Arınç aday olur ve 79 oy alırsa...

Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili tartışmalar yılbaşı ve bayram tatilleri nedeniyle bir parça azalmıştı. Ancak kulisler ve senaryolar tekrar hız kazanmaya başladı

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili tartışmalar yılbaşı ve bayram tatilleri nedeniyle bir parça azalmıştı. Ancak kulisler ve senaryolar tekrar hız kazanmaya başladı. Cumartesi günü AKP’den milletvekili seçilen ama sonra istifa eden bir milletvekili ile karşılaştım. Oturup epeyi sohbet ettik. Cumhurbaşkanlığı konusunda hayli ilginç bir senaryosu vardı. Aramızda şu konuşma geçti.

- Tayyip Bey aday olmayacak.

- Bana göre de aklın yolu bu.

- Muhtemelen AKP’den birini aday gösterecektir.

- Öyle sanıyorum.

- Karısının başının açık olmasına dikkat edecek.

- Bunlar hep konuşuluyor.

- Seçilen kişi Tayyip Bey’in sözünden çıkmayacak biri olacak tabii.

- O da öyle söyleniyor. Başına sorun almak istemez.

- Ama bu oyun kendi partisinden bozulabilir.

- Yani AKP’den?

- Evet aynen öyle.

- Nasıl olacak bu?

- Arınç faktörünü unutma.

- Arınç ne yapacak ki?

- Cumhurbaşkanı tarifini yapmıştı hatırlıyorsan.

- Evet biraz kendini tarif etmişti.

- Evet ama satırarasında mesaj da vardı.

- Nasıl bir mesaj?

- Tayyip Bey’e aday ol yoksa... diyordu.

- Yoksa ne?

- Sen aday olmazsan ben olurum.

- Parti karar verirse olur tabii.

- Hayır partinin kararı değil.

- Kimin kararı.

- Arınç’ın kendi kararı olacak.

- Yani Arınç kendisi mi aday olacak?

- Verdiği mesaj o.

- Yani AKP bir aday açıklayacak.

- İşte o zaman Arınç devreye girecek.

- Ne yapacak?

- Bu durumda ben de adayım diyecek.

- Olabilir mi?

- Olacağına bak.

- Ne olur ki?

- Neler olmaz. Hem Anayasa ve yasalara uygun seçim olur hem de kimse seçilemez.

- Yok canım.

- Çok basit, ilk iki turda CHP oy vermeyeceği için kimse kazanamaz.

- Tamam.

- Sonra üçüncü tura geçilir.

- 276 oy gerekli. AKP grup kararına uyar.

- Olmaz, bir kere grup kararı alınamaz, ikincisi oylama gizli zaten.

- ????

- Arınç’ın AKP’de büyük gücü var.

- Bunu kullanır mı?

- Arınç istemese de bu güç etkisini gösterir.

- Neden?

- Çünkü Tayyip Bey aday olmazsa geri adım atmış, korkmuş olacak. Arınç ve onun gibi daha radikal olanlar buna çok öfke duyacaklar.

- Duysunlar, sonuç değişir mi?

- Sayısal duruma bakmak lazım.

- 276 oy alan seçilir.

- Hesap yapalım. AKP’nin 354 milletvekili var.

- Evet

- Yani Arınç 79 oy alırsa Cumhurbaşkanı seçilemez.

- Olur mu canım, dördüncü turda ikna ederler.

- Unutma edemeyebilirler.

- Bana göre ederler.

- Bir başka nokta daha var.

- Nedir?

- AKP’nin 354 milletvekili var.

- Tamam.

- Bunların kaçı bir daha seçilemeyecek?

- Bilemem.

- Bana göre en az 200’ü bir daha seçilemeyecek.

- Neden?

- Aday bile yapılmayacaklar da ondan.

- Ne var bunda?

- Psikolojik etki yaratır.

- Ne yapar yani?

- Madem aday bile olamayacağım o zaman benden sonra tufan diyebilir pek çoğu.

- O zaman ne olur?

- Cumhurbaşkanı 4 turda seçilemediği için erken seçime gidilir.

- Sezer seçime kadar yerinde kalır.

- Aynen.

- Ben Arınç’ın buna neden olabileceğini sanmıyorum.

- Sen yine sanma, ama ben AKP’den geldim biliyorsun. Partinin içi şu anda arı kovanı gibi.

