Yılmaz Dağdeviren, televizyon gazeteciliğinden ağabeyimiz. Şimdi emekliliğin tadını çıkarıyor ama yan gelip yatarak sadece keyif çatmıyor.
Sürekli araştırıyor, inceliyor, yazıyor. Sonra da bu yazdıklarını herkesle paylaşmaya çalışıyor. Zaman zaman bana da gönderiyor, birkaç kez ondan gelen yazıları size de sunmuştum.
Bu kez anlamı değişen bazı kelime ve kavramları yazmış Dağdeviren. Okuyun bakalım, itiraz edebileceğiniz bir “yeni tanım” var mı?
KİŞİLİK: Her an değişen, her renge giren, güvenilmez.
İLKE: Kişisel inanç, yarara dayalı, her an ayaklar altına alınabilen yorum, uygulama.
HOŞGÖRÜ: Mahkemelerde “nitelikli dolandırıcı” kararı da çıksa, tecavüzcü de olsa dinci kisvesine bürünenleri sevgi ve saygıyla koruma. Bizden (!) olmayanlara düşmanlık.
DEMOKRASİ: İktidardaysam eleştirinin, muhalefetin olmadığı kullar uygulaması.
ÖZGÜR: Dini veya siyasi liderinin dediğini yapan.
ÖZGÜRLÜK: Sadece uygun gördüklerime benim uygun gördüklerim.
DÜRÜST: Her an yalan söyleyebilen demagok.
DOĞRU/ GERÇEK: Mirimin, liderimin söyledikleri.
YALAN: Bizimkilerin dışındakilerin söyledikleri.
TARAFSIZ: AKP’ye üye olmadan onu destekleyen (Gizli üye olmasında hiçbir sakınca yok. Çünkü inkâr, yalan kavramlarının eski tanımları geçerli.)
BAŞBAKAN: Devlet memuru olmayan, kendi yağcıları dışında herkesi azarlayan, düşman görüp yurt dışına gönderen.
HUKUK: Guguk, muguk.
ADALET: Aklı kıt, çeyrek miras alabilen, burkalı/ çarşaflı, tanıklık yapamayan eksikli kadın adı.
ORDU: Laik ise yok olası, dinci ise her tür faşizmi yapma hakkı olan baştacı kuruluş.
LİBERAL 2. CUMHURİYETÇİ: Yukarıdaki yeni tanımlara uyan Türk? Aydın?!
Bazı istisnalar kuralı bozmaz tabii ki.
10 ilginç bilgi
1) Einstein 9 yaşına kadar konuşamadı. Ebeveynleri gerizekâlı olduğundan şüpheleniyordu.
2) Los Angeles’da insanlardan daha çok araba var.
3) Rüzgârlı bir günde bir arı tarafından sokulma olasılığınız, diğer günlere göre çok daha fazla.
4) Bir insan günde ortalama 15 kere güler.
5) Araştırmalara göre, sivrisinekler muz yemiş kişileri ısırmaya bayılıyor.
6) Bir timsahın kafasını kesseniz bile birkaç hafta daha yaşayabilir.
7) Beethoven, kafasından aşağı soğuk su dökmeden beste yapamıyordu.
8) Kansas’da çıplak elle balık tutmak yasak.
9) Çoğu ruj balık pulundan yapılıyor.
10) Çoğu inek müzik dinlerken daha çok süt üretiyor.
(Haftaya 10 bilgi daha var)
Yıldırım Tuna fıkraları
Yıldırım Tuna’dan bu hafta gelen fıkralardan bir demet. Haydi hep birlikte gülelim:
Üç bilet
“Hayatım harika bir gece geçireceğiz, üç tiyatro biletim var!” demiş genç adam nişanlısına...
- Üç bilet mi? Kimler için?
- Annen, baban ve kardeşin için.
Kendi yatağı
Adam üçüncü sınıf bir kasaba oteline gitmiş. “Gecesi onbeş dolar” demiş otelci, “Ama yatağınızı kendiniz yaparsanız beş dolar!” Adam “Tamam, ben yatağımı kendim yaparım!” demiş.
“O halde!” demiş otelci, “Durun ben gidip biraz tahta ve çivi getireyim!..”
Dondurma
Parkinson hastası ihtiyar sokaktaki dondurmacıya girmiş “Bana” demiş “Bir külah dondurma.” Dondurmacı “Tamam amcacığım” demiş “Neyli olsun?” İhtiyar “Fark etmez” demiş, “Nasıl olsa yere düşüreceğim!”
Kayıp havlular
- Yeni hizmetçinin eli biraz uzun galiba.. İki havlumuz da kayıp!
- Aaaa!.. Hangileri?
- Hilton’dan aşırdığımız büyük ile Sheraton’dan yürüttüğümüz sarı!..
İltica talebi
Geçmişte, 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde pek çok kişi işkencelerden ve baskılardan kurtulmak için yurt dışına kaçmış ve Batılı ülkelerden sığınma hakkı istemişti. Sığınma için başvuranlar genellikle “Türkiye’de demokrasi olmadığını ve muhalif görüşleri nedeniyle takibata uğradıklarını” söylerlerdi. Yakında yine bir iltica furyası başlayabilir. Bu kez sığınma başvurularında “Türkiye’deki aşırı demokrasi” nedeniyle diye başlayan cümleler okunabilir.
Klozet ve yıldönümü arasında ne benzerlik vardır?
Erkekler ikisini de ıskalar...

