Arınç: Sloganlı grup toplantısı yakışıksız

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç nezaket göstererek iki gün önce kendisine yazdığım açık mektup için bizzat telefon etti

Haberin Devamı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç nezaket göstererek iki gün önce kendisine yazdığım açık mektup için bizzat telefon etti.

Başkan Arınç AKP Grup Toplantı Salonu’ndaki amigolu, sloganlı gösterinin son derece yakışıksız olduğunu belirterek “Büyük bir üzüntüyle, utanarak izledim, bu olay Meclis’in saygınlığında derin bir yara açmıştır” dedi.

Meclis çatısı altında böyle olayların yaşanmaması için elinden gelen çabayı gösterdiğini söyleyen Bülent Arınç “Ne yazık ki uzunca bir süredir bu tür eylemlere tanık oluyoruz. Bu iş maalesef 1991’den sonra başladı. Ama bu son olay bardağı taşıran damla niteliğindedir” diye konuştu.

“Ben bu tür eylemlere görevim gereği 1996 yılından beri tanık oluyorum” diyen Arınç “Slogan atmalar Tansu Hanım döneminde ilk kez görülmüştü, ben Meclis başkanı olduktan sonra liderleri bu konuda uyarmaya çalıştım. Bu yapılanların Meclis’in saygınlığını düşürdüğünü hep söyledim, ama dinletmek ne yazık ki mümkün olamıyor” dedi.

Arınç son AKP Grup toplantısında amigolarla birlikte slogan atan gençlerin Meclis binasına üniforma gibi görünen bazı atkılarla geldiklerini, ancak güvenlik kuvvetlerinin bunu engellediklerini de söyledi.

Arınç sorunun temelinde Meclis Televizyonunun canlı yayın yapması olduğunu da ileri sürerek “Herkes görüntüler canlı olduğu için şov yapmaya çalışıyor, ne yazık ki bunda da başarılı oluyorlar. Ancak bunu şu anda kim önlemeye çalışırsa başına taş yağar” dedi.

Canlı yayınlar nedeniyle grubu olan her partinin salonları yandaşlarıyla doldurmasından yakınan Arınç “Örneğin eskiden genel başkanlar konukların olduğu topluluğa karşı kısa bir konuşma yapar, sonra kapılar kapanır ve milletvekilleri kendi aralarında değerlendirmeler yapardı. Ama şimdi hiçbir genel başkan bu kapalı oturumları yapmıyor, sürenin tamamını canlı yayına ayırıyor” şeklinde konuştu.

“Meclis Televizyonu bu toplantıları canlı olarak yayınlamasa inanın bu olayların hiçbiri yaşanmaz” diyen Arınç “Ama eğer önümüzdeki dönemde bu görev yine bana verilirse bu kez daha etkin önlemler almak için işin başından itibaren gerekli kuralları mutlaka koyacağım” dedi.

Son olayla Meclis’in saygınlığına gölge düştüğünü üstüne basa basa tekrarlayan Bülent Arınç liderlerin daha hassas olmaları gerektiğini belirterek “Eğer onlar bu tür ayıplara geçit vermezlerse bu sorunu çözeriz, ama korkarım liderler özellikle seçime giden Türkiye’de buna uymak istemeyeceklerdir” diye konuştu.

***

Partili olmak ya da devlet adamı olmak
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç son derece samimi biçimde Meclis Grup salonlarındaki sloganlı, alkışlı toplantılara yönelik eleştirilerini aktardı.

Söylediği pekçok cümlede haklı olduğunu teslim etmek kaydıyla bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum.

Arınç, belki siyasetin gereği olarak haklı biçimde “Bunu önlemek isteyenin başına taş yağar” diyor. Ama işte devlet adamı olmakla partili bir siyasetçi olmak arasındaki fark da burada değil mi? Sayın Meclis Başkanı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onurunu ve saygınlığını korumak adına atacağı her adım, alacağı her önlem bu Meclis’i oluşturan Türk Milleti tarafından desteklenecektir.

Partisi ve Genel Başkanı Arınç’ı eleştirebilir hatta yerden yere vurabilir. Ama Arınç kratındaki bir devlet adamının bundan çekinmemesi,bu saygınlığı korumak adına yapılacak her türlü baskı ve saldırıya karşı göğsünü siper etmesi gerekir.

