Aylin Duruoğlu 100 günü aşkındır cezaevinde. Ne ile suçlandığını hâlâ bilmiyor. Mahkeme, Duruoğlu’nun serbest bırakılması için yapılan tüm başvuruları geri çeviriyor, ama tutukluluk halinin devam etmesi için kendilerine sunulan “belgeleri” de açıklamıyor.
Aylin’in tutukluluğunun 100’üncü günü nedeniyle adalet isteyen Vatan çalışanları Aylin’in ailesini ziyaret ederek arkadaşımızın yalnız olmadığını bir kere daha duyurdu.
Bu haberlerden sonra bazı okurlardan mesajlar aldım. Çoğu bu haksız tutuklamaya isyan ederken bazıları da “Aylin’in serbest bırakılması için çağrılar yapıyorsunuz. Bu çağrılar bir tür merhamet isteği gibi algılanıyor. Oysa anladığımız kadarıyla Aylin hakkında hiçbir belge ve kanıt yok. Bunu vurgulamak yerine Aylin’in sanki medya baskısı ile serbest bırakılmasını istiyormuş gibi davranmanız bizi rahatsız ediyor” demişler.
Okurların bu duyarlılıklarını saygıyla karşılıyorum ama bu konuda daha açıklayıcı olmak gerektiğine de inanıyorum.
Açık söyleyeyim ki elbette Aylin Duruoğlu’nun hâlâ hapiste olması hepimizi çok üzüyor ve rahatsız ediyor. Ama açıkçası asıl rahatsız eden Aylin’in hiçbir belge ve kanıt olmadan, henüz anlayamadığımız bir nedenle ve ısrarlı biçimde hapiste tutulması.
“Hapiste yüzlerce kişi var Aylin Duruoğlu’nun durumunda, onları bu kadar haber yapmıyorsunuz” diyenler de var.
Bakın bu doğru. Ama şunu da söylemek gerek Aylin’in arkadaşımız olması aslında bir şans. Elbete son zamanlarda pek çok kişinin hiçbir belge ve kanıta dayanmadan tutuklandıklarını, aylarca haklarındaki iddianamenin yazılmasını ve adalet önüne çıkmayı beklediklerini biliyoruz.
Buna karşı bilmediğimiz bir şey var. Bu kişileri çok iyi tanımadığımız için haklarında gerçekten belge ve kanıtların haydi onu da geçelim suçlamalara karine olacak bir eylemleri olup olmadığını tam bilmiyoruz.
Oysa Aylin’i tanıyoruz, Aylin’i seviyoruz, Aylin’i biliyoruz. Belge ve kanıt ortaya konmadan hakkında ileri sürülenlerin gerçek olmadığını biliyoruz. Ve bu bilgimizden yola çıkarak Aylin’e adaletsizlik yapıldığını haykırabiliyoruz.
Bu nedenle Aylin aynı zamanda haksız yere suçlanan, tutuklanan, eziyet çektirilen herkesin sembolü durumundadır.
Bir gün gerçek ortaya çıkacak. İşte o zaman yakından tanıdığımız Aylin dışındakilerin de aynı adaletsizliğe uğradıklarını kanıtlamış olacağız.
Sevgili Aylin; seni çok seviyoruz ve senin de çok sevdiğin işinin başına dönebilmeni sabırsızlıkla bekliyoruz...
Duble yollarla hiç övünmeyin
İktidarın 7 yıllık dönemi boyunca en övündüğü konuların başında şehirlerarası yolların genişletilmesi, bölünmüş ya da duble olarak adlandırılan yolların yapımı geliyor.
Erdoğan nereye gitse icraatlarını anlatırken bu yollardan söz ediyor ve sanki eskiden bu ülkede yol yokmuş da kendileri her tarafı yollarla döşemişler gibi anlatıyor.
Ancak gerçek durum bu değil. Duble ya da bölünmüş adıyla yapılan yollarla övünmek sadece bilmeyenleri biraz kandırır o kadar.
Son bir ay içinde 1000 kilometrenin üzerinde yol yaptım. Duble ya da bölünmüş denilen yollardan geçtim.
Şurasını hemen söyleyeyim ki, yolların genişlemesi, çift yönlü hale gelmesi elbette çok iyi olmuş. Örneğin birkaç yıl önce İzmir’den Edremit’e doğru gelirken tek yol kullanmıştım, şimdi Gömeç’e kadar olan bölüm çok genişlemiş, rahatlıkla gidiyorsunuz.
Ama çağdaş bir ülkenin “başarı” grafiği “eskiden kamyon arkasına takılıp kalıyorduk, şimdi ne güzel gidiyoruz” mantığı ile yükselmez.
