Askeri gerçekten zor durumda bırakan iki olayı üst üste yaşadık.
Birincisi medya hakkında hazırlanmış bir “andıç” çıktı ortaya.
İkincisi bir emekli kuvvet komutanının yazdığı iddia edilen günlükler saçıldı.
İki olayda dolaylı yoldan gibi olsa da amacın askeri yıpratmak olduğunu anlamamak mümkün değil.
Bu iki olayın askeri yıpratmak dışındaki ortak bir noktası daha var.
Hem medya andıçı hem de günlük olduğu iddia edilen bilgisayar kayıtları Amerika’nın Utah eyaletindeki bir adrese gönderilmiş. Utah Amerika’da çok katı kuralları olan Mormon’ların eyaleti. Salt Lake City de adeta başkent.
Ve hem andıç hem de günlük bu eyaletten yayın yapan bir internet sitesinden dünyaya yayılmış.
Askeri kaynaklar açıkça isim vermemekle birlikte “Amerika’da bir kişiye gönderilmiş” ifadesini Fethullah Gülen için kullanıyorlar.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin yasadışı bir örgüt gibi “tezgah” düzenlemeyeceğini bildiğimize göre, demek ki ellerinde çok güçlü deliller ya da belgeye dökülememiş kanaatlar olduğu kesin. Yani asker üstü kapalı olarak da “Fethullah Gülen’i işaret ediyorsa” bu doğrudur.
Nitekim Utah’tan yayın yapan iki internet sitesindeki bu tür haberlerin üzerine anında atlayarak yayınlayan medya organlarına baktığımızda, bunların sahip ya da yöneticilerinin Fethullah Gülen hareketine yakınlık duydukları konusunda güçlü kanaatler oluştuğunu görüyoruz.
Fethullah Gülen çok uzun yıllardır Amerika’da yaşıyor. Hakkında herhangi bir mahkumiyet ya da dava olmadığını biliyorum. Ancak buna rağmen nedense Türkiye’ye gelmiyor. Belli ki bizim de bilmediğimiz bir endişesi var.
Gülen ve yandaşları şu sıralarda son derece tedirginler. Çünkü yıllardır tek tek tuğlalarla duvar örer gibi Türkiye’nin İslam devletine yumuşak biçimde kaydırılması için çaba harcadılar.
Sonuçta siyasal islamcı bir ekip demokrasinin ve seçim sisteminin cilvesi sonucu iktidarı göbeğinden yakaladı. Ancak bu elbette yetmeyecektir. Laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyet’in tüm kalelerinin ele geçirilmesi ve bu cumhuriyetin bir islam cumhuriyetine çevrilebilmesi için son bir adım daha kaldı. O da Cumhurbaşkanlığı.
Fethullah Gülen bu son kritik aşamayı özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, gücünü Anayasa’dan alan “Cumhuriyeti koruma ve kollama” görevini yerine getirmesine imkan tanımadan aşmak istiyor herhalde.
Bu nedenle de önce askeri sıkıştıracak operasyonlar düzenleyip, sonra hâlâ aymazlık içinde olan sözde demokratların desteği ile kamuoyunu etkilemek ve nötr hale getirmek istiyor.
Eğer Tayyip Erdoğan ya da bir benzeri şu veya bu nedenle Çankaya Köşkü’ne çıkmazsa Fethullah Gülen Amerika’daki yaşamına devam eder.
Ama Tayyip Erdoğan veya bir benkeri Çankaya’ya çıkarsa Fethullah Gülen hiç şüpheniz olmasın ki, bir süre sonra tıpkı Ayetullah Humeyni’nin Tahran’a dönüşü gibi Türkiye’ye gelir.
O günkü “devlet” onu Ayetullah Fethullah olarak karşılar.
NOT: Ayetullah tanımı bir benzetme için yapılmıştır. Lütfen kimse “Ayetullahlık Şiilik’te vardır” türünden açıklayıcı bilgiler vermek için kendini zahmete sokmasın.
1 Nisan haberleri
Bugün 1 Nisan. İnsanların birbirine en çok şaka yaptıkları gün.