Türkiye, onurlu, gururlu ve kararlı devlet adımına o kadar hasret ki...

***

Kanaltürk’e vergi denetimi yapılamaz
Maliye Bakanlığı’nın muhalif yayınlarla kendini tanıtan Kanaltürk televizyonuna karşı giriştiği sindirme operasyonu toplumun çeşitli kesimlerinde tartışılmaya devam ediyor.

Doğal olarak bu konuya medya da girdi. Gazete ve televizyonlarda bu sindirme operasyonu didiklenirken, ilk gün benim de yaptığım bir hataya herkesin düştüğünü görüyorum.

Tabi benim hata dediğim noktayı, asıl hareket noktası yaparak Kanaltürk’e fırsat bu fırsat saldırmak, Kanaltürk nezdinde AKP iktidarından rahatsız olan herkese hakaretler yağdırmak isteyenler de var.

Benim hata yaptım dediğim şu: Ben ve bazı yazarlar (Elbette kimse Kanaltürk’ün ayrıcalıklı tutulmasını, bu nedenle vergi denetimlerinden muaf tutulmasını savunmuyor. Eğer Kanaltürk’te usulsüz işlemler varsa elbette sorumluları cezalarını göreceklerdir. Ama bunun bu aşamada yapılması yakışık almıyor) mealinde görüşler ileri sürdük.

Ama daha sakin bir kafayla düşününce şu sonuca varıyorum ve diyorum ki “Hayır, her ne şart altında olursa olsun, maliye Kanaltürk’te vergi denetimi yapamaz”

Birincisi, herkes biliyor ki, Kanaltürk bazı gazetecilerin bir araya gelerek kurdukları bir yayın organı. Reklam gelirlerinin çok yüksek olamayacağı yayınlardan görünüyor. Kanaltürk her tarafından vergi kaçırıyor olsa bile bu devede kulağın tüyü bile değildir.

İkincisi, seçim takvimine 6 ay kala bir medya organında her ne sebeple olursa olsun bu tür incelemeler başlatmak, asla ve kat’a iyiniyetle ve görev aşkıyla yapılmış olamaz. Burada sadece kin, düşmanlık ve husumetten söz edilebilir.

Kanaltürk’e gelinceye kadar Türkiye’nin gerçek vergi kaçaklarına bakmak gerekir. Siz tüm milletin gözü önünde vergi kaçıran, hatta bunu yaparken herkesle alay edenlere hiç dokunmayacak ve Türkiye’nin ne kadar iyiye gittiği nutukları atacaksınız sonra görev aşkını Kanaltürk’e saldırmakla kanıtlamaya çalışacaksınız. Bu asla kabul edilemez.

İkinci nokta ise şu: Kanaltürk’e yapılan, genel bir vergi incelemesi de değil. Yıllarını gazeteciliğe vermiş, içi dışı herkesçe bilinen bazı isimlerin geçmişe dönük hesaplarının da incelenmesi söz konusu. Bu çok önemli ayrıntıyı da gözardı etmeyin.

***

Trafikte ek şerit yapmak zeka değil
Trafikle ilgili küçük önerilere devam ediyorum.

İstanbul trafiğini en çok sıkıştıran unsurlardan biri de “kendini akıllı ve zeki sanan” bazılarının ağır ilerleyen kavşak noktalarında ek şerit yaparak öne geçme çabaları.

Beni tarfikte en deli eden şey bu. Herkesin hakkına saygı duyarak trafiğin elverdiği biçimde ilerlerken, biri yanınızdan hızla geçiyor, sıranın en başına gidip araya kaynak yapmaya çalışıyor.

İki üç araba benim öfkemi gösterip bu sözde zeki adamı sıraya sokmuyor ama sonuçta biri yol vermek zorunda kalıyor.

Demokrasiyi hep siyasette konuşuyoruz. Oysa trafikte ek şerit yapmak sözde uyanıklığı demokrasinin en temel değerlerini de ayaklar altına almaktır aynı zamanda.

Hem başkasının hakkını gaspediyorsunuz hem de herkesi daha büyük bir sıkıntı içine sokuyorsunuz.

Lütfen yapmayın ve yaptırmayın. Yapana tepki gösterin.

DİĞER YENİ YAZILAR