- Yok canım belli olmuyor.

- Bekle biraz daha.

*****

Mayolu fotoğraf
Yıl 1996. Ankara’da bir kapalı yüzme havuzu. Eşleri etkin görevlerde olan tesettürlü 6 kadın havuzu tamamen kapatıp birlikte güzel bir gün geçirmeye karar veriyorlar.

6 kadın havuza geliyor, kapılar kapanıyor. Kadınlar başlarını açıp mayolarını giyiyorlar ve iki saat boyunca yüzüp eğleniyorlar.

Ancak daha önce havuza monte edilen bir fotoğraf makinesi ile gizlice bir makara film çekiliyor.

11 yıl önce kadın kadına havuz sefası yapan kadınlardan üçünün eşleri bugün çok önemli iktidar görevinde.

Ve rivayete göre yine iktidar içinde olan ve bir tür iktidar savaşı veren biri yıllar önce çekilen bu fotoğrafları elinde tutuyor.

Şantaj mı yapıyor? Hayır şu ana kadar bu konuda hiçbir adım atmış değil. Ancak etkin görevdeki yetkililerden biri, eşinin mayolu fotoğrafının bu kişi elinde olduğunu biliyor.

Bir şey yapıyor mu? Hayır. Belki de bunun yayınlanmasına ihtimal vermiyor.

İşte Ankara’daki üstü açık dedikodulardan biri bu.

*****

Kıbrıs’ta asıl kavga polis için
Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Genelkurmay’ı karşı karşıya getiren Lokmacı Köprüsü ile ilgili haberler gündemden düşmeye başladı.

Ancak Kıbrıs’taki bilek güreşinin bitmediği, bundan sonra daha da sertleşeceği belirtiliyor.

Kıbrıs’lı eski bir gazeteciden aldığım bilgiye göre Mehmet Ali Talat’ın asıl amaçlarından biri Kıbrıs polisini tamamen kendine bağlamak.

Şu anda Kıbrıs’taki polis teşkilatı Kıbrıs Güvenlik Komutanlığı’na bağlı. Bu komutanlık teknik olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin askeri kuvveti gibi görünüyor ama komutanı da subayları da Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu.

Bu nedenle KKTC polisi tamamen askerin eğitim ve kontrolünde.

Talat ise kendi güvenlik gücünü kurmayı hayal ediyor. Bu nedenle ısrarla polisin Kıbrıs Güvenlik Komutanlığı’ndan alınarak İçişlerine bağlanmasını istiyor.

Talat bu konuda kamuoyu oluşturmak için polis teşkilatına 3 bin yeni polis alınacağını açıkladı. Ancak polis teşkilatı kendisine bağlanmadan bunu yapmayacak.

Genelkurmay ise polisin ayrılmasından sonra karşı taraftan “Türk askeri çekilsin” baskılarının artacağından endişe ederek Talat’ın bu planına karşı çıkıyor.

*****

PKK’nın Amerika için önemi yok ki
Amerika Dışişleri Bakanı Rice PKK için terör örgütü demek yerine “Kürt İşçi Partisi” demeyi tercih etti. Herhalde bu bir dil sürçmesi değil. Dünyayı parmağında oynatan kadın bakan aslında Amerika’nın PKK’ya nasıl baktığını resmen göstermiş oldu.

Bu durumda Türkiye’nin “Amerika sözünü tutmuyor, PKK’ya yönelik hiçbir şey yapmıyor” diye sızlanmasının hiç bir anlamı kalmıyor.

Ayrıca olaya bir de şöyle bakalım. Kürtler Amerika için ne ifade ediyor?

Bölgede tek bir Kürt toplumu yok ki. Irak’ta yaşayan Kürtler var. İran’daki Kürtler var. Ayrıca Suriye’de de önemli ölçüde Kürt yaşıyor. Türkiye Cumhuriyeti topraklarında da Kürt nüfus hayli yoğun.

Peki bu durumda Amerika PKK’yı niçin sorun etsin? Sonuçta bölgedeki Kürt gruplar bir çatı altında değil. Bölgedeki genel stratejisini uygulamak varken PKK ile uğraşmanın Amerika’ya hiçbir getirisi yok.

Boşuna Amerika’dan adım beklemeyelim. Terör kimsenin değil bizim sorunumuz.

DİĞER YENİ YAZILAR