Bakın bu yolların çoğunda gördüğüm manzara şöyle: Yolların hiçbiri düz değil. Yer yer çöküntüler, eğri büğrülükler var. Neredeyse gördüğüm hiçbir yolda şerit çizgileri yok ya da çok kötü malzeme ile çizildiği için silinmiş. Kedi gözleri çok yetersiz, uzun farları yakmadıkça bunlar parlamıyor. Trafik işaretleri ya hiç yok ya da çok yetersiz.
Evet, ulaşım daha kolaylaştı ama güvenlik eskisinden kötü hale geldi. Sonuç olarak; Karayolları eskinin en önemli ve başarılı devlet kuruluşlarının başında gelirdi. Oysa şimdi siyasal baskı altında olduğu için en başarısız kuruluşlardan biri haline gelmiş. Sırf “bizden” mantığı ile Anadolu’nun her yerinde mantar gibi biten ve yolların en fazla 30 kilometrelik bölümünü üstlenen müteahhitlerin yetersizliği yüzünden duble yol adı altında genişletilmiş ve tehlikeye açık yolları kullanıyoruz.
Kilitlendik teröristin ağzına bakıyoruz
Apo diye anılan terörist Abdullah Öcalan’ı hayatımda bir kere gördüm. 1974 yılıydı, Ankara Kızılırmak Caddesi’nde bir arkadaşımla yürüyordum. Önümüzde de parkalı iki genç gidiyordu. Arkadaşım “Bak Apo bu” dedi bana.
Şöyle bir baktım. Pala bıyıklı, yapılı biri. O tarihlerde Ankara’da sadece 8 kişiden oluşan bir grubu vardı Öcalan’ın. Diğer sol gruplar arasındaki adları Apocular’dı. Aşırı Kürt milliyetçiliği üzerine sol siyaset yaptıkları için “dikkat edilir” ama itibar edilmezdi.
Sonra Apo yok oldu gitti. Derken, bundan tam 25 yıl önce bugün, Eruh’ta adeta bir halk isyanı biçiminde ortaya çıkan PKK ile Apo adını tekrar duyar olduk.
Kürt milliyetçiliği adına ve ayrı devlet kurmak için terör silahı ile ortaya çıkan Apo ve yandaşları, PKK örgütü 25 yıldır binlerce kişiyi öldürdü, on binlerce kişiyi yaraladı, karakollar bastı, köyleri yaktı, anne karnındaki bebelere bile kurşun sıktı.
Apo şimdi hapiste ama bütün Türkiye kilitlendi ne açıklayacağını merak ediyor. Terör örgütünün lideri Türkiye Cumhuriyeti’ne terör yoluyla başkaldırmalarının 25. yıl dönümünde Türkiye Cumhuriyeti hükümetine yol haritası çizeceğini açıkladı bir süre önce. Ancak dün son anda bundan vazgeçildi ve ertelendi. Herhalde bir pazarlık yapıldı.
Ve şimdi bir kısım “Türkiye sevgisizi” çözüm adı altında ve heyecan içinde “bakalım Kürtlerin lideri nasıl bir çözüm sunacak, inşallah iyi şeyler söyler de, biz de yerine getirir sorunu bitiririz” diye bekleşiyor.
Türkiye aklını yiyor sanki.
Zorla Viagra ve porno film
Merhaba Can Bey; Uzun yıllardır Tahtakale’de esnaflık yapmaktayım. Bana rahatsızlık veren bir olayı sizin aracılığınızla kamuoyuna duyurmak istiyorum. Özellikle Tahtakale Tomruk Sokak ve PTT’nin olduğu sokakta çoluk çocuk, koca koca adamlar önümüzü keserek bize zorla Viagra, porno CD satmaya çalışıyorlar. Artık iş çığırından çıkmış durumda. Üstelik zabıtanın da bunlara göz yumması bize daha çok rahatsızlık vermekte. Turistlerin akın ettiği bir semtte bunların yapılması utanç duymamıza yol açıyor. Sesimi duyurmakta bana yardımcı olabilirseniz sevinirim. Sevgiler... (Tahtakale’den İbrahim)
Bu akşam Cem TV’deyim
Profesör Tolga Yarman her hafta cumartesi akşamları Cem TV’de program yapıyor. Yarman bir konuk alarak haftanın önemli olaylarını, gelişmelerini tartışıyor. Soru - cevap olduğu kadar karşılıklı sohbete de dönüşen programın bu akşamki konuğu benim.
Program saat 19.00’da başlıyor. Zaman da olduğu için Tolga Yarman’la hayli hoş ve içerikli bir sohbet yapma olanağı bulacağız.