Bu yıl nisan ayı belli ki, şaka gibi geçmeyecek. Hatta son derece sert geçeceğini söylemek yanlış olmaz.
Öyleyse gelin bari Nisan’ın sadece bir gününü, bu ilk gününü şakalara ayıralım.
Sizlere bazı haber başlıkları vermek istiyorum. Elbette şaka bunlar. Ama bir de gerçek olduğunu düşünün. Hayat çok daha güzel ve stressiz olmaz mıydı?
* TAYYİP ERDOĞAN ADAYINI AÇIKLADI
Erdoğan Meclis Grup toplantısında şöyle konuştu: Cumhurbaşkanlığına aday olmuyorum. Laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı için parti olarak oyumuzu Anayasa Mahkemesi Başkanı’na vereceğiz. Böylelikle Türkiye’nin ilk kadın cumhurbaşkanını seçmek de Allah’ın izniyle bu parlamentoya nasip olacak.
* BAYKAL ÇEKİLİYOR
CHP Genel Bakanı Deniz Baykal Genel Başkanlık görevinden istifa ettiğini ve bundan sonra aktif politikayı partideki gençlere danışmanlık yaparak sürdüreceğini açıkladı. Baykal “Benim yerime genç dinamik ve çalışkan Mustafa Sarıgül’ün geçmesi diğer partililerin de isteğidir” dedi.
* AMERİKA IRAK’I TERK ETTİ
Irak’taki son Amerikan birliği de ülkeyi terk etti. Irak bir yıl içinde demokratik biçimde seçimlerini yapacak.
* İRAN NÜKLEER ISRARINDAN VAZGEÇTİ
İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad yaptığı açıklamada “Nükleer çalışmalarla enerji sorunumuzu halletmek istiyorduk. Ancak komşu ülkelerin doğal olarak tedirgin olduğunu gördük ve bundan vazgeçtik” dedi.
* BUSH İSTİFA ETTİ
Amerika Başkanı George W. Bush seçime bir yıla yakın bir zaman kala görevinden istifa etti. Bush istifa mektubunda “Yanlış kararlar aldım, dünyaya barış getireceğime savaşı körükledim ve pek çok insanın ölmesine neden oldum. Bu istifam aynı zamanda tüm dünyadan özürümdür” dedi.
* AB TÜRKİYE’Yİ ERKEN ÜYE YAPACAK
Avrupa Birliği dönem Başkanı Alman Başbakanı Merkel yaptığı açıklamada “Türkiye’ye haksızlık yapıldı. 70 milyonluk dinamik bir ülkenin Avrupa dışında bırakılması söz konusu bile olamaz” dedi. Türkiye’nin önümüzdeki yıl resmen üye olacağı açıklandı.
Bu sabah kalkıp da gazeteleri elimize aldığımızda bu haberlerle karşılaşsak, şaka bile olsa, fena mı olurdu?
Nedir bu acele?
İran ile İngiltere arasındaki sorun giderek tırmanıyor. Gelişmeler daha sıcak bir çatışmaya dönüşür mü, orasını söylemek çok zor tabii.
Bu arada Türkiye de olaya aktif olarak katıldı. Başbakan Erdoğan İran Cumhurbaşkanı ile görüştü, esir tutulan askerlerin serbest bırakılmasını ya da azından kadın askerin ülkesine gönderilmesini istedi.
Bunu da tüm medyaya duyurdu. Bence biraz erken davrandı. Çünkü bir iki gün sabretse İran’ın esirleri serbest bırakmadığını görüp olaya müdahil olduğunu açıklamazdı. Böylelikle itibar kaybına uğramazdı.
Eğer İran esirleri bıraksaydı, bu kez ortaya çıkıp bunun kendi mekik diplomasisi ile çözüldüğü anlatma şansı bulur ve büyük prim yapardı.
Bazen iç siyasette mesafe almak adına acele ile yapılan işler insanın ayağına dolanır. Esirler bir iki gün içinde bırakılmazsa Tayyip beyin olduğu gibi Türkiye’nin de itibarı sarsılacaktır.

