu sözlerin anlamına; “ayaklar” kim? Örgütlü işçiler. “Baş” kim? Bugünkü iktidar. Başka söze hacet yok aslında.

Ancak şu noktayı da hatırlamadan edemeyeceğim. Başbakan Erdoğan sık sık “Milli iradeden” söz ediyor. Kapatma davasına karşı halktan aldığı oyun “milli irade” olduğunu ileri sürerek psikolojik ortam yaratmaya çalışıyor. Oysa “milli irade” dediği şeyin önemli bölümünü, önceki gün “ayaklar” dediği insanlar oluşturuyor. Kısacası “milli irade” aslında “ayaklar” demek ki.

Tayyip Bey’in özellikle kapatma davasıya birlikte sinir sisteminin iyice bozulduğu anlaşılıyor. Aksi takdirde hiçbir siyasetçinin söyleyemeyeceği sözleri söylemesi mümkün değil.

*****

Onur kırıcı karar

Son günlerde ülkemizin birçok sorunla boğuştuğunu biliyoruz. Bunca sorun varken yöneticiler çözüm getirmek yerine, ortamı gerecek, huzursuz edecek uygulamalarına devam ediyorlar.

YÖK Başkanı Sayın Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan başkanlığında toplanan YÖK Genel Kurulu’nda, akademik yükseltme ve atama kriterleri görüşülerek, “Bir Üniversitede 12 yıl görev yapan Yardımcı Doçentlerin bu süre sonunda unvanları alınarak öğretim üyeliğinden öğretim görevliliği statüsüne dönüştürüleceği” kararı alındı.

Birçok arkadaşımız bu uygulamayı onur kırıcı olarak algılayarak belki de emekliliğini dolduranlar emekli olacaktır. Öğretim üyesi sıkıntısının çekildiği üniversitelerimizde yetişmiş bu öğretim elemanlarının kaybedilmesinin ülkemize hiçbir yararı yoktur.

Özlük hakları bakımından zaten yıllardır mağdur edilen Yrd. Doçentlerin bu mağduriyetleri giderileceğine böyle bir karar alınması bizleri fazlası ile üzmüştür.

(Bir grup Yrd. Doç. Adına Mahmure Tezer)

*****

“Sanılandan daha kötü”

Yeni Şafak Gazetesi dün AKP’nin kapatmaya karşı hangi strateji doğrultusunda hareket edeceğini açıkladı. Dışişleri Bakanı Ali Babacan’a dayandırılan haberde demokrasinin altını çizen bir savunma hazırlanacağı, AB ile ilgili reformlara hiç ara verilmeden devam edileceği, Anayasa’da gerekli değişikliklerin yapılacağı belirtiliyor.

Habere göre Ali Babacan “Kapatılacağımıza inanmıyorum, ama böyle bir gelişme olursa Türkiye açısından (ekonomi ve uluslararası sahada) sonuç sanılandan çok daha kötü olur” diyor. Yazıdaki ilginç nokta parantez içindeki bölüm. Sanki bunu Ali Babacan söylememiş de yazının yazarı yanlış anlamalara karşı uyarı koymuş gibi. Her neyse.

Aklıma takılan “Sanılandan daha kötü” bir durumla karşılaşacak olmamız. Ne sanıyoruz, ne olacak?

Kapatma kararı alınırsa bunun Türkiye için harika bir gelişme olacağını söylemek mümkün. Ama kapatma kararı da dünyanın sonu değil. Sonuçta Anayasa’yı ihlal edip etmemek önemlidir ve Yüksek Yargı AKP’nin buna uymadığına karar verirse parti kapatılır. Yola devam edilir. Korkacak ve daha da önemlisi “korkutulacak” bir tarafı yok bunun.

*****

Ah bu cinlik

Birkaç gündür AKP’li medyanın manşetlerini “CHP’nin de kapatılabileceği” yönündeki haberler süslüyor. Detaylarını bizim gazetede de okuduğunuz için ayrıntıya girmek istemiyorum.

Ama burada yapılan bir “cinliği” ve tabii “ilkesizliği” de görmemiz gerektiğini düşünüyorum. AKP’li medya özetli şunu söylüyor: “AKP kapatılmak isteniyor ama, CHP’nin de başı dertte, o da kapatılabilir, hatta kapatılmalı.”

Eee, hani parti kapatmak demokrasiye aykırıydı. Neden CHP’nin kapatılma tehlikesine karşı “demokrasi nutukları” atılmıyor da “O halde onlar da kapatılsın” havasına giriliyor. Bir tek işiniz ilkeli olsun yahu...

*****

Sütunlara dikkat!

Amerika’da ölen bir kadın için kilisede cenaze töreni düzenlenmiş. Tören sonunda cenaze görevlileri tabutu taşırken, tabutun ön bölümünü yanlışlıkla kilisedeki sütunlardan birine çarpmışlar. Bu olaydan sonra tabuttan bir inilti sesi duyulmuş. Tabut açılmış ve öldüğü sanılan kadının yaşadığı anlaşılmış. Bir süre hastanede tedavi edilen kadın iyileşmiş ve bir 10 yıl daha yaşamış.

10 yıl sonra öldüğünde ise cenaze töreni yine aynı kilisede yapılmış. Tören sonrası görevliler tabutu taşırken kilisedeki aynı sütunun önüne geldiklerinde, ölen kadının kocası bağırmış: “Lütfen sütunlara dikkat edelim!”

*****

Maslak kavşağında küçük tabelalar kazaya neden oluyor

TEM yolundan Maslak’a çıkıştaki 20 yıllık “tehlikeli çile” nihayet sona erdi. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan “hızlı akan trafiğe yine hızlı soldan giriş” absürdlüğü sonunda bir tünelle çözüldü. Artık TEM’den Beşiktaş Maslak çıkışında birikme yaşanmıyor.

Ancak küçük bir ihmal nedeniyle hemen her gün (çok şükür şimdilik) hafif hasarlı kazalar meydana geliyor. Küçük ihmal dediğim Maslak Beşiktaş ayırımındaki tabelaların küçüklüğü, yılların alışkanlığında olan sürücüleri şaşırtıyor.

Sorun şu; TEM’den geldiniz, Maslak ya da Beşiktaş’a döneceksiniz. Bir kilometre önceden sağdaki yeni yapılan yola giriyorsunuz. Ardından Beşiktaş Maslak ayrımına geliyorsunuz. İşte burada eski alışkanlık ve mantık Beşiktaş’a sağdan, Maslak’a soldan gidileceğini söylüyor size. Ama öyle değil, çünkü Maslak dönüşü tünelden veriliyor bu nedenle sağa girmeniz gerekli.

Tam sapağa o kadar küçük bir tabela konmuş ki son anda fark ediliyor. Yanlış yola girdiğini anlayan sürücü uzun yol kat etmemek için flaşörlerini yakıp geri gelmeye çalışıyor. Ya da son anda yanlış yola gireceğini anlayıp direksiyon kırıyor.

Bu nedenle tam bu kavşağa büyük ve gece için aydınlatılmış bir tabela konulması gerek. Bunun için fazla bir masrafa ya da bürokratik yazışmalara gerek yok herhalde.

*****


Kurnazlık her işe yarar ama hiçbir iş için yeterli değildir.
Amiel


DİĞER YENİ YAZILAR