Bir yanlışı anlatmak istiyorum. Genelkurmay Başkanı terörle mücadele amacıyla Irak’a yönelik bir operasyon yapılması gerektiğini söylemişti.
Erdoğan ise bu talebi ciddiye bile almadı, üzerinde konuşmadı. Genelkurmay Başkanı iki ay içinde bu talebi 4 kez yineledi. Tayyip Bey yine ciddiye almadı.
Almadığı gibi halkın önünde yaptığı bir konuşmada “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” dedi.
Bu sözlerini çok eleştirdik. Erdoğan’ın şehitler konusunda hassas olmadığını ileri sürerek bunun vatan sevgisiyle bağdaşmayacağını bile söyledik.
Demek ki halk bu sözü farklı algılamış.
Tabii bazı şeyleri seçimden sonra anlamak daha kolay oluyor. Aslına bakarsanız, Tayyip Bey bu sözü ilk söylediğinde, gerçekte ne demek istediğini kendi hesabıma anlamıştım.
Erdoğan şunu söylüyordu: “Şehitler diyorsunuz ama oğlunuz askere giderken bunun olabileceğini de biliyorsunuz. Bu bir vatan görevi. Askerlik kolay iş değil, kimse orada tatil yapmıyor, bir an gelir ki şehit de olabilirsiniz.”
Yine kendi hesabıma konuşmayı böyle yorumlamak yerine, tersinden baktım. Çünkü sonuçta bu bir seçim mücadelesiydi, AKP zihniyetinin Türkiye’yi Arap görünümlü bir İslam cumhuriyetine çevirmesi ihtimali çok yüksek geliyordu bana, üstelik sonuna kadar bağlı olduğum laik demokratik cumhuriyet ilkelerinin de AKP yüzünden yerle bir olacağına inanıyordum.
Sırası gelmişken, bu ihtimalin olduğunu şimdi de düşünüyorum. AKP her ne kadar artık merkez sağın tam ortası olsa da, çekirdek kadronun bu nihai amacı taşıdığını sanıyorum.
Bu nedenle artık çok renkli hale gelen AKP’nin bütün icraatlarını sonuna kadar izlemeye ve didiklemeye elbette devam edeceğim.
Gelelim “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” sözünün halk üzerindeki etkisine.
Bence sessiz duran Türk halkı Erdoğan’ın bu sözlerini gerçek anlamıyla algıladı. Türk milletinin “kahraman” olması ayrı şeydir, oğlunuzu şehit vermeniz ayrı. Ateş düştüğü yeri yakar. “Şehitler ölmez” diye bağrılıyor ama, siz o cenazelerden birkaç gün sonra şehit olan gencin annesini babasını hiç ziyaret ettiniz mi? O acılı insanlar hâlâ cenaze gününün ruh hali içinde mi acaba?
İşte bu gerçekten hareket eden milyonlarca kişi “Vatan için her şeyimiz feda olsun ama, şimdi bu savaş lafları da nereden çıkıyor. Oğlumun cenazesini kaldırmak istemiyorum” dedi.
Genelkurmay Irak’a müdahaleden söz ediyor, AKP iktidarına karşı olanlar durumu Erdoğan aleyhine kullanmak için “niye harekete geçmiyorsun?” diye eleştiriyor, oğulları askerlik çağında olanlar ise “Tayyip Erdoğan ülkeyi savaşa sokmayacak, oğlum ölmeyecek” diye düşünüyor.
Türk halkı artık kahramanlığı kitaplardan okumak istiyor.
Bu seçimde laiklik ve demokrasi yoktu
Seçimlerden AKP’nin zaferle çıkmasından sonra şimdi herkes bunu yorumlama telaşına kapıldı. Bazı yorumları dinliyorum; deniyor ki “millet askerin müdahalesine kızdı, demokrasiye inancını gösterdi” “laiklik çok abartıldı, tepki buna oldu.”
Bana göre bunların hiçbiri olmadı. Türk halkı gerçekçi davrandı. Kriz çıkmasını, gerginlik yaşanmasını, kahramanlık yarışı yapılmasını istemedi. Ne demokrasiyi, ne laikliği düşündü, sadece cebini önemli gördü, istikrar söylemine inandı.
Bunun kanıtını da söyleyeyim; dün pek çok kişiyle görüştüm. Örneğin bir kadın dedi ki “Can bey yazılarınıza ve konuşmalarınıza hayranım, ne kadar doğru şeyler söylediniz.” Evet böyle ama, oyunu AKP’ye vermiş. Çünkü benden farklı düşünmüyor, kaygıları aynı, ama diğer partiler onu korkutmuş. AKP’nin bundan ileri gidemeyeceğine inanıyor. Mesele budur.
Mehmet Aydın’la konuşma
Seçimden sonra AKP hükümetinden ilk konuştuğum bakan Mehmet Aydın oldu. Aydın dün sabah aradı. Mehmet Aydın “17 Temmuz günü yazdığınız yazı için aradım” deyince biraz tedirgin oldum. Çünkü bu yazı bakanların bağlı bulunduğu iddia edilen tarikatları belirten bir yazıydı.
AKP’nin seçim zaferinden sonra bir bakanla ilk temasın seçim öncesi bir yazı ile ilgili olması pek de hoş değil.
Ancak Mehmet Aydın son derece nazik bir dille “Beni Fethullah Hoca cemaatinden göstermişsiniz, bu ilk kez olmuyor. Bu konuda pek çok yayın yapıldı, hiçbirine açıp da cevap vermedim, sizin ciddiyetinizi bildiğim için aradım” dedi.
Ardından da ekledi “Felsefe konusunda çok iyi eğitim görmüş, pek çok dil bilen, dini inançlar konusunda sayısız araştırma yapmış inançlı biri olarak bir tarikat ya da cemaatin altında olmayı asla kabul edemem.”
Mehmet Aydın Fethullah Gülen’le hiç karşılaşmadığını, ancak ister Mason olsun ister dini bir tarikat olsun herkesle medeni ortamda görüşebileceğini ama bunun bir bağlılık anlamına gelmeyeceğini belirtti.
Aydın’a bu samimi yaklaşımından ötürü duyduğum mutluluğu belirttikten sonra “Bu fırsattan yararlanarak sizi de kutlamak isterim. Aldığınız bu desteğin sizi çok daha sorumlu hale getirdiğini mutlaka siz de biliyorsunuz. Ülkenin bundan sonra daha iyiye gitmesi için bizim de elimizden gelen her türlü desteği vereceğimizi bilmenizi isterim” dedim.
Ertuğrul Günay Meclis Başkanı olmalı
AKP seçim zaferinden sonra ilk sınavını Meclis Başkanlığı seçiminde verecek. Perşembe ya da cuma günü Yüksek Seçim Kurulu kesin sonuçları açıkladıktan sonra seçilenler mazbatalarını almaya başlayacak. Ertesi hafta Meclis toplanacak, yemin töreninden sonraki ilk iş de başkanlık divanının seçmek.
Peki Erdoğan’ın Meclis Başkanı adayı kim olabilir? Akla ilk gelen isim elbette Bülent Arınç. Erdoğan’ın bu kez Arınç’ı isteyeceğini sanmıyorum. Zaten bundan önce de istememişti, Arınç çok bastırmıştı. O tarihte Arınç’ı arkasında ciddi bir milletvekili gücü vardı. Tayyip Bey bunu göze alamamıştı.
Şimdi durum farklı. Artık Arınç herhangi bir tehdit unsurunu kullanamaz.
Bu durumda yeni Meclis Başkanı liberal veya sol isimlerden seçilirse bana göre çok şık olur.
Kim olmalı derseniz de, Ertuğrul Günay’ı gösteririm. Günay çok iyi bir hukukçu ve devlet adamıdır. Çok uzun yıllar emek verdiği siyasette Meclis Başkanı olarak taçlanması da çok anlamlı olacaktır.
Belki bazılarınız “seçimden önce ağır eleştiri yazısı yazmıştın” diyebilirsiniz. Evet yazdım. Ama Ertuğrul Günay’ın kalitesini de teslim ettim. Onun AKP’ye gitmesini doğru bulmadığımı belirttim. Belki “insan içine çıkamayacak” cümlesi biraz ağır kaçmış olabilir, o da o günün koşulları altında yazılmıştı.
Ertuğrul Günay’ın Meclis Başkanı olması Meclis’e de ayrı bir kalite ve güven getirecektir.
“Askerlik yan gelip yatma yeri değil”
Haberin Devamı

