Anayasa Mahkemesi alabildiğine yıpratılıyor ki artık iş yapamasın!

Haberin Devamı

İktidar ve yandaşları bütün işi gücü bıraktı sadece Anayasa Mahkemesi’ne saldırıyor. Amaç, Anayasa Mahkemesi üzerinde kuşku bulutları oluşturmak ve bu mahkemenin alacağı kararları şaibeli hale düşürmek.

Başbakan bile aslında bir anayasa suçu işleyerek “Ana Muhalefet Mahkemesi” tanımını kullanıyor. İcranın başındaki kişi olarak demokrasinin temelini oluşturan “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin bacaklarından biri olan yargıya bu kadar ağır hakaret etmesi en hafif deyimle son derece yakışıksız aynı zamanda.

Anayasa Mahkemesi’ne saldırı için, kurumun içinden biri seçildi. Sadece faşist darbeci bir zihniyetin kabul edeceği biçimde “Anayasa Mahkemesi kararlarını yok sayın” diyen bu kişi şimdi iktidar ve yandaşlarının en sevdiği isim.

Bu kişinin AKP’nin Erdoğan’dan sonraki liderliğine mi oynadığını sorduğum, eskinin 28 Şubat’çısı şimdi kendisini “Ben Ak Partiliyim kardeşim” diye tanımlayan bir gazeteci, “Ne Ak Partisi yahu adam ateist” karşılığını vermişti.

AKP’nin yargıyla elbette çok ciddi sorunları var. Hemen her konuyu hakka, hukuka, demokrasiye ve Anayasa’nın hükümlerine aykırı biçimde kotarmaya çalıştığı için her seferinde yargı duvarına çarpıyor.

İşte Anayasa değişikliği ile yargıyı ele geçirmek istemesinin temel nedeni bu.

Bugün sadece Anayasa Mahkemesi’nin AKP’nin hangi konulardaki ataklarını “Anayasa’ya aykırı olduğu” gerekçesiyle geri çevirdiğine bakmak istiyorum:

* MAYINLI ARAZİ: İktidar Suriye sınırındaki mayınların İsrail firması tarafından temizlenmesini ve bu ülkeye 40 yıllığına kiralanmasını yasayla kabul ettirmek istedi. Anayasa Mahkemesi iptal etti.

* YÖK: İktidar YÖK kadrolarını sadece kendi belirlemek istedi ve yasa çıkardı. Anayasa Mahkemesi iptal etti.

* MEMUR MAAŞI: Memurlardan alınacak vergilerin artırılması için yasa çıkardılar. Anayasa Mahkemesi iptal etti.

* ORMAN ARAZİLERİ: Orman arazilerini iştahla bekleyenlere peşkeş çekmek için yasa çıkardılar.

* YABANCIYA İMTİYAZ: Türk vatandaşları tahvil gelirlerine yüzde 10 stopaj öderken yabancılara vergi imtiyazı tanıyan yasa çıkardılar. Anayasa Mahkemesi iptal etti.

* EMEKLİLİK: Adeta mezarda emeklilik hakkı kazandıran yasayı geçirdiler. Anayasa Mahkemesi iptal etti.

* YABANCIYA TOPRAK: Yabancılara kontrolsüz toprak satışı için yasa çıkardılar. Anayasa Mahkemesi iptal etti.

* TELEFON DİNLEME: Telefon dinleme işini Başbakan’a bağlı bir birime verdiler. Anayasa Mahkemesi iptal etti. (Ancak uygulama aynen sürüyor, mahkeme kararını takmıyorlar.)
Anayasa Mahkemesi bu konularda çıkan yasaları “canı öyle istediği” veya “muhalefetin güdümünde” olduğu için iptal etmedi. Bu yasalar hukuk, demokrasi ve anayasa kuralları çiğnenerek hazırlanıp, “kaldır parmak, indir parmak” yöntemiyle Meclis’ten geçirilmişti.

Devletin tüm birimlerini ele geçirme planını başarıyla uygulayan AKP, son kale olarak gördüğü yargıyı da tamamen ele geçirmek için son Anayasa değişikliklerini yaptı.
Anayasa Mahkemesi’nin bu değişiklikleri iptal etme ihtimali elbette iktidar ve yandaşlarının uykularını kaçırıyor.
Bu nedenle Anayasa Mahkemesi’ni çalışamaz hale getirmek istiyorlar. Sonunda demokrasi, hukuk katledilecekmiş, kimin umrunda.


*****


Üst düzey
komutanların
itibarı hiç kalmamış


Dünkü yazıma inanılmaz tepki geldi. Pek çok TV kanalı yazımı aynen okudu, okur yorumlarında şaşırtıcı bir patlama oldu, telefonumu bilip arayanlara cevap yetiştirmekte çok zorlandım.

Tüm bunlardan çıkan bir sonuç var: Çok üzücü ama gerçek. Türk halkının önemli bir bölümünün Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üst düzey yönetimine güveni kalmamış.

Ordunun tepesi müthiş bir itibar erozyonu yaşıyor.

Askerlerimiz şehit ediliyor. Askeri birliklere saldırılar yapılıyor. Ülkenin bir bölümü mayından geçilmiyor.

Sonuç: Sıfır. Şehit cenazelerinde ağdalı mesajlar, duygusal mektuplar dışında hiçbir şey olmuyor.

Okurların çok önemli bir bölümü son olaylarda elbette tüm sorumluluğun askerde olmadığını da belirtiyordu gözyaşlarına boğulan mesajlarında. Doğru. Bunu aylardır söylüyorum. İktidarın PKK terörü konusundaki aymazlığını, askerin elini kolunu bağlayan tutum ve davranışlarını adeta haykırarak anlatmaya çalışıyorum. Peki bu sadece benim görevim mi? Asker neden susar, eğer eli kolu bağlıysa neden bunu açıklamaz? İstihbarat alamıyorsa, hareket kabiliyeti sınırlanmışsa bunu neden söylemez de sadece cenaze kaldırır?
Ve neden bir kişiyi bile yakalayamaz?

Bu ülkenin MİT’i, Emniyet İstihbaratı nerede? Birliklere yapılacak saldırıların krokilerini, fotoğraflarını hatta yapacakların isimlerini bile saptayabilirken neden engel olamaz ya da olmaz?

Yoksa bütün bunların sırrı Dolmabahçe ve Çankaya’da yapılan ve sadece halktan değil ilgili olan herkesten de saklanan görüşmelerde mi yatıyor?

Darbe yapılacağı öne sürülen dönemin Genelkurmay Başkanı elini kolunu sallayarak ortada gezer ve şimdiki Genelkurmay Başkanı ile namazda saf tutarken, onlarca general ve subay ne olduğu belirsiz suçlamalarla hapishanelere atılıyorsa insanın aklına başka şey gelmiyor ki.


*****


Tatbikattan mahkemeye

Aslına bakarsanız “Böylesi bizde bile olmaz” derdim. Ama oldu ve olmaya da devam ediyor. Üstelik herkes de seyrediyor.

Konumuz basit: “Kafes” adı verilen bir dava sürdürülüyor. Deniz Kuvvetleri’nin subayları akla hayale gelmeyecek şekilde suçlanıyor. Belge derseniz, karışık, tarihler birbirini tutmuyor. Tabii telefon konuşmalarının kaydı var iddianamede. O zaman suç kesin demek biliyorsunuz.

Buraya kadar zaten her şey garip de, asıl garip olan şu: Bu davanın en birinci sanığı Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Kadir Sağdıç. Komutan önceki gün mahkemeye geldi, duruşmaya katıldı.

Ama nereden geldi biliyor musunuz? Türkiye’nin güvenliğini sağlamak için yapılan bir tatbikatı yönetmekten. Bir saat önce “düşmanla çarpışan” amiral “terörist” suçlamasıyla hâkim önüne çıktı.

Terörist olarak suçlanan bir amiral nasıl görevinin başında oturur? Bu soruyu sorunca “Baskı, asker vesayeti” gibi saçmalıklar ileri sürenler var.

Türkiye bir hukuk devleti. Eğer o komutan(lar) hukuken görevden alınacak olsalar buna kimse engel olamaz. Ama belli ki iktidar da oynanan oyunu bildiğinden sesini çıkarmadan askerin adeta aç kurtlar önüne atılmasını izliyor.


*****


Türkiye’nin vizyonundaki genişleme
heyecan verici! Taksim’e cami yapılmasını tartıştığımız günler geride kaldı. Artık, “Bir gün Mescid-i Aksa’da namaz
kılmaktan” bahsediyoruz. (Gani Yıldız)

DİĞER YENİ YAZILAR