Hepimiz işi gücü bıraktık askeri yargı-sivil yargı kavgası yapıyoruz. AKP’li oldukları için sadece kendilerini demokrat zannedenler “askeri yargıya karşı çıkarak” daha da demokrat olduklarını göstermeye çalışıyor.
Pek çok ülkede askeri mahkemeler var. Bazılarında askeri yargı da var. Bizde ikisi de var.
Ama herhalde bizden başka hiçbir ülkede askeri yargının olmasının demokrasiyi yıkmak anlamına da geldiği tartışılmıyor.
Bizim sözde demokratlar ne kadar demokrat olduklarını göstermek için şimdi de askeri yargıyı yerden yere vuruyor.
Amaç belli tabii, askeri nereden olursa olsun vurmak, küçük düşürmek ve etkisiz hale getirmek.
Böyle olunca hedefe giden yoldaki engeller tamamen kaldırılmış olacak.
Son tartışma ise geceyarısı geçirilen bir yasa maddesi. Buna göre asker kişiler de ağır cezalık bir suç işlerlerse sivil mahkemelerde yargılanacak.
AKP ve yandaşları sevinç ve zafer çığlıkları atarak “darbelere karşı büyük bir demokratik darbe vurulduğunu” ileri sürüyorlar.
Darbecilerin sivil mahkemede yargılanacağı yolunda yasalar çıkarın. Darbeyi kafasına koyan için ne fark edecek? Darbe başarılı olursa o yasaların hiçbir anlamı kalmaz, darbeci kendi yasasını yazar, millete de onaylattırır.
Yok zaten darbe başarısız olursa, sivil mahkemelere bile gerek yok. Başarısız darbe yapanın kellesi de gitmiyor mu?
Örneğin bugün Amerikan ordusu yönetimi ele geçirmek için darbeye kalkışsa kim engel olabilir? Polis teşkilatı mı, FBI mı, CIA mi, NSA mi? Hiçbiri. Amerikan ordusunun yapacağı bir darbeyi yine Amerikan ordusu önleyebilir!
Bu bizde de, İngiltere’de de, İtalya’da da, Fransa’da da, dünyanın tüm demokratik ülkelerinde de böyledir.
Çünkü elinde silah tutan asker darbeye kalkıştığında “Darbe yapanı sivil mahkemede yargılarım” diyerek bunun önüne geçemezsiniz.
Darbe, gerçek anlamda demokrasi ve hukuk devletini kurduğunuzda zaten kendiliğinden ortadan kalkar. Bu nedenle Batılı demokratik ülkelerde kimsenin aklına darbe gelmiyor.
Bu nedenle geceyarısı yasalarla oynamak ne demokratlıktır ne de darbeleri önler.
Yargıyı iki başlı olarak niteliyor ve bunu düzeltmek istiyorsanız yangından mal kaçırır gibi yasalar çıkarmak yerine ortak akılla, dengeleri bozmadan, kurumları rencide etmeden ve ettirmeden sorunu çözersiniz.
İstanbul’da farklı bir vali yardımcısı
Geçen hafta “Çorumlular” bir araya geldik. “Çorumlular” dediğim, gerçekten bu güzel Anadolu kentinde doğanlar değil, birkaç ay önce Hitit Üniversitesi’nin düzenlediği panele katılanlar.
Çorum’un başarılı halkla ilişkilercisi Meryem Özel, Çorum’la ilgili yeni projeleri konuşmak için İstanbul’a gelmiş. Çorum’daki panele katılan bizleri aradı. Deniz Adanalı, Vural Gökçaylı ve ben Malta Köşkü’nde bir araya geldik. Nevval Sevindi, İstanbul dışında olduğundan Mehmet Altan ise trafiğe takıldığından bize katılamadı.
Bu buluşmada Meryem Özel bizi İstanbul’a yeni atanan Vali Yardımcısı Orhan Öztürk’le tanışırdı. “Nasıl olur, Çorum’dan gelen biri sizi İstanbul Vali Yardımcısı ile mi tanıştırdı?” demeyin, çok normal çünkü Öztürk bir dönem önceki Çorum İskilip Belediye Başkanı’ymış. Öztürk çok ilginç bir kişi. Uzun yıllar efsane vali Recep Yazıcıoğlu’nun yardımcısı olarak görev yapmış. Erzincan ve Denizli’de birlikte olmuşlar.
Yazıcıoğlu elim bir kazada öldükten sonra Öztürk, AKP’nin teklifini kabul ederek İskilip’e belediye başkanı olmuş. Başkanlığı sırasında tıpkı Recep Yazıcıoğlu gibi ilçede birçok yeniliğe imza atmış.
Ama seçim dönemi gelince bir daha belediye başkanı olmak istememiş. Tekrar devlet görevine geri dönmüş. İstanbul’a Vali Yardımcısı olarak atanmış.
Orhan Öztürk 17 vali yardımcısından biri olarak Darülaceze’den sorumlu. Bu göreve başladığı birkaç ay içinde bile Darülaceze’ye yenilikler getirmiş. Yakın bir gelecekte ziyaret etme ve Darülaceze’yi yakından görme sözü aldım.
Bayılıyorum (!) bu yalanlara
Ülkenin neredeyse çivisi çıkmış durumda, ama devletin en tepesinde oturanlar “kurumlar arasında hiçbir anlaşmazlık olmadığın” söyleme yarışı içinde.
Gördüğümüz her şey sanal, aslında devletin tepesi adeta “tek vücut, tek yürek” halinde.
Genelkurmay Başkanı açıklama yapıyor. Başbakan inanmadığını ima ediyor, savcılar anında harekete geçip albay operasyonu yapıyor.
Meclis demokrat olmayı askere tokat atmak olarak görüp geceyarısı yasa çıkarıyor, nezaketen muhalafete de ilgili kuruma da bilgi vermiyor.
Ama sorarsanız devletin tepesinde her şey son derece normal. Her şey normal olduğu için dün Başbakan da Genelkurmay Başkanı da ne konuştuklarını halka da açıkladılar değil mi?
İskilip dolması
İstanbul’un yeni Vali Yardımcısı Orhan Öztürk, Çorum İskilip Belediye Başkanı’yken çok ilginç bir projeye imza atmış. İskilip’in çok ünlü “İskilip dolması” için Türk Patent Enstitüsü’nden patent almış.
Artık İskilip dolması patentli bir ürün, kimse bu yemeği İskilip’in elinden alamaz.
Hep duyardım da, İskilip dolmasının nasıl bir şey olduğunu bilmiyordum. Onu da öğrendim.
Bu yemek koca bir kazanda yapılıyor. Et, soğan, biber gibi malzemeler kazanın içine konuyor. Bunun üzerine yerleştirilen üç ayaklı bir dayanak üzerindeki bir tencereye pirinç konuluyor. Sonra kazanın ağzı sıkıca kapatılıyor ve kısık ateşte 12 saat pişiriliyor.
O etler 12 saatte ilik gibi olurken, et suyunun buharı da pilavı pişiriyor. Pilav et rengini alıyormuş piştikten sonra.
İnsanın yazarken bile ağzı sulanıyor. Çorum’a ilk gidişimde mutlaka yiyeceğim